YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18754
KARAR NO : 2015/4158
KARAR TARİHİ : 25.03.2015
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/06/2014 tarih ve 2013/73-2014/132 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin “…” ve “…” esas unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali oluşturacak şekilde benzer nitelikteki “…” ibaresi için 2010/69415 sayılı marka tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin başvuruya adına tescilli 207419, 99/004782, 99/006342, 2005/05637, 2009/11345 sayılı markalarını mesnet göstererek itiraz ettiğini ancak, önce Markalar Dairesi, daha sonra TPE YDİK tarafından itirazının reddedildiğini oysa, markalar ile kapsadığı mal ve hizmetler benzer olduğu gibi, davalının önceki tescili markası dava konusu marka başvurusunun farklı olduğunu ve davalının kötüniyetli olarak markasını giderek müvekkili markalarına benzetmeye çalıştığını ileri sürerek, TPE YDİK’nın 27.2.2013 tarih, 2013-M-666 kararı sayılı kararının iptali, davalının 2010/69415 sayılı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, YDİK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, markalar benzer olmadığından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkili başvurusunun adına tescilli önceki markanın serisi niteliğinde olup, müvekkilinin “…” ibaresi üzerinde müktesep hakkı olduğunu, davacının “…” markasının tanınmış marka olmadığı gibi, kötüniyet iddiasının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka başvurusu ile davacı markalarının kapsadığı mal/hizmetlerin aynı, aynı tür veya benzer olduğu, davacıya ait markalarda yer alan “…” ibaresi dolayısıyla “…” asıl unsurlu davalı başvurusunun işitsel, görsel, kavramsal olarak benzer oldukları, en azından KHK’nın 8/1 hükmü uyarınca idari, ticari, ekonomik bir bağlantı olduğu ihtimali nedeniyle ortalama tüketicinin işaretleri ilişkilendirilip karıştırılabileceği, öte yandan davalının 2004/15273 sayılı markasında kullanılan görsel unsurların başvurudan farklı olduğu yine, başvuruda “sütman” ilavesi tali
unsura karşılık gelse de başvurunun önceki markadan farklılaştığı, bunun yanında başvurudaki sözcüğü içeren sözcüklerin sol ve sağ tarafında yer alan mavi yeşil renkteki kalbi anımsatan şekil ilavesinin de davacının önceki tarihli itiraza mesnet markalarında yer alan şekil kombinasyonuyla benzer renk ve çizgisel unsurları kapsadığı, bu nedenle davalı başvurusunun mallar itibariyle 2004/15273 sayılı marka ile örtüşmesine rağmen işaretler yönünden davacı markalarına yanaşma ve karıştırılma ihtimalini artırdığı, önceki markadan uzaklaşılmak suretiyle davacı markalarına yanaşmak kastı içeren başvuru yönünden 2004/15273 sayılı markanın müktesep hak oluşturamayacağı ayrıca, davacının “…” ve “…” ibarelerini taşıyan markalarının da “…” ibareli şemsiye markalarından ayrı olarak yoğun kullanım ve tanıtım sonucu tanınmışlık kazandığı, anılan tanınmışlık düzeyinin karıştırma ihtimalini artıran bir etki yarattığı gerekçesiyle, davanın kabulüne ve TPE YİDK’nın 2013-M-666 sayılı kararının iptaline, 2010/69415 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre,davalı vekillerinin ayrı ayrı tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekillerinin ayrı ayrı bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 25/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.