YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/26087
KARAR NO : 2015/1517
KARAR TARİHİ : 22.01.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi …tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından başlatılan bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte borçluların icra mahkemesine başvurarak takip konusu borcun takipten önce kısmen ödendiğini ileri sürerek borcun tamamına itiraz ettikleri, mahkemece alacağın kısmen ödendiği gerekçesi ile istemin kabulü ile takibin 39.690,00 TL’lık kısmının iptaline karar verildiği görülmektedir.
İİK’nun 169/a-1 maddesi gereğince; borcun olmadığı, itfa veya imhal edildiği resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile kanıtlandığı takdirde mahkemece itiraz kabul edilir. Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre de, borcun olmadığı, itfa veya imhal edildiğine dair sunulan belgenin takip konusu borç sebebiyle verildiğinin kabul edilebilmesi için belgede takip dayanağı senede açıkça atıfta bulunulması zorunludur.
Somut olayda, borçlular tarafından ödeme belgesi olduğu iddia edilen banka dekontları ve ekstrelerinde takip konusu senede herhangi bir atıf bulunmamaktadır. Alacaklı vekili bu ödemelerin takip konusu olmayan ve vadesi önce gelen 30.10.2012 vade tarihli başka bir senede mahsuben yapıldığını, takibin dayanağını oluşturan 30.11.2012 vade tarihli senet borcuna ilişkin ödeme yapılmadığını savunmuştur. Bu durumda alacaklının dayanak senetten doğan borca karşılık ödeme yapıldığı yönünde bir kabul beyanı bulunmadığına göre, borca itirazın İİK’nun 169/a maddesine göre usulünce ispatlandığı sonucuna varılamaz.
O halde mahkemece, ispat edilmeyen borca itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, alacaklının ödemelerin diğer bonoya istinaden yapıldığına yönelik savunmasını destekler nitelikte delil sunmadığı gerekçe gösterilerek ve bu husustaki ispat yükü ters çevrilmek sureti ile itirazın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Kabule göre de; borca itirazın kabulü halinde İİK’nun 169/a-5 maddesi hükmüne göre takibin durmasına karar vermek gerekirken takibin iptaline karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre borçluların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/01/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.