Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/8122 E. 2015/25767 K. 27.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/8122
KARAR NO : 2015/25767
KARAR TARİHİ : 27.05.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüş, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
… Barosuna kayıtlı olarak serbest avukatlık yapan sanık …’ın katılanın vekilliğini üstlendikten sonra aralarında düzenledikleri “Dava Vekalet Ücret Sözleşmesi – Yetki Belgesi” adlı belgenin müvekkil kısmını “…” ücreti vekalet kısmını “150.000 EURO (yüzellibin EURO)” şeklinde doldurup, matbu ifadelerin bulunduğu kısmın altında boş bırakılan yere tekrar “=150.000= EURO” yazdıktan sonra sayfanın en alt kısmının katılana imzalatılması sonucu elde ettiği imzalı boş kısmı senet haline getirerek 11/02/2009 tanzim ve 02/03/2009 vade tarihlerini, ayrıca alacaklı kısmına da yanında çalışan sanık …’ın ismini yazarak gerçeğe aykırı olarak düzenlenen senedin sanık …’ın babası sanık …’a cirolanmasını sağlaması akabinde söz konusu senede istinaden… İcra Müdürlüğünün 2010/1129 sayılı dosyası üzerinden alacaklı … vekilleri sıfatıyla, 22/02/2010 tarihinde azledildiği eski müvekkili katılan hakkında takip başlatıp, borçlunun İsviçre’de ikamet ettiğini bildiği halde, Türkiye’deki adresini bildirerek ödeme emrinin tebliğinin yapılmasını sağlamaya çalışarak söz konusu icra takibinden eski müvekkilinin haberdar olmasını engellemeye çalıştığı, ayrıca vekalet ücreti olarak yanında çalışan … aracılığıyla 27/02/2009 tarihinde 50.000 Türk Lirası, … aracılığıyla 50.000 Türk Lirası ve daha sonra … adına 14.12.2009 tarihinde 30.000 Türk Lirası almasına rağmen, katılan hakkında vekalet ücreti alacağına istinaden … İcra Müdürlüğünün 2010/1767 sayılı dosyası üzerinden haksız icra takibi başlattığı, iddia olunan olayda; sanık …’ın savunmasında katılana ait bir taşınmazın satımı konusunda 300.000 Euro üzerinde anlaştıkları, babası olan sanık …’dan borç olarak almış olduğu 150.000 Euronun katılana verildiği ve bu nedenle suça konu senedin alındığı ileri sürülmüş ve bu savunma diğer sanıklar tarafından da doğrulanmış ise de, ekonomik ve sosyal durumları dosyaya yansıyan ve ortalama 1.500 TL aylık ücretle çalışan sanık … ve borç aldığı ileri sürülen sanık … tarafından, katılana verildiği iddia olunan ve adıgeçen sanıkların ekonomik ve sosyal durumları açısından yüksek miktar sayılabilecek 150.000 Euronun ne şekilde temin edilerek ödendiğine, kalan 150.000 Euronun ne şekilde ödeneceğine dair, akla ve hukuka uygun somut bilgi ve belge ibraz edilememesi, 150.000 Euro ödenmesine rağmen herhangi bir nedenle taşınmazın tapuda devrinin sağlanmaması ya da sağlanamaması ihtimaline binaen, tapuda devri sağlamak ya da uğranılan zararın tazmin etmek amacıyla, toplam 300.000 Euro tutarındaki bir alım-satım için sözleşme düzenlenmemiş olması karşısında katılan ile sanık … arasında taşınmaz alım satımına dair anlaşmanın olmadığı ve sanık … tarafından katılana 150.000 Euro ödenmediği, buna rağmen ödenen bu paraya ilişkin olduğu iddia olunan senedin düzenlendiği, dolayısıyla suça konu senedin katılanın gerçek iradesini yansıtmadığı, senedin düzenlenişi sırasında kullanılan hile ya da sonradan yapılan değişikliklerle, katılanın gerçek iradesini yansıtmayan senet oluşturulduğu ve bunun sonucu olarak takibe ve suça konu senedin sahte olduğu, suça konu senedin, sanık … tarafından sanık …’a ciro edildiği, sanık … tarafından da sanık … aracılığıyla icraya konulduğu, sanık …’ın, suça konu senetteki yazıların kendisi tarafından yazıldığını kabul ettiği, aşamalardaki savunmalarında, katılan ile sanık … arasındaki taşınmaz alışverişine kendisinin aracılık ettiğini, sanık…nin 150.000 Euroyu katılana verdiğini, bunun karşılığında kendisinin önerisi üzerine senet düzenlendiğini ileri sürdüğü, senetteki yazıların sanık … tarafından yazılmış olması, sanık …’ın çalışanı olması, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 13/07/2011 tarih ve 4190 nolu bilirkişi raporunda, suça konu senetteki; ödeyecek adresi, tanzim ve ödeme tarihi ile alacaklı ismi yazılarının diğer yazılardan farklı fiziki evsaftaki bir kalemle yazılmış olduklarının belirtilmiş oluşu, 02/04/2010 tarihli Uzm.Dr. Bora Karaçam imzalı rapor içeriği ve katılanın iddiaları birlikte değerlendirildiğinde, sanık …’ın da suça konu senedin sahte olduğunu bildiği, suça konu senet ile Dava Vekalet Ücret Sözleşmesi – Yetki Belgesi başlıklı belgenin birebir örtüşmesi ve bütün dosya kapsamına göre, suça konu senedin, Dava Vekalet Ücret Sözleşmesi-Yetki Belgesi başlıklı belgeden koparılarak senet haline getirildiği, sonrasında icra takibine geçildiği gerekçeleriyle sanıkların nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerine dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, tebliğnamedeki bozma düşüncelerine iştirak olunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 27.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.