Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/18779 E. 2015/4506 K. 01.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18779
KARAR NO : 2015/4506
KARAR TARİHİ : 01.04.2015

FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/03/2014 tarih ve 2013/120-2014/49 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Karaköy-Tophane-… sahil şeridini kapsayan ve turizm merkezi ilan edilen alanda “… PROJESİ “( … Liman Turizm ve Ticaret Merkezi Projesi) hazırlanarak müvekkili tarafından projenin hayata geçirilmesi için 2002 yılında çalışmalara başlandığını, projenin “…” olarak adlandırıldığını ve bu isimle özdeşletiğini, müvekkili tarafından “…” isminin marka olarak tescili için başvuruda bulunulduğunu, “TDİ …” ibareli markanın 2013/08898, “… İSTANBUL” ibareli markanın ise 2013/08899 başvuru numarası ile koruma altına alındığını ancak, marka başvuruları sırasında “…” ibaresinin davalı adına 2010/ 03265 no ile, 18, 35, 36, 37, 39, 41 ve 43. sınıflarda tescil edildiğinin öğrenildiğini, anılan ibare üzerindeki gerçek hak sahibinin ve öncelik hakkının müvekkiline ait olup, bu proje ve ismin tanınmış marka statüsünde olduğunu, davalının kötü niyetli olup, markanın fiilen de kullanılmadığını ileri sürerek, davalı adına tescilli 2010/03265 no’lu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının marka üzerinde öncelik hakkının bulunmadığını, markanın tanınmış bir marka da olmadığını, “…” adının davacı tarafından değil, ihaleyi kazanan mimar tarafından kamuya duyurulduğunu, davacının markadan tescil tarihinden beridir haberdar olduğunu ve bu nedenle projenin adını “İSTANBULPORT” olarak değiştirerek anılan ibareyi marka olarak adına tescil ettirdiğini ayrıca, projenin adının “…” değil, “… LİMAN SAHASI” olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının “…” ibaresini 2002 yılından itibaren kullandığı, markayı tescilsiz olarak ilk kullanan ve dolayısıyla ihdas edenin davacı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalı adına tescilli 2010/… no’lu “…” ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince:
Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, mahkemece davanın kabul edilmesine ve davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmesine rağmen davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.