Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/17250 E. 2015/4777 K. 07.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17250
KARAR NO : 2015/4777
KARAR TARİHİ : 07.04.2015

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.05.2012 gün ve 2011/78-2012/50 sayılı kararı bozan Daire’nin 07.03.2014 gün ve 2012/15371-2014/4364 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan 04/11/2004 tarihli protokol ile davacının işlettiği … gemilerine davalı şirketin mülkiyet ve tasarrufunda olduğu belirtilen Ambarlı’daki kabotaj iskelesinde tahmil-tahliye hizmeti vermesi konusunda 5 yıl süreyle anlaşmaya varıldığını, sözleşmenin 14/07/2005 tarihine kadar uygulandığını, 14/07/2005 tarihinde sözleşmeye konu … rampasının 1/1000 ölçekli imar planına aykırı ve ruhsatsız olduğu gerekçesiyle Belediye tarafından mühürlendiğini, rampanın mühürlenmesi nedeniyle müvekkilinin 41 gün boyunca … gemilerini … Limanı’na yanaştıramadığından dava dışı …’ye ait rampanın kullanılması için daha yüksek fiyatla anlaşma yapmak zorunda kaldığını, müvekkilinin davalıya aylık 28.000 USD kira öderken, diğer firmaya aylık 61.000 USD ödemek zorunda kaldığını, 2007 yılı Şubat ayı itibari ile 543.317 USD fazla ödediğini, davalının baştan beri imar planına uymadan inşa ettiğini bildiğini, uyuşmazlığın BK’nın 106 – 107 ve 108/2, 248 ve 249. maddeleri uyarınca yorumlanarak zararlarının tazmin edilmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davalının sözleşmeye aykırı davranışı ile uğradıkları 1.013.735 TL ve … ile yapılmak zorunda kalınan sözleşme nedeni ile fazla ödenmek zorunda kalınan 543.317 USD’nin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 04.11.2004 tarihli sözleşmenin 4. maddesinde “plan-projenin … tarafından yer ve şekil olarak kararlaştırılıp hazırlanarak davacının onayına sunulacağı, proje ve inşaat ile ilgili maliyetlerin finansmanın kısmen davacı tarafından karşılanacağı” ve 7. maddesinde” … rampasının yapımına müteakip karşılıklı mutabakat sağlandıktan sonra ilgili gemilere hizmet verilmeye başlanacağı” hükmünün bulunduğunu, bu hükümler çerçevesinde taraflar arasındaki 04.11.2004 ve 27.12.2004 tarihli sözleşmelerin geçerliliğinin revize imar planının gerçekleşmesi şartına bağlı olduğunu, iskele yapımı ve çalıştırılmasının İmar Kanunu ve Kıyı Kanunu hükümlerine göre izin ve ruhsata tabi olup bu hususu davacının anılan sözleşme hükümleri ve iştigal konusu gereği iyi bildiğini, revize imar planı sağlanmadan imzalanan sözleşmenin BK’nın 20. maddesi uyarınca ifa imkansızlığı ile malul olduğundan
müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, davacının …’ye ödediği fiyatların makul olduğunu, müvekkili ile yapılan sözleşmedeki fiyatların rayiç rakamlardan düşük olduğunu, bunun ise revize imar planı çalışmalarının tamamlanmamış olmasından kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sözleşmeden doğan borcunu kusurlu olarak ifa edemeyen, akdin kurulmasından evvel akdin konusunun imkansız olduğunu bilerek buna rağmen karşı tarafla (…) bir sözleşme akdettiği anlaşılan ve davacının iskele inşaatına ilişkin ruhsat eksikliğini bildiğini ispatlayamayan davalının BK’nın 58, 96 ve 98 maddeleri uyarınca tam kusurlu olduğu, BK’nın 44. maddesinin uygulama yeri olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile yeni sözleşmenin kurulmasına kadar geçen dönemde çalışamamaktan kaynaklanan zarar 1.013.735 TL ile yeni sözleşmenin davacıya getirmiş olduğu maliyet farkından kaynaklanan 543.317 USD’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 07/03/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili ve davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekili ve davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekili ve davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 05,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenlerde alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 07.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.