Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/8267 E. 2015/20921 K. 18.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8267
KARAR NO : 2015/20921
KARAR TARİHİ : 18.02.2015

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bedelsiz senedi kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 sayılı Kanun’un 3-B maddesi ile değişik 1412 sayılı CMUK’nın 305/1. maddesi gereğince hüküm tarihine göre, 647 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamı haricinde hapisten çevrili ya da doğrudan verilen 2.000 TL ve altında kalan adli para cezalarının kesin nitelikte olduğu ve temyizinin mümkün olmadığı, somut olayda; 5237 sayılı TCK’nın 156/1. maddesi gereğince temel cezanın 6 ay hapis olarak belirlendiği, aynı Kanun’un 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildikten sonra, aynı Kanun’un 50/1-a, 52/2. maddeleri gereğince günlüğü 20 TL’den olmak üzere 3.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, hesap hatası yapılarak sonuç itibariyle 1.500 TL adli para cezasına hükmedildiği, yapılan yanılgılı uygulama sonucunda verilen karar her ne kadar miktar itibariyle kesinlik sınırları kapsamında kalmış ise de, doğru uygulama yapılmış olması halinde sonuç cezanın 3.000 TL olacağı ve bu durumda hükmün miktar itibariyle temyiz kapsamında kalacağı dikkate alınarak, yapılan yanılgılı uygulamanın hükmün temyiz edilebilirliğini etkilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için;sanığın elinde borçlusunca bedelinin tamamı yada kısmen ödenmiş bir senet olmalı ve bunu kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi tahsile sokması veya bir başkasına devretmesi gerekmektedir. Borcun bir bölümü ödenmiş ve geri kalan miktar için elinde tuttuğu senedi, tümü veya kalandan fazla miktarı için kullanan sanığın fiili de bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturacaktır.
Katılanın, temyiz dışı sanık … isimli kişiden borç para alıp borcunu ödemesine rağmen, adı geçen kişinin senedi katılana iade etmeyerek tahsil etmesi için sanığa verdiği, sanığın da, bedeli ödenen senedi icra takibine koymak suretiyle bedelsiz senedi kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
Katılan hakkında, suça konu senetle ilgili olarak 23/08/2005 tarihinde icra takibi başlatılmasından sonra ödeme emrinin, 26/08/2005 tarihinde usulüne uygun olarak katılana tebliğ edildiği, bu şekilde yapılan icra takibinden haberdar olan katılanın, altı aylık şikayet süresi geçtikten sonra, 10/05/2007 tarihinde sanık hakkında şikayetçi olduğu dikkate alınarak, şikayete tabi olan bedelsiz senedi kullanma suçu nedeniyle, 5237 sayılı TCK’nın 156. maddesi kapsamında ve aynı Kanun’un 73/4. ile 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince, şikayetin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam etmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.