YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4673
KARAR NO : 2015/24239
KARAR TARİHİ : 22.04.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
1-Sanığın şikayetçi …’e yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231. Maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12.maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 sayılı CMK’nın 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran Cumhuriyet savcısının haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanığın şikayetçi … yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
Sanık … emlak alım satım işyeri çalıştırdığı başkasına satılmış bulunan bir daireyi, kooperatifin yetkili temsilcisiymiş gibi tanıtıp hareket ederek şikayetçi Gülüzar’a 50.000 TL ye sattığı iddia edilen olayda, sanığın kooperatif üyelik hisselinin devrine dair noter satışı ve protokollerini yapmak suretiyle gerçekleştiği anlaşılan eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma üzerine, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayin edilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafi ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkında hüküm fıkrasından adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “60 gün” “30 gün” “25 gün” ve “500 TL”, adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve” 2 gün” “1 gün” “20 TL”, “adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.04.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kararına Uygundur.
Yazı İşl.Müd.Y. EY/d