YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17974
KARAR NO : 2015/4647
KARAR TARİHİ : 03.04.2015
ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.11.2012 gün ve 2008/249-2012/431 sayılı kararı düzeltilerek onayan Daire’nin 03.07.2014 gün ve 2013/6271-2014/12771 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin .’nin %40 oranında hissedarı iken 18.11.2000 tarihli Hisse Devir Anlaşması ve ortaklıktan ayrılmanın mali şartlarının belirlendiği anlaşma ile anılan şirketteki hisselerini davalı … ve onun tarafından bildirilen kişilere devrettiğini, taraflar arasında imzalanan anlaşmanın 3.3. maddesinde, devir bedelinin 140.000 USD tutarındaki kısmının vadeli olarak ödenmesi konusunda mutabakata varıldığını ve bu amaçla davalı tarafından müvekkiline toplam 3 adet emre muharrer senet verileceğinin hükme bağlandığını, ancak sözleşmenin imzalanması ile senetlerin düzenlenmesi arasında müvekkili tarafından şirketten alınan malın bedelinin son senet bedelinden düşüldüğünü, bu nedenle 31.05.2002 vade tarihli senedin 50.000 USD üzerinden değil, 48.295 USD üzerinden düzenlendiğini, davalının bu senet bedelini ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhine icra takibine geçildiğini, ancak davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının takibe vaki haksız itirazının iptali ile senet bedelinin 31.05.2002 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca işletilecek faizi ile birlikte takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının dayandığı sözleşmenin hiçbir yerinde 48.295 USD tutarında bir senetten bahsedilmediğini, bu durumda davacının dayandığı sözleşme uyarınca yazılı miktarda bir senet düzenlenmediğini, müvekkili ile davacı arasında davacının ileri sürdüğü şekilde 1.705 USD bir alışverişin hiçbir zaman meydana gelmediğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında başkaca bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından dava konusu bononun taraflar arasındaki hisse devir anlaşması nedeniyle tanzim edildiği, söz konusu bononun teminat senedi olmadığının hükmen de sabit bulunduğu, davacı tarafın anlaşmadan sonra aldığı ürün bedelini alacağından mahsup ederek bono meblağını doldurması ve takibe koymuş olmasının aleyhine sonuç doğurmayacağı, bu durumda davalı tarafın sözleşmede belirlenen ve dava konusu bonoya bağlanan davacı alacağının ödendiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının takibe vaki itirazının kısmen iptali ile takibin 48.295 USD asıl alacak üzerinden devamına, hükmedilen asıl alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03.07.2014 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 05,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 03.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.