YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12165
KARAR NO : 2015/25794
KARAR TARİHİ : 27.05.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın yokluğunda verilip 11.05.2011 tarihinde tebliğ olunan 28.04.2011 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 23.05.2011 havale tarihli dilekçesi ile vaki temyiz talebinin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık, sanıklar …, … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıklar … ve …’in ortak işyeri çalıştırdıkları, diğer sanıklar … ve …’ın bu iş yerinde işçi olarak çalıştıkları, katılan …’nın … marka araçların yedek parçasının satımını yaptığı, sanık … ile önceye dayalı ticari ilişkilerinin bulunduğu, daha önceye dayanan ticari ilişki nedeniyle güven duyduğu sanık …’nın katılan ile irtibat kurduğu, katılan ile ticari ilişkileri bulunan sanık …’in yedek parça alacağı şeklindeki görüşme ve konuşma yapmasından birkaç gün sonra açık kimliği tespit edilemeyen … isimli şahsın katılanın iş yerine gelerek malzeme fiyatlarını sorduğu, fiyat aldıktan sonra ayrıldığı, birkaç gün sonra tekrar bu iş yerine gelerek 1.800 TL bedelli … adına açılmış hesaba atfen tüm unsurları ile sahte olarak düzenlenmiş yargılamaya konu çeki vererek malzemeler aldığı ve iş yerinden ayrıldığı, daha sonra sanık …’nun katılanın işyerine geldiği, kendisini …’ın gönderdiğini söyleyerek 2.000 TL’lik oto yedek parça satın aldığı, karşılığında ele geçmeyen… Bank’a ait 2.000 TL bedelli çek verdiği, çeklerin sahteliği anlaşılmadan bu kez … plakalı araçla tanık …’nın petrol istasyonuna … ile birlikte gelen sanıklar …, …, … ve…’nun katılandan 4000-5000 TL civarında mal aldıkları, karşılığında ele geçmeyen çek verdikleri, katılanın sanıklara teslim ettiği mallara karşılık 08.09.2006 tarihli faturayı düzenlediği, devam eden süreçte sanıkların borcu ödemediği iddia olunan olayda;
1) Değişik zamanlarda, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde, önceden güven duygusu oluşturdukları katılana, önce sanık …’in telefon ve göndermesiyle…’ın tamamiyle sahte oluşturulmuş çeki vererek mal aldığı, bu alışverişi değişik zamanlarda devam ettirdikleri, bu süreçte başka çeklerde verdikleri, eylemin bir bütün halinde teselsül eden nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, sanıkların 158/1-f,43 maddeleri gereğince cezalandırılmaları gerekirken oluşa ve dosya kapsamına uygun düşmeyen şekilde hüküm kurulması
Kabule göre de;
2-Sanıklar … ve … hakkında iddianame ile talep edilmediği halde ek savunma hakkı tanınmadan TCK’nın 43. maddesinin uygulanması suretiyle CMK’nın 226. maddesine muhalefet edilmesi,
3-Sanıklar …, … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen hüküm yönünden, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108-152 sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesine aykırı davranılması,
4-5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üstsoyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı yasanın 326/son maddesi uyarınca cezanın miktarı itibariyle kazanılmış hakkın gözetilmesine, 27.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.