Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/19148 E. 2015/4356 K. 30.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19148
KARAR NO : 2015/4356
KARAR TARİHİ : 30.03.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/10/2014 tarih ve 2013/200-2014/218 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi …. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 2005 yılında yapılan başvuru üzerine … markasının müvekkili adına tescil edildiğini, davalı tarafın ise … ibaresini öne çıkararak … markasını kullandığını, … markasının müvekkiline ait marka ile benzer olduğunu, “….” kelimesinin sonuna “….” eki konmasının benzerliği ortadan kaldırmadığını, davalının tescilinin kötüniyetli olduğunu, … markasının müvekkili tarafından uzun yıllardan beri kullanıldığını ve ayırt edicilik kazandırıldığını, gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu ileri sürerek davalının markasının hükümsüzlüğünü,… sicilinden terkinini, markanın davalı tarafça faaliyetlerde kullanılmasının durdurulmasını, haksız rekabetin men’ ini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 2001 yılında kurulan bir kariyer danışmanlığı şirketi olduğunu, ticari faaliyetlerinin “…” adıyla ve…alan adı üzerinden yürüttüğünü, bu ibarenin Türkçe’ de kıvılcım anlamında gelen, İngilizce “…” kelimesinden ve akıl ve mantık anlamında gelen “…” kelimesinden oluştuğunu, müvekkilinin davacının markasından yararlanmaya çalışmasının söz konusu olmadığını, markalar arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili şirketin “…” üzerine faaliyet göstermekte olup, davacının ise “yazılım danışmanlığı” faaliyeti sunduğunu, karıştırma ihtimalinin söz konusu olmadığını, davacı tarafın bu davayı açmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın markası ile davalı tarafın markası arasında büyük oranda işitsel benzerlik ve kısmen görsel ve kavramsal benzerlik olduğu, markaların tescil kapsamındaki sınıflarının aynı ve benzer olduğu, davalı tarafın “…” markasını davalının tescil kapsamında yer aldığı haliyle 35, 38, 41 ve 42. sınıflarda kullanması durumunda ortalama tüketicilerce taraflara ait markalar arasında bağlantı kurulabileceği, davacının … ibaresini davalının marka tescilinden çok daha önce tescilli ticaret ünvanında çekirdek unsur olarak kullandığı, davalının markasının tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35, 38, 41 ve 42. sınıflar bakımından, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında markalar arasında karıştırma ihtimali olduğu gerekçesiyle davalı adına tescilli markanın 36. sınıf hariç olmak üzere, 35, 38, 41 ve 42. sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 30/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.