YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12167
KARAR NO : 2015/25567
KARAR TARİHİ : 25.05.2015
MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında özel belgede sahtecilik suçundan zamanaşımı süresi içinde kamu davası açılması mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıklardan …’ın, katılan …Şirketi’nin muhasebe memuru olarak çalıştığı, sanık …’un da aynı işyerinde muhasebe elemanı olarak görevli bulunduğu, sanıklar … ve … ..ın sanık …’in arkadaşları oldukları,…’te esnaflık yapan sanık …’un olaydan bir iki yıl önce sanık Hamza tarafından sanık …’le tanıştırıldığı, sanık …’ın olaydan önce birkaç kez katılan şirketle iş yapmış olması nedeniyle sanık …’i tanıdığı, bu sanığın,….. Şirketi ve .. Tekstil Şirketi’nin sahibi olduğu, sanık …’ün sanık…’e ait… Makina Şirketi’nde satış elemanı olarak çalıştığı, sanık …’un 2005 yılında… Fuarında eğlence yeri işlettiği sırada sanık …’le tanıştığı, kardeş olan sanıklar … ve …’un,… Petrol Ürünleri Şirketi’nin sahibi oldukları, sanık …’un …… Ürünleri Şirketi’nin, sanık …’ın… Ürünleri, sanık …’nin de … Şirketi’nin yetkilileri oldukları, kendi bilgisayar şifresi ile satıcı görüntüleme ve giriş işlemlerini yapan sanık …’in önce katılan şirketin nadiren çalıştığı; ancak hesabı halen aktif olan tedarikçi firmalardan birinin satıcı koduna bilgisayar kayıtlarında hayali bir ihracat navlun faturası girdiği, aralarındaki yirmi yıllık birlikte çalışmanın verdiği güven ilişkisine dayanarak elde ettiği şifreyle sanık …’un bilgisayarından bu firmanın sistemde kayıtlı banka hesap numarasını değiştirerek, para aktarımı yapacağı diğer sanıkların hesap numaralarını onun yerine yazdığı, sahte faturanın açıklama alanına ise katılan şirketin sıkça çalıştığı tedarikçi firmalardan birinin adını yazdığı ve parayı, bu firmaya fatura ödemesi yapılıyormuş gibi göstererek gerçekte diğer sanıkların hesaplarına aktardığı, ödeme gerçekleştikten sonra bilgisayar kayıtlarındaki diğer sanıkların hesap numaralarını değiştirerek eski haline getirdiği, ihracata yönelik mal alımlarında faturalarda KDV bulunmadığı için bu şekilde gerçekleşen işlemin KDV beyannamelerinde tespit edilemediği, katılan şirketin, tedarikçi firmalarla peşin ödeme usulüyle çalışması nedeniyle bu firmalarla yapılan bakiye mutabakatında hesaplar arası tutarsızlık oluşmadığı, ayrıca faturanın açıklama kısmına sıkça çalışılan firma isimleri yazıldığından hesap kontrollerinde dikkat çekmediği, sanık …’in bu usulle, 2003-2008 yılları arasında, sanık …’ın şahsi hesapları ile sahibi olduğu iki şirketin hesaplarına 2.251.796,82 TL, sanık …’ün hesabına 42.947,12 TL, sanık …’ın hesaplarına 1.415.409,94 TL, sanık …n hesabına 419.926,77 TL, sanık …’un hesaplarına, 214.102,94 TL ,sanıklar… ve …’un hesaplarına 165.755,74 TL, sanık …’ın hesabına 105.119,72 TL, sanık …’un hesabına 46.566,33 TL, sanık …’ın hesabına 8.859,15 TL,…’nun hesabına 94.022,50 TL ve …’nin hesabına 4.404,94 TL olmak üzere katılan şirketin toplam 4.768.911,97 TL sini aktararak kendisine ve adı geçen kişilere menfaat sağladığı, diğer sanıkların da sanık …’in kendilerine aktardığı paraların katılan şirkete ait olduğunu ve bir mal alışverişi olmadığından sadece menfaat temin etmek için gönderildiğini bildikleri, bu şekilde adı geçen sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1-Sanıklar … ve … hakkında verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık … açısından, en son paranın alındığı 01/04/2004 tarihin suç tarihi olduğu, sanık … açısından ise, paranın uhdesine geçtiği 16/12/2004 tarihinin suç tarihi olduğu belirlenmek suretiyle yapılan incelemede;
01/04/2004 ve 16/12/2004 olan suç tarihlerinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-Sanıklar … ve … hakkında verilen beraat kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanıkların, sanık …’ın eylemlerine iştirak ettiklerine dair mahkumiyete yeter kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığının anlaşılması karşısında, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
3-Sanıklar … … …, …, …, …, …, …, …, … hakkında verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
a-Sanık …’ın, katılan şirkette hizmet ilişkisi kapsamında muhasebe departmanında çalışan bir kişi olduğu, bu ilişki kapsamında, sanki katılan şirkete diğer sanıklar mal satmış gibi sahte faturalar düzenlemek suretiyle, katılan şirketten diğer sanıkların hesabına para aktarımı yapılmasını sağladığı, diğer sanıklara gönderilen paralardan bir kısmını, daha sonra kendi hesabına aktarttığı, bu şekilde diğer sanıklarla eylem ve fikir birliği içinde hareket etmek suretiyle katılan şirketi zarara uğrattıkları dikkate alınarak, sanık…’in, katılan şirkete ait parayı banka aracılığı ile diğer sanıklara göndermesi eyleminde, ödeme aracı durumunda bulunan bankanın rolünün bulunmadığı, sanıkların eyleminin katılan şirkete karşı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu ve bu suça iştirak kapsamında kaldığı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 155/2 maddesi gereğince sanıkların mahkumiyetleri yerine, suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle aynı Kanun’un 158/1-f, son maddesi gereğince mahkumiyet kararı verilerek fazla ceza tayini,
b-Kabule göre de; sanıklar …, …, … ve … hakkında verilen mahkumiyet kararları açısından; temel cezanın belirlenmesinden sonra, 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesi gereğince gün para cezasının da arttırılması gerektiği gözetilmeyerek eksik ceza tayini,
c-Sanıklar … ve … hakkında verilen mahkumiyet kararları açısından; sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi uyarınca takdiren ve teşdiden denilmek suretiyle anılan maddenin kanundaki yaptırımının asgari hadden uzaklaşılarak tayin olunması gerektiği kabul edildiği halde gün para cezasının cezasının asgari hadden tayin edilmesi,
d-Sanıkklar … ve … hakkında verilen mahkumiyet kararları açısından; temel cezanın belirlenmesinden sonra, 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesi gereğince gün para cezasının da arttırılması gerektiği gözetilmeyerek eksik ceza tayini,
e-Sanıklar … ve … hakkında verilen mahkumiyet kararları açısından; haksız menfaat miktarının 166.055.74 TL olduğu dikkate alınarak, temel cezanın en az 16.605 gün olarak belirlenmesi gerektiği halde 16.575 gün para cezasının belirlenmesi,
f-Sanıklar … ve … hakkında verilen mahkumiyet kararları açısından; temel cezanın belirlenmesinden sonra; 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesi gereğince gün para cezasının de arttırılması gerektiği gözetilmeyerek eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin ve sanıklar … …, …, …, …, …, …, …, … ve …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.