Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/17146 E. 2015/20234 K. 08.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17146
KARAR NO : 2015/20234
KARAR TARİHİ : 08.09.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından borçlu hakkında genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız icra takibinde, borçlunun 07.08.2014 tarihinde icra mahkemesine başvurusunda; örnek 7 numaralı ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu, usulsüz tebligat ve takipten 04.08.2014 tarihinde haberdar olduğunu beyan ederek, ödeme emri tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesini talep ettiği, mahkemece, dosya üzerinde yapılan inceleme ile; ‘tebliğ işleminin TK’nun 21. ve Tebligat Yönetmeliği’nin 30. maddelerine uygun olduğu’ gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 16.maddesine göre; “Kendisine tebligat yapılacak şahıs, adresinde bulunmazsa tebliğ, aynı konutta oturan kimselere veya hizmetçilerden birine yapılır.” 4829 Sayılı Kanun ile; Tebligat Kanunu’nun 16. maddesinde yer alan “birlikte oturan ailesi efradı” ibaresi, “aynı konutta oturan kişiler” şeklinde değiştirildiğinden, muhatap adına kendilerine tebligat yapılacak aynı konutta oturan kişiler, aile fertleri, yakın ve uzak akrabalar veya hizmetçilerden biri olabileceği gibi, bu kimseler dışında kalan ancak muhatapla birlikte oturan diğer kimseler de olabileceklerdir. Muhatapla birlikte oturma şartının gerçekleşmiş sayılabilmesi için muhatapla aynı çatı altında oturmak yetmeyip, aynı daireyi paylaşmış olmak gerekir.
Tebligat Kanunu ve Tebligat Yönetmeliği, tebliğ belgesindeki işlemin aksinin iddia edilmesi halinde, bunun tahkik şeklini ve yöntemini göstermemiştir. Mahkemece, her somut olayın özelliği, cereyan şekli, gerçekleşen maddi olgular en ufak ayrıntılarına kadar gözönünde bulundurup iddia tahkik edilmelidir. H.G.K.nun 7.4.1982 tarih ve 1377-337 sayılı kararında da benimsendiği üzere, tebligat parçasında yazılı olan hususun aksi her türlü delille ispatlanabilir.
Ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğu yönündeki iddia, mahkemede her türlü delille kanıtlanabilir. HGK.nun 2003/12-600 Esas-606 Karar ve 22.10.2003 tarihli kararında da işaret edildiği gibi; “borçlu vekili, şikayetinde maddi vakıalara da dayanarak tebligatın usulsüzlüğünü öne sürdüğüne göre, duruşma açılıp, ileri sürülen maddi vakıaların incelenmesi zorunludur”.
Somut olayda, örnek 7 numaralı ödeme emrinin, borçlunun; “…” adresinde, “Muhatap o anda evde olmaması sebebiyle muhatap yerine muhatap ile birlikte aynı konutta sürekli oturduğunu beyan eden görünüşe göre 18 yaşını bitirmiş Tebligat Kanunu madde .. ve ehliyetli, olan …’e tebliğ edildi” şerhi verilerek, Tebligat Kanunu’nun 16. maddesine göre tebliğ edilmek istendiği görülmüştür.

Şikayetçi, … ile “aynı konutta oturduğu”na yönelik tebliğ mazbatasındaki beyanın aksine, farklı adreste oturduklarını iddia ettiğine göre, mahkemece, duruşma açılarak HGK kararı uyarınca borçlunun ileri sürdüğü hususlarla ilgili deliller toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dosya üzerinde yapılan eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

L.B.