YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7236
KARAR NO : 2015/4469
KARAR TARİHİ : 31.03.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 06/03/2014 tarih ve 2012/246-2014/92 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 31/03/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında davalı şirketin satışını yapacağı dayanaklı tüketim mallarının müvekkilince kredilendirilmesinin kararlaştırıldığını, buna göre davalıdan mal alan tüketicilerin kredi kullanmak istediğinde mali durumu hakkındaki bir kısım belgeleri (maaş bordrosu, kira sözleşmesi, hüviyet cüzdanı gibi) davalıya teslim ettiğini, davalının bu belgelerin gerçekliğini kontrol ettikten sonra kredi onayı için müvekkiline gönderdiğini, müvekkilinin gelir durumunu uygun görürse davalı müşterisi ile tüketici kredisi sözleşmesi imzalandığını, malın tüketiciye teslimine dair evrakın ibraz edildiğinde, müvekkilinin mal bedelini peşin olarak davalıya ödediğini, tüketicinin ise kredi sözleşmesindeki taksitlere göre müvekkiline ödeme yaptığını, sistem bu şekilde işlerken bir kısım müşterilerin kredi geri ödemelerini yapmadığını, müvekkilince keşide edilen hesap kat ihtarlarının müşterilere ulaşmadığını, bunun üzerine yapılan araştırmalarda bu kredilerin tahsisi için ibraz edilen tüm belgelerin sahte olduğunun anlaşıldığını, davalının tüketicilerce verilen belgelerin doğruluk ve uygunluğunu kontrol etmek yükümlülüğüne aykırı davranarak müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu, usulsüz kredi dosyalarındaki toplam zararın 20.638,70 TL, %8 oranındaki sözleşmesel cezai şartın 1.608,05 TL tutarında olduğu gibi, davalıya nakden verilip de artık hukuki dayanağı kalmayan 400 TL otomasyon geliştirme kredisinin, 60 TL işlemiş faiziyle birlikte müvekkiline iadesinin gerektiğini ileri sürerek, 22.168,70 TL’nın dava tarihinden itibaren aylık %15 sözleşme faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, talebin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı aracılığıyla davacı ile kredi sözleşmesi imzalayan bir kısım tüketicilerin davalı tarafından doğruluğu taahhüt edilen belgelerinin sahte çıktığı, davalının hem davacı ile imzaladığı 07.06.1999 tarihli sözleşme hükümleri hem de dava konusu kredi sözleşmelerindeki beyanı nedeniyle kusursuz sorumlu olarak kabul edildiği, temerrüt faizi belirlenirken 6098 sayılı TBK’nın 88, 120/2. maddelerinin nazara alınması gerektiği gerekçesiyle, 11.629,66 TL asıl alacak ve 9.980,98 TL işlemiş faizin dava tarihinden itibaren aylık %15 faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki 07.06.1999 tarihli sözleşmeye dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece tüketiciler ile davacı arasındaki sözleşmenin 4.9. maddesinde aylık %15 temerrüt faizi öngörüldüğü, ancak tüketiciden talep edilmesi mümkün temerrüt faizi oranları konusunda geçerli yasal sınırlamaların dikkate alınması gerektiği, TBK’nın 120/2 maddesindeki sınırlamalara göre davalının faiz sorumluluğunun 9.980,98 TL olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 18. maddesinde tüketiciler ile yapılan sözleşmenin 4.9 maddesine atıf yapıldığı, aylık %15 temerrüt faizinin uygulanabileceği belirtildiğinden ve taraflar tacir olduğundan TBK’nın 120/2. maddesi uygulanamayacağından belirlenen tutarın dava tarihinden itibaren %15 sözleşme faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
TBK’nın 120/2 maddesi uyarınca sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacaktır. Birinci fıkrada ise sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenecektir. 6101 sayılı TBK’nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 7. maddesine göre faize ilişkin 88 ve temerrüt faizine ilişkin 120. maddelerinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hükmü getirilmiştir.
Somut olayda, davacı ile tüketiciler arasında düzenlenen kredi sözleşmesinin 4.9 maddesinde %15 temerrüt faizi öngörülmüş, davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin 18. maddesinde ise temerrüt faizine ilişkin olarak oran belirtilmeden tüketiciler ile yapılan sözleşmenin 4.9 maddesine atıfta bulunulmuştur.
Bu itibarla, mahkemece taraflar arasındaki temerrüt faizinin TBK’nın yürürlüğe girdiği tarihe kadar tüketici sözleşmesinin 4.9 maddesinde belirtilen aylık %15 üzerinden, bu tarihten sonra ise TBK’nın 120/2 maddesindeki sınırlamalar nazara alınarak belirlenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınıp yekdiğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 31/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.