Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/10597 E. 2015/23765 K. 15.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10597
KARAR NO : 2015/23765
KARAR TARİHİ : 15.04.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı Kanunun 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi, hali nitelikli dolandırıcılık hali olarak kabul edilmiş, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65/2. maddesinde serbest meslek faaliyeti “sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış aynı kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini “mutat” meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Şikayetçi Ahmet’in daha önce … İhtisas Hastanesinde bir arkadaşı vasıtasıyla tanıştığı temyiz dışı sanık … isimli kişiye emekli olmak istediğini bu nedenle … para yatırması gerektiğini söylediği, sanık … de bu işlerle diğer sanık … uğraştığını söyleyip her ikisini tanıştırdığı, sanık … şikayetçiden 3.600 TL para alarak … kalan prim borçlarını ödeyeceklerini söylediği ancak şikayetçinin emeklilik işlemleri ile ilgili olarak … herhangi bir başvurunun veya ödemenin yapılmadığı iddia edilen olayda,
Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanığın alınan ifadesinde, şikayetçiden sigorta işlemlerini takip için 3.600 TL para aldığını ve dosyasına 1.106 TL sigorta parasını yatırdığını iddia etmesi ve şikayetçi adına 04.12.2009 tarihinde 1.108,50 TL yatırılmış olması karşısında, şikayetçiye ait yurtdışı borçlanma dosyası getirtilip,olayla ilgili bilgi ve görgüsü olduğu anlaşılan … İhtisas Hastanesinde çalışan … tanık sıfatıyla bilgisinin alınıp, sanığın sigorta işi takipçiliği yapıp yapmadığı araştırıldıktan sonra, bütün deliller toplanmak suretiyle sanığın ne şekilde şikayetçiyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarda bulunduğu karar yerinde tartışılarak, sanığın hileli davranışı bulunmadığı taktirde eylemin güveni kötüye kullanma kapsamında kalacağı değerlendirilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın gözetilmesine, 15.04.2015 tarihinde oy birliği ile karar verildi.