DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2020/939 E. , 2021/562 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/939
Karar No : 2021/562
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … Derneği
2- … Derneği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : .. Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU : … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davanın reddine ve davacılar aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 20/07/2013 tarih ve 28713 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik’in 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin, aynı fıkranın (d) bendinde yer alan “Uzaktan” ibaresinin, 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (ç) bentlerinin, 14. maddesinin 2. fıkrasının, 17. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Tam süreli” ibaresinin, 19. maddesinin 2. fıkrasının ilk cümlesinin, aynı maddenin 3. fıkrasının ikinci cümlesinin, 30. maddesinin 7. fıkrasının ilk cümlesinin, 33. maddesinin, 36. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 12/06/2019 tarih ve E:2018/4681, K:2019/4677 sayılı kararıyla;
Davanın süresi içerisinde açılmadığı ve davacıların dava açma ehliyetinin bulunmadığı yönündeki davalı idare itirazları yerinde görülmeyerek;
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 3. maddesinin 1. fıkrasının (ş) bendinde yer alan “işyeri hemşiresi” tanımı, 6. maddesinin 3. fıkrası, 30. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin (2) ve (5) numaralı alt bentleri ile anılan maddenin 2. fıkrası ve 6283 sayılı Hemşirelik Kanunu’nun 1. ile 4. maddeleri belirtilerek;
‘İşyerindeki sağlık ve güvenlik risklerini önleyici ve koruyucu hizmetleri yürütenlerin niteliklerini belirlemek, eğitimlerini ve sertifikalandırılmalarını sağlama’ görevinin, 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesiyle adı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Alanında Bazı Mali Hükümler Hakkında Kanun olarak değiştirilen 3146 sayılı Kanun’un mülga 2. maddesinde kapatılan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının; 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 65. maddesinde ise Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının görevleri arasında sayıldığı;
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi incelendiğinde;
6331 sayılı Kanun’un 3. maddesinde, işyeri hekiminin, iş sağlığı ve güvenliği alanında görev yapmak üzere Bakanlıkça yetkilendirildiği, işyeri hekimliği belgesine sahip hekimin; işyeri hemşiresinin, 6283 sayılı Kanun’a göre hemşirelik mesleğini icra etmeye yetkili, iş sağlığı ve güvenliği alanında görev yapmak üzere Bakanlıkça yetkilendirilmiş işyeri hemşireliği belgesine sahip hemşire/sağlık memurunu ifade ettiği belirtilmekle beraber, diğer sağlık personeli kapsamındaki sağlık personelinin tanımına veya kimler olduğuna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği;
Diğer sağlık personeli, 6331 sayılı Kanun’da da tanımlanmamakla beraber, 30. maddesi ile 3146 sayılı Kanun’un mülga 2. maddesi ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 65. maddesiyle davalı Bakanlığa düzenleme yetkisi verildiği;
Davalı Bakanlık’ın, Sağlık Bakanlığının da görüşünü almak suretiyle, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin olarak işyerlerinde yerine getirilmesi gereken hususları belirlemesinin yanı sıra söz konusu hususlarda görev alacak personelin nitelik ve unvanlarını belirleme hususunda da görevli ve yetkili olduğu;
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan “uzaktan” ibaresi, 30. maddesinin 7. fıkrasının ilk cümlesi ve 33. maddesi incelendiğinde;
Yönetmeliğin 33. maddesinde, diğer sağlık personelinin eğitim programının uzaktan ve yüz yüze eğitim şeklinde uygulanacağı kurala bağlandıktan sonra teorik eğitimin en fazla yarısının uzaktan eğitim ile verilebileceğinin belirtildiği;
Söz konusu düzenlemede, teorik eğitimin en fazla yarısının uzaktan verileceğinin kurala bağlanması karşısında, teorik eğitimin diğer yarısının yüz yüze verileceği, teorik eğitim dışındaki diğer eğitimin ise uygulamaya yönelik olduğunun anlaşıldığı;
Davalı idarece, mevzuatta kendisine verilen yetki ile dava konusu düzenlemelerin tesis edildiği;
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (ç) bentleri incelendiğinde;
08/12/2014 tarih ve 29209 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 28. maddesiyle, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin yürürlükten kaldırıldığı; anılan maddenin uygulanma olanağı kalmadığından ve herhangi bir uygulama işlemi de dava konusu edilmediğinden davanın konusunun kalmadığı;
Dava konusu Yönetmeliğin 14. maddesinin 2. fıkrası ve 19. maddesinin 2. fıkrasının ilk cümlesi incelendiğinde;
