YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/27554
KARAR NO : 2015/1327
KARAR TARİHİ : 21.01.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi… tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun, takibe dayanak bononun kambiyo senedi vasfında olmadığı iddiasıyla icra mahkemesine başvurarak takibin iptalini talep ettiği, mahkemece istemin kabulü ile takibin iptaline ve alacaklı aleyhine tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır.
İİK’nun 170/a-son maddesinde, “her ne suretle olursa olsun, … borç kısmen veya tamamen kabul edilmiş ise” takip dayanağı belgenin kambiyo senedi vasfını taşımadığı nedeni ile takibin iptal edilemeyeceği düzenlemesine yer verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun ”Taleple Bağlılık İlkesi” başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında, ”Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez, duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir” düzenlemesi getirildiği, aynı Kanunun 297/c maddesinde ise; kararın; ”Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” içermesi gerektiği hususları getirilmiştir.
Somut olayda borçlu, icra mahkemesine başvurusunda 28.06.2012 vade tarihli 15.000 TL bedelli çekin aslında 5.000 TL bedelli iken başına “1” rakamı eklenerek 15.000 TL bedelli haline getirildiğinin keşide tarihinin ise 28.11.2011 tarihi iken tahrifte 28.06.2012 tarihine dönüştürüldüğünü beyan ettiğine göre iş bu beyan borcun 5.000 TL’lik kısmının kabulü anlamı taşımaktadır. Bu durumda İİK’nun 170/a-son maddesinin uygulama yeri bulunmadığından anılan hükme dayalı olarak takibin iptaline karar verilemez. Nitekim mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu çek bedelinin “5.000 TL” iken yapılan tahrifatla “15.000 TL” haline dönüştürüldüğü de belirlendiğine göre, alacaklının, çekin tahrifattan önceki bedeli olan “5.000 TL” üzerinden kambiyo hukuku mucibince takip yapma hakkı bulunmaktadır.
O halde, mahkemece borca kısmi itirazın kabulü ile takibin 5.000 TL’sını aşan kısmı yönünden İİK’nun 169a/5. maddesi gereğince durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, kambiyo vasfına haiz olmadığından bahisle taleple bağlılık ilkesi gözardı edilerek yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir.
Diğer taraftan, takip İİK’nun 170/a maddesi kapsamında iptal olunduğuna ve anılan madde kapsamında bu halde tazminata hükmolunacağına dair yasal bir düzenleme bulunmadığı halde tazminata hükmolunması da doğru değildir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.