Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/41948 E. 2015/23610 K. 08.07.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/41948
KARAR NO : 2015/23610
KARAR TARİHİ : 08.07.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davacı taraftan gelen olmadı. Davalılar vekili avukat …’nın gelmeleriyle, davacıların yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacılar,davalı … “nin diğer davalı hastanede kulak burun Boğaz uzmanı olduğunu,davacılardan … “ın kronik sinüzit teşhisi ile davalı hastanede davalı doktor tarafından 14.03.2009 tarihinde ameliyatının gerçekleştirildiğini,16.03.2009 tarihinde tamponlarının çıkartıldığını,akabinde çok şiddetli ağrı ve baş dönmesi şikayetlerinin olduğunu,davalılardan gerekli ilgi ve yardımı göremediğini,diğer sağlık kurumlarında çekilen sinüs tomografisinde sinüslerin sonunda kafatasında bir delik ve beyin zarının yırtılmış olduğunun tespit edildiğini,25.03.2009 tarihinde dava dışı …nde femoral bölgeden alınan faysa lata ile defektin onarıldığını,davalıların gerekli dikkat ve ihtimamı göstermeyerek, kusurlu davrandığını, diğer davalı Hastanenin de, istihdam eden sıfatıyla sorumlu olduğunu , manevi yönden çöküntüye uğrayıp, ruhsal bütünlüklerinin ağır şekilde ihlale uğradığını ileri sürerek,davacı Asil için 50.000 TL ,davacı … için 10.000 TL olmak üzere toplam 50.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden , itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece,2. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda, hastane ve doktorun kusurunun bulunmadığının açıklanmış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacılardan … “ın davalı doktora kronik sinüzit şikayeti ile başvurduğu,doktorun kusuru nedeniyle ameliyat sırasında ve sonrasında uygulanan yanlış tedaviler sonucunda ,sağ etmoid çatıda 3-4 mm lik defekt ve pnömosefali saptanması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.Uyuşmazlık ameliyatı gerçekleştiren davalı doktorun,davacı Asil de oluşan kafa tabanı defekti oluşmasında hukuka aykırı bir eyleminin, giderek kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davadaki ileri sürülüşe ve kabule göre dava temelini vekillik sözleşmesi oluşturmaktadır. Eş deyişle dava, davalı doktorun vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır. ( BK.386, 390 md )
Vekil, iş görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. ( BK.390/11 ) vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur. ( BK.321/1 ) o nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları ( hafifte olsa ) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastanın zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Doktor tıbbi calışmalarda bulunurken bazı mesleki şartları yerine getirmek hastanın durumuna deger vermek, tip biliminin kurallarını gözetip uygulamak tedaviyi her türlü ihtiyat tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor ufak bır tereddüt gosteren durumlarda bu tereddüdu ortadan kaldıracak arastırmalar yapmak ve orada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken hastanın özelliklerini gözönünde tutmalı onu gereksiz risk altına sokmamalı en emin yolu tercih etmelidir. Gerçekte de mesleki bir iş gören; doktor olan vekilden, ona güvenen müvekkil titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemekte haklıdır. Titiz, özen göstermeyen bir vekil, BK. 394/1 uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.
Somut olayda, davacı Asil, knonik sinüsit ameliyatı için davalı doktora baş vurduğu, doktor kontrolünde ameliyatın gerçekleştirildiği,ameliyat sonrasında davacının sağ etmoid çatıda 3-4 mm lik defekt ve pnömosefali saptandığı anlaşılmaktadır. Davamızda ameliyat sırasında ve sonrasında arızanın meydana gelmesinde davalı doktorun kusurlu olup olmadığının saptanması gerekir. Mahkemece, Adli Tıp 2. İhtisas Kurulundan alınan 25.04.2014 günlü raporda, ……ameliyat sonrasında ortaya çıkan bulantı ,baş ağrısı,etmoid kemik defekti ve buna bağlı gelişen pnömosefalinin bu tür ameliyatlardan sonra ortaya çıkabilen herhangi bir tıbbi kusur ya da ihmali izafe edilemeyen komlikasyon olarak nitelendirildiği ,söz konusu komlikasyonları gidermeye yönelik müteaddit operasyonların yapılabileceği ,dava dosyasında mevcut belgelere göre hastanın ameliyatı yapan hekime başvuru yapmadığının anlaşıldığı,komlikasyon yönetimi açısından ameliyatı yapan hekimin takp ve tedavi imkanı bulamadığı ,hekime atfı kabil kusur tespit edilemediği mütalaa edilmiştir.Davacılar ,davacı Asil in ameliyat sonrasında etmoid kemik defekti ve buna bağlı gelişen pnömosefali geçirmesinde, davalı doktorun ameliyat eylemi ile ilişkisinin olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış olmalarına göre hükme esas alınan Adli tıp raporunda bu hususlar üzerinde hiç durulmamıştır.Bu haliyle rapor inandırıcı ve tatminkar olmaktan uzaktır. Öyle olunca hükme esas alınan Adli Tıp 2.ihtisas kurulu raporuna itibar edilip, hüküm kurulmaz. O halde mahkemece yapılacak iş; üniversitelerin ilgili anabilim dallarından ve özellikle Kulak Burun Boğaz uzmanlarından seçilecek konusunda uzman bilirkişilerden oluşmuş bir kurul aracılığı ile dosyadaki hastahane de tutulmuş dosya ve kayıtlar taraf savunmaları tüm deliller birlikte değerlendirilerek, yapılması gerekenle yapılan müdahale ve tedavinin ne olduğu, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda doktor hatası olup olmadığını gösteren nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak ve böylece hasıl olacak sonuca uygun karar vermektir. Eksik inceleme ve mevcut delileri değerlendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. bozma nedenidir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08.07.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.