6331 sayılı Kanun’un 6. maddesinin 3. fıkrası ile aynı yönde kurallar içeren dava konusu düzenlemelerde üst hukuk normuna aykırılık bulunmadığı;
Dava konusu Yönetmeliğin 17. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “tam süreli” ibaresi incelendiğinde;
Dava konusu düzenlemede, tam süreli çalışan diğer sağlık personelinin, çalıştığı işyeri ile ilgili mesleki gelişmelerini sağlamaya yönelik eğitim, seminer ve panel gibi organizasyonlara katılma hakkına sahip olduğunun belirtildiği;
Mesleki eğitim, seminer ve panel gibi organizasyonlara katılmak isteyen ve işverenden izin almak durumunda olan tam zamanlı çalışan diğer sağlık personelinin bu yönde bir hakkının bulunduğuna ilişkin olduğu;
Bu nedenle kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı olmadığı;
Diğer yandan, tam zamanlı çalışan diğer sağlık personelinin bu gibi organizasyonlarda geçen sürelerinden bir yıl içerisinde toplam beş iş günü kadarının çalışma süresinden sayılacağı ve bu süreler sebebiyle diğer sağlık personelinin ücretinden herhangi bir kesinti yapılamayacağının düzenlenmesi ile de tam zamanlı çalışan diğer sağlık personelinin sahip olduğu hakkı tamamlayıcı nitelikte kurallar getirildiği;
Kısmi zamanlı çalışan diğer sağlık personelinin, çalıştığı işyeri ile ilgili mesleki gelişmelerini sağlamaya yönelik eğitim, seminer ve panel gibi organizasyonlara katılmak istemesi durumunda ise işyerinde çalıştığı zaman dilimi dışında bu isteğini yerine getirebileceği;
Birden fazla işveren ile kısmi süreli iş sözleşmesi imzalayan diğer sağlık personelinin çalışma zaman ve şartları farklılık arz ettiğinden tam zamanlı olarak çalışan diğer sağlık personelleri ile çalışma şartlarının karşılaştırılması ve işverenin eşit davranma ilkesine aykırı davrandığından bahsedilmesinin mümkün olmadığı;
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 3. fıkrasının ikinci cümlesi incelendiğinde;
4857 sayılı İş Kanunu’nun 66. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin, işçilerin işveren tarafından işyerlerinden başka bir yerde çalıştırılmak üzere gönderilmesi halinde yolda geçen sürelerin de çalışma süresinden sayılacağına ilişkin olduğu ve işçinin aynı işveren nezdindeki çalışmalarını kapsadığı;
Dava konusu düzenlemenin ise birden fazla işyeri ile kısmi süreli iş sözleşmesi yapılması durumuna ilişkin olduğu, dolayısıyla anılan Kanun hükmünün üst hukuk normu olarak kabul edilemeyeceği;
Dava konusu Yönetmeliğin 36. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi incelendiğinde;
Davalı idarenin, Sağlık Bakanlığının da görüşünü almak suretiyle diğer sağlık personeline verilecek olan diğer sağlık personeli eğitici belgesinin verilmesine ilişkin usul ve esasları belirleme görev ve yetkisinin bulunduğu;
Bu görev ve yetki kapsamında, iş sağlığı ve güvenliği alanında hizmet verecek diğer sağlık personelinde, Sağlık Bakanlığınca da uygun görülen şekilde belirli bir mesleki tecrübe
veya bilimsel yetkinliğin aranılmasında kamu yararına, hizmet gereklerine ve üst hukuk normlarına aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle;
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (ç) bentleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer maddeler yönünden ise davanın reddine; yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, 6331 sayılı Kanun’da hekim dışında bir sağlık personelinin tanımlanmadığı, acil tıp teknisyeni ve çevre sağlığı teknikerinin, diğer sağlık personeli tanımından çıkarılması gerektiği, bu kişilerin iş sağlığı ve güvenliği konusunda yetkinliklerinin bulunmadığı, uygulamalı eğitim olmaksızın teorik eğitimin yetersiz olacağı, dava konusu Yönetmelik’te uygulamalı eğitimin hangi koşullarda, kaç saat ve nerede yapılacağının belirlenmemesinin eksiklik olduğu, bir düzenlemenin Kanun’a uygunluğunun hukuka uygunluğunun gerekçesi olamayacağı, kısmi süreli ile tam süreli çalışan personel arasında ayrım yapılmasının esaslı bir nedene dayanmadığı, işverenin eşit davranma yükümlülüğüne aykırı düzenleme yapıldığı, yolda geçen sürenin çalışma süresinden sayılmamasının 4857 sayılı Kanun’un 66. maddesinde yer verilen hakkın ortadan kaldırılmasına yol açtığı, Yönetmelik’te halk sağlığı hemşiresine yer verilmemesi yönünden eksiklik bulunduğu ve Yönetmeliğin 5. maddesinin hukuka uygunluğu denetlenmeden aleyhlerine yargılama giderlerine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kısmen kabulü ile Daire kararının, yargılama giderlerinin tümünün davacılar üzerinde bırakılması yönünden bozulması, diğer kısımlar yönünden ise davacıların temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama giderlerinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinde;
“Yargılama giderleri şunlardır:
a) Celse, karar ve ilam harçları.
