YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7181
KARAR NO : 2015/4614
KARAR TARİHİ : 02.04.2015
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/01/2014 tarih ve 2012/101-2014/6 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 31/03/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin ortağı ve yöneticisiyken 13/05/2009 tarihli hisse devir sözleşmesi ile şirket ortaklığından ve yöneticiliğinden ayrıldığını, vergi daireleri tarafından şirketin geriye dönük 5 yıllık defter ve kayıtlarının incelenmasi sonucu 2004 ve 2005 mali yıllarında alınan çeşitli faturaların sahte olduğunun, bunun karşılığı KDV indiriminden faydalandığının, fatura bedelleri ödenmediği halde ödenmiş gibi gösterildiğinin tespit edildiğini, şirkete yüklü miktarda vergi, vergi cezası, usulsüzlük cezası, faiz vb kalemlerden oluşan bir ödeme çıkarıldığını, davacı şirketin oluşan zararı en aza indirgemek için “Tarhiyat Öncesi Uzlaşma” isteminde bulunmak zorunda kaldığını, uzlaşma sonucu davacı şirketin 2004 mali yılı için 15.11.2009 tarihinde 105.150,00 TL, 2005 mali yılı için 21.09.2010 tarihinde 67.700,00 TL ödemeyi vergi dairesine yaptığını, 2004 yılı için sahte olduğu tespit edilen bir kısım faturanın düzenleyicisi …’ye 14.12.2004 tarihli çek ile 94.614,28 TL ödeme yapılmış gibi gösterildiğinin anlaşıldığını, sahte fatura karşılığı ödendiği bildirilen bu paranın söz konusu şirkete ödenmediğini, ancak davacı şirketten tahsil edildiğini ileri sürerek, 2004 yılı mali zararı olan 105.150,00 TL’nin zararın doğduğu tarih olan 15.11.2009 tarihinden itibaren, 2005 mali yılı zararı olan 67.700.00 TL’nin zararın ortaya çıkıp ödendiği tarih olan 21.09.2010 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte, alınan sahte fatura karşılığı ödenmiş gibi gösterilip ödenmediği inceleme sonucu öğrenilen 94.614,28 TL’nin çekin ödenme tarihi olan 14.12.2004 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında yapılan 13/05/2009 tarihli protokol ile müvekkilinin ibra edildiğini, protokolün diğer bir konusunun davalının davacı şirkette bulunan hisselerin tamamını davacı şirket müdürü dava dışı …’a veya onun göstereceği üçüncü bir kişiye devrinin hüküm ve sonuçlarına ilişkin olduğunu, ibraya ilişkin protokol ve çek listesi gereğince davacının müvekkilinden isteyebileceği hiçbir hak ve alacağının olmadığını savunarak, davanın yetki, zaman aşımı ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, uzlaşma sonucu her iki yıl için düzenlenen faturalar ile ilgili davacı şirketin 172.850,00 TL ödeme yaptığı, iki ortaklı olan davacı şirkette faturaların düzenlendiği tarihte davalı ile birlikte ortak olan …’ın şirketi münferiden temsil ettikleri ve ortaklar arasında iş bölümü yapılmadığı, vergi dairesine ödenen
172.850,00 TL zararın paylara göre hesaplandığında davalının payına düşen miktarın 86.425,00 TL olduğu, zarardan birlikte sorumlu oldukları kabul edilerek zararın yarısının davalıdan tahsilinin uygun görüldüğü, ortaklar arasındaki ilişkinin tüzel kişi şirketi bağlamayacağı, davalının zaman aşımı def’inin yerinde olmadığı, usulsüz faturadaki KDV indirimine dayanarak kişilerin hak iddia edemeyeceği, ancak dava konusu çeke ilişkin davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2)Dava, davacı şirketin eski müdürlerinden olan davalının şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, iki ortaklı olan davacı şirkette faturaların düzenlendiği tarihte davalı ile birlikte ortak olan dava dışı …’ın da şirketi münferiden temsil ettiği, sonuçta ortaklar arasında iş bölümü yapılmadığı, vergi dairesine ödenen 172.850,00 TL zararın paylara göre hesaplandığında davalının payına düşen miktarın 86.425,00 TL olduğu, zarardan davadışı anılan ile davalının birlikte sorumlu oldukları kabul edilerek zararın yarısının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa, mülga TTK’nın 556. maddesi delaleti ile aynı yasanın 336/5. bendi hükmüne göre gerek kanunun, gerek anasözleşmenin kendilerine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmeyen müdürler şirkete karşı müteselsilen sorumlu olup, bu bağlamda davacının şirket olduğu da nazara alınarak dava konusu zararın tamamının herhangi bir şirket müdüründen istenebileceği kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı şirketin hükmedilen zararının tamamını davalıdan isteyebileceği ilke olarak kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekiren yanlış ilkeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.427,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.