Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/11351 E. 2015/24750 K. 04.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/11351
KARAR NO : 2015/24750
KARAR TARİHİ : 04.05.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık…’ın … oto kiralama iş yerinin bulunduğu, katılan …’in çalıştığı Almanya’dan 2005 yılında Ağustos ayında Türkiye’ye geldiği, arkadaşı vasıtası ile birlikte bu iş yerine gidip 06.08.2005 tarihinde … marka … plaka sayılı aracı 600 Euro karşılığında 20 gün süre ile kiraladığı, aracın 25.08.2005 tarihinde teslim edilmesi gerektiği ve fakat katılanın kesin tarihinden bir gün önce şahitler huzurunda aracı sağlam bir şekilde sanık…’a teslim ettiği, araçta teslim sırasında herhangi bir hasarın bulunmadığı, sanık…’ın aracın teslimi sırasında ve kiralama esnasında kira sözleşmesi yanı sıra katılanın bilgisi dahilinde bir adet bono imzalattığı gibi katılanın farkına varamadığı 2 adet daha boş bonoya imza attırdığı, aracın teslimi esnasında sanık …’ın katılan …’in imzaladığı senedi ve sözleşmelerin hükümsüz kalması nedeniyle yırttığını söyleyerek bir takım evrakları huzurunda yırtıp attığı ve katılanda güven uyandırdığı, katılanın imzalarını taşıyan senetlerden bir tanesini 23.08.2005 tanzim, 23.06.2006 vadeli, borçlusu …, alacaklısı …, 25.000,00 TL olarak doldurttuğu, bu senedin kendisine ciro yolu ile intikal ettiğini kanıtlamak adına senet arkasını ticari münasebetleri ve işyeri faaliyetleri sırasında tanıdığı …’a ciro ettirdiği, bilahare ciro silsilesinin…..’a ciro ettirdikten sonra son ciranta … kaşesi üzerine bizzat kendi imzasını attığı, diğer senedi de 25.08.2005 tanzim, 24.02.2006 vadeli, borçlusu …, alacaklısı …, 35.000,00 TL, arkası …,. …’e ciro ettirip son ciranta olarak … Salonu kaşesi üzerine bizzat kendisi imzalamak suretiyle aynı anda ve zamanda … İcra Müdürlüğünün 18.12.2008 tarih 2008/17887 esas sayılı dosyasında 25.000,00 TL’lik senedi aynı tarih ve 2008/17888 sayılı dosyasında da 35.000,0 TL tutarındaki senedi borçlular …, …, …, …r aleyhlerine, 25.000,00 TL senedi de …, …, … ve … aleyhlerine icra takibine koyduğu, önce dava konusu yapılmayan 10.000,00 TL tutarındaki senedi Tebligat Kanununun 35.maddesine göre tebliğ ettirdiği, dava konusu yapılan diğer iki adet senedi de icra takibine koyduğu, ödeme emirlerinin katılana intikal etmediği, takipten katılan tarafın tanık … vasıtası ile haberdar olduğunun iddia ve kabul edildiği olayda;
06/10/2010 tarihli bilirkişi raporunda senetlerde lehdar olarak gözüken …’ın ciro imzalarının …’in eli ürünü olduğu, senetlerdeki keşideci imzalarının da katılanın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, senetlerin arkasındaki 1. Cirantanın lehdar olan …’a ait olduğu, her iki senetteki 2. Cirantanın … olduğu, 3. Ciranta olan … ve…’in senedi sanık …’ten aldıklarını beyan etmeleri, ancak son cirantanın … olduğu ve imzanın sanığa ait olduğunun belirlenmesi, sanığın ticari ilişki nedeniyle çeklerin kendisine ciro edildiğini savunması karşısında, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 24.03.1989 tarih ve 1998/1 E – 1989/2 K sayılı içtihadında açıklandığı üzere, senedin bedelsiz kaldığının ya da anlaşmaya aykırı kullanıldığının yazılı delille ispatı zorunlu olduğu nazara alınarak gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti için her iki senette ciranta olarak gözüken …’in tanık olarak beyanı alınarak senedi kimden aldığının ve ne suretle devrettiğinin sorulması, ciro silsilesinde sanığın imzasının kendi imzasından sonra geldiği anlaşılan ve senedi sanıktan aldığını beyan eden tanık …’e ne şekilde cirosunun sanığın cirosundan önce olduğunu ve …’i tanıyıp tanımadığının sorulması,…nin ticari defter ve kayıtları getirtilerek çeklerin ne suretle devredildiğinin tespitinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/05/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.