Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/19122 E. 2015/4885 K. 08.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19122
KARAR NO : 2015/4885
KARAR TARİHİ : 08.04.2015

FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/10/2014 tarih ve 2013/263-2014/193 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış “…” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, davalı adına tescilli 2007/51932 no’lu “… şekil” ve 2008/39468 no’lu “…” markalarının müvekkili markaları ile iltibas yaratacak kadar benzer olduğu gibi, markaların tescilli olduğu mal ve hizmetlerin de benzer olduğunu, müvekkilinin TPE nezdinde adına tescilli “…” ibareli bir çok markası bulunduğunu ve anılan ibare üzerinde marka hakkı yanı sıra telif hakkının da olduğunu, ayrıca, davalının “…” adlı internet sitesinde de “…” ibaresinin tescil edilmiş olan halinden farklı olarak müvekkili markası ile iltibas teşkil edecek şekilde kullandığını, davalının kötüniyetli olup, eyleminin müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli 2007/51932 ve 2008/ 39468 no’lu markaların hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalı tarafından anılan markayı taşıyan ürünlerin ithali, ihracı, satışı, dağıtımı ve her türlü ticaretinin önlenmesi ile tanıtım vasıtalarında kullanılmasının durdurulmasına, önlenmesine, el konulmasına, toplatılmasına ve “…” alan adının iptali ile terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, “…” ibaresinin kelime karşılığının “moda” ya da rağbet anlamına gelmekte olup, kimsenin tekelinde olamayacağını, marka üzerinde öncelik hakkının davacıya ait olmadığını, müvekkilinin 2002 yılından bu yana ailesiyle birlikte hem işletme adında hem de marka olarak anılan ibareyi kullandığını, 2003 yılında alınan internet alan adının da yine ticari faaliyetleri süresince kullanıldığını, davacının müvekkili marka tescil tarihlerinden önce tescilli 2 adet markası olup, bunların da 3. ve 16. sınıflara ilişkin olduğu, müvekkilinin gerek internet alan adı, gerekse de marka kullanımının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, “…” ibaresinin davacı markasının aslı unsuru olup, davalının “…” ve “…” şeklinde kullanımı dikkate alındığında, tanınmış markaya yönelik davalının markayı sulandırmak suretiyle tescil ettirdiği, markaların başına getirilen “…” ismi ayırt edicilik sağlamadığı gibi, davalının, davacının tanınmış markasının isminden faydalanmak suretiyle marka ihdas ettiği, markalar arasında benzerlik ve karıştırma ihtimali olduğu gerekçesiyle, hükümsüzlük talebi yönünden davanın kabulü ile, davalı adına tescilli 2007/51932 ve 2008/39468 no’lu markaların tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine, davalının hükümsüz sayılıncaya kadar tescilli markayı kullanma hakkı olduğundan markaya tecavüzün tespiti, men’i taleplerinin reddine, davalının alan adı olarak “…” ibaresini markayı kayıtlı olduğu sürece kullanma hakkı olup, marka hükümsüz hale gelince söz konusu kullanım davacı markasından istifadeye yönelik bir kullanım olduğundan internet alan adının iptaline yönelik istemin reddine, karar kesinleştikten sonra “…” ibaresinin alan adı olarak kullanılmasının ve bu ibareye erişimin engellenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 08/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.