Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/20330 E. 2015/30838 K. 08.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/20330
KARAR NO : 2015/30838
KARAR TARİHİ : 08.12.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine başlandığı, örnek (7) numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra dairesine verdiği dilekçe ile yetkiye ve borca kısmi itiraz ettiği, alacaklının yetkiye itirazın kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece istemin kabul edildiği görülmektedir.
İİK’nun 50. maddesi uyarınca, para veya teminat borcu için yapılan takiplerde HMK’nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile uygulanır. Ancak takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.
6100 sayılı HMK’nun 10. maddesine göre ise sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer, öncelikle tarafların açık veya zımni isteğine göre tesbit edilir. Sözleşmede karşılıklı olarak değişik yerlerde yerine getirilecek borçlar varsa (malın teslim edileceği yer-borcun ödeneceği yer), mal teslimi için açılacak dava teslim yeri mahkemesinde, borcun ödenmesi için açılacak dava ise borcun ödeneceği yer mahkemesinde açılabilir. Ancak sözleşmede, açık veya zımni olarak sözleşmenin yerine getirileceği yerin anlaşılamadığı hallerde yetkili yer, 6098 sayılı …’nun 89. maddesine göre belirlenir. Yani davanın konusu, sözleşmeden doğan bir para borcu olup da sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise, borç alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödenir. Ancak aranacak ya da aldırılacak borçlar da TBK’nun 89/l. maddesi uygulanmaz. Ne var ki HMK.nun 10. maddesi hükmü yalnız hukuken geçerli olan sözleşmelerden doğan davalar hakkında uygulanacağından, geçersiz olan sözleşmelerden doğan davalarda, sözleşmenin ifa yerinde dava açılamaz (sebepsiz iktisap gibi). Bu durumda ancak genel yetkili yer olan davalının ikametgahında dava açılabilir.
Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 2001/12–1162–1191 sayılı kararında da yukarıda açıklanan kurallar benimsenerek “HUMK’nun 10. maddesine göre sözleşmeden doğan davalarda tarafların sözleşmenin yerine getirileceği yer hakkında açık veya zımni isteklerinin anlaşılamadığı hallerde, sözleşmenin yerine getirileceği yerin (818 sayılı) Borçlar Kanununun 73. maddesine göre belirleneceği” açıklanmıştır.
Ancak bu gibi hallerde TBK’nun 89. maddesinin uygulanabilmesi için de akdi ilişkinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Bu kurallar ışığında somut olayın incelenmesinde; takip konusu para alacağı olup, gerek borca itirazında ve gerekse cevap dilekçesinde akdi ilişki borçlu tarafından reddedilmediğinden, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 89/1. ve HMK.’nun 10. maddesi gereğince, alacaklı, anılan para borcu için kendi ikametgâhında takip başlatabilir.
Ne var ki alacaklı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresi itibariyle yerleşim yerinin takibin yapıldığı yer olan İzmir değil; Kemalpaşa olduğu görülmektedir. Genel yetkili yer olan borçlunun ikametgahında takip hakkı olan alacaklının, tercih hakkını kulanarak özel yetkili yerde de takip yapması mümkündür. Ancak alacaklı belirtilen yetkili yerlerin dışında İzmir İcra Dairelerinde takip başlatmıştır.
O halde mahkemece yetki itirazının kaldırılması isteminin reddi gerekir iken yazılı şekilde kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.