YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7588
KARAR NO : 2015/17530
KARAR TARİHİ : 01.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ayıplı imalat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan satın aldığı taşınmazın mantolamasının ve izolasyonunun iyi yapılmamasından dolayı dairede nem ve rutubet oluşması nedeniyle zararının oluştuğunu ileri sürerek; taşınmazda meydana gelen zarar bedeline ilişkin olarak şimdilik 500 TL’nin 25.12.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı 14.07.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talep miktarını 2.396 TL çıkarmıştır.
Davalı,dava konusu ayıp iddialarının süresinde ihbar edilmediğini,ayrıca imalattan kaynaklı bir ayıbın söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile,2.396 TL’nin dava ve ıslah tarihlerinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş,hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
4077 sayılı TKHK’nun 4. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre; tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde açık ayıpları satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’da gizli ayıpların ne kadar sürede satıcıya ihbar edileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Öyle olunca, 4077 sayılı TKHK’nun 30. maddesi gereğince, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümü gerekli olduğundan, Borçlar Kanunu’nun bu konudaki 198. maddesi (6098 Sayılı B.K.’nun 223. maddesi) uygulanacaktır. Anılan maddeye göre, alıcı, teslim aldığı malı işlerin olağan akışına göre, imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp gördüğü zaman bunu satıcıya derhal (uygun süre içinde) ihbar etmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirme ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu ayıp sonradan meydana çıkarsa, bu durumu da hemen satıcıya bildirmediği takdirde yine satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılır. O halde, gizli ayıpların, dava zamanaşımı süresi içinde ve ayıp ortaya çıktıktan sonra derhal (dürüstlük kuralına uygun olan en kısa sürede), ihbar edilmesi; ayıbın açık mı, yoksa gizli mi olduğunun tayininde ise, ortalama (vasat) bir tüketicinin bilgisinin dikkate alınması, gerekmektedir. Borçlar Kanunu’nun 198. maddesinde(6098 Sayılı B.K.’nun 223. maddesi) öngörülen süre içinde ihbar edilmeyen ayıplar için dava açılamaz.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; Dava konusu taşınmazın davalı ile sözleşme yapan dava dışı İlhan Bolat isimli kişiye 24.07.2007 tarihli taşınmaz teslim tutanağı ile teslim edildiği,bu teslimattan sonra dava dışı İlhan Bolat ile davacı arasında yapılan 28.05.2010 tarihli temlikname ile davalının sözleşmedeki hakları temliken devraldığı ve aynı tarihte tapu devrinin davacıya yapıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda,dava konusu taşınmazda meydana gelen rutubetin imalat aşamasında gerekli mantolama işleminin yapılmamasından kaynaklandığının tespit edildiği,ayrıca davacı tarafından gösterilen ve mahkemece beyanlarına başvurulan tanıklarca söz konusu gizli ayıp mahiyetindeki eksik mantolomaya dayalı rutubet durumunun teslimattan bir yıl sonra 2008 yılında ortaya çıktığının beyan edildiği, davacının bu ayıpları satın aldığı 28.05.2010 yılında öğrenmesine rağmen ayıp ihbarını 27.09.2013 tarihinde davalıya ihbar ettiği,bunun dışında davacı tarafından yasal süre içinde yapılmış başkaca ayıp ihbarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.Buna göre davacı 28.05.2010 tarihinde dava konusu gizli ayıbı öğrenmesine rağmen makul sürede davalıya gerekli ayıp ihbarını yapmamak suretiyle taşınmazı ayıplı hali kabul etmiştir.Hal böyle olunca mahkemece davacının süresinde ayıp ihbarı yapmaması nedeniyle Borçlar Kanunu’nun 198. maddesine(6098 Sayılı B.K.’nun 223. maddesi) göre dava açma hakkı bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken ,yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararının hükmü temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 01.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.