b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri.
…
ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti.
h) Yargılama sırasında yapılan diğer giderler.” ;
“Yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326. maddesinde;
“(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.
(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.
…” hükümlerine yer verilmiştir.
6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında ise; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralı yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 2. fıkrasında yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Onuncu Dairesi kararının davanın reddine ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararının, yargılama giderlerinin tamamının davacılar üzerinde bırakılmasına ilişkin kısmına gelince;
6100 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen 331. maddesinde, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlemesine yer verilmiş; böylece, kural olarak, yargılama giderlerinin davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi esası benimsenmiştir.
Bu duruma göre, idarenin iptal davasının konusunu oluşturan genel düzenleyici nitelikteki işlemlerinin, değiştirildiği, geri alındığı, ortadan kaldırıldığı durumlarda, konusu kalmadığından esası incelenemeyen davada, davacının haksız çıktığından, bu nedenle yargılama giderlerinden sorumlu olacağından söz edilemez.
Belirtilen hukuksal durum karşısında, bakılan uyuşmazlıkta davacıların, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısım yönünden, davada haksız çıkan taraf olarak kabulüyle yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulmasına olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla, kısmen karar verilmesine yer olmadığı, kısmen davanın reddi ile sonuçlanan davada, Dairece, davacıların haksız çıkan taraf olarak kabulüyle yargılama giderinin tamamının üzerlerinde bırakılmasında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine, kısmen karar verilmesine yer olmadığına yönelik Danıştay Onuncu Dairesinin 12/06/2019 tarih ve E:2018/4681, K:2019/4677 sayılı kararının temyize konu davanın reddine ilişkin kısmının oybirliği ile ONANMASINA,
3. Anılan Daire kararının yargılama giderlerinin tamamının davacılar üzerinde bırakılmasına ilişkin kısmının esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğu ile BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 22/03/2021 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava, 20/07/2013 tarih ve 28713 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik’in bazı kısımlarının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmış, Danıştay Onuncu Dairesince verilen 12/06/2019 tarih ve E:2018/4681, K:2019/4677 sayılı kararda, Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (ç) bentleri yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiş ve davacılar aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde, bu Kanun’da hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama giderinin kapsamı” başlıklı 331. maddesinde yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, maddenin 1/ğ bendinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş, Kanun’un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir.
Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin yürürlükten kaldırıldığından söz edilerek davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verildiği görülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu edilen Yönetmeliğin 5. maddesinin daha sonra yürürlükten kaldırıldığından bahisle uyuşmazlığın esası hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olması nedeniyle, başvuruya konu kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine 6100 sayılı Kanun’un metnine yer verilen 331. maddesinin 1. fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu durumda; kısmen konusu kalmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı, kısmen dava ret kararıyla neticelenen davada, Dairesince tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri konusunda hüküm kurulması ve Daire kararının da bu gerekçeyle bozulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısım yönünden davanın açılmasına davalı idarenin sebebiyet verdiği gerekçesine dayalı olarak verilen bozma kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz.