YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/301
KARAR NO : 2015/20907
KARAR TARİHİ : 18.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Katılanın, ilgili … şirketleriyle sözleşme imzalayarak evinde baz istasyonu kurulmasına izin verdikten sonra mahalle sakinlerinin, sağlıklarını tehlikeye düşürdüğü gerekçesiyle katılandan bu sözleşmenin iptalini istedikleri ve bu yönde eylem yaptıkları, toplanan kalabalık içindeki çocukların, katılanın evine ve işyerine doğru taş atarak ev ve işyerinin camlarını kırdıkları, sanıkların da bu kalabalık içerisinde durarak taş attıkları veya çocukları azmettirmek suretiyle mala zarar suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31/03/2009 tarih ve 2008/6-256 Esas ve 2009/79 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddiaların, sanıkların aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkumiyetinin, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın, hiçbir kuşku ve başka bir türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği dikkate alınarak; somut olayda, sanıkların aşamalarda değişmeyen ifadelerinde suçlamaları kabul etmedikleri gibi suçu işlediklerine dair tanık veya başkaca bir delil bulunamadığı, tanıkların tamamına yakının sanıkların taş atmadıklarını belirttikleri, gerçekte taş atan çocukların kim olduğunun tespit edilemediği, olay yerinde kamera görüntülerinin bulunmadığı, bu nedenlerle sanıkların mahkumiyetlerine yeter kesin ve inandırıcı delil de bulunmadığının anlaşılması karşısında, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 18/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.