Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/739 E. 2015/4453 K. 16.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/739
KARAR NO : 2015/4453
KARAR TARİHİ : 16.02.2015

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı bankadan konut kredisi kullandığını, bu işlem sırasında kendisinden dosya masrafı vb. adlar altında haksız kesinti yapıldığını ileri sürerek, 1.500,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş; bu talebini, 13.8.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile 940,00 TL artırarak 2.440,00 TL olarak belirlemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 1.974,44 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dava, konut kredisi nedeniyle haksız kesinti iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381, 388 ve 389 maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 388.maddesinin son fıkrası ile “Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa karar ile davanın kısmen kabulüne hükmedilmişken; gerekçeli kararın son kısmında ise, davalı banka tarafından değişik masraflar adı altında 2.440 TL tahsil edildiği, bu kesintilerin zorunlu masraflardan olmadığı kanaatiyle davanın kabulü gerektiğinin belirtilmiş olması, az yukarıda açıklanan düzenlemelere açıkça aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların temyiz itirazları bu aşamada incelenmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2.) bentte açıklanan nedenle tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 24,30 TL harcın istek halinde davacıya, 34,00 TL harcın istek halinde davalıya iadesine, 16.2.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.