YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/26507
KARAR NO : 2015/31484
KARAR TARİHİ : 02.11.2015
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 2006 yılında davalıdandaire satın aldığını daire bedeli olarak toplam 61,333,00 TL ödediğini, kendisine vaat edilen dairenin bir başkasına satıldığını, ödediği paranın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlattığını, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini işlemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalının İcra Dairesinin 2011/2089 takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, takibin (61.333 TL) asıl alacak ile takip tarihine kadar işlemiş olan (554,52 TL) faiz üzerinden devamına, davacının fazlaya ilişkin talebi ile. icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-İİK‘nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra – inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında Ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikli olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Mahkemcce dava açılırken davacıdan 29.06.2011 tarihinde 1.470,65 TL harç tahsil edildiği mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın Tüketici Mahkemesine yollandığı, harç konusunda görevli mahkemece karar verileceğinin hüküm altına alındığı ve davacının tüketici olup, her türlü resim ve harçtan muaf olduğu göz önüne alınarak başlangıçta tahsil edilen harcın talep halinde iadesine karar verilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir karar verilmeden hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var’ ki yukarıda 1 ve 2. bentte açıklanan bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7.maddesi gereğidir.
SONUÇ ;Yukarıda birinci bentle açıklanan nedenle hükmün 3. fıkrasında yer alan “‘davacının fazlaya ilişkin talebi ile icra inkar tazminatı talebinin reddine1* cümlesinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddi ile davacı lehine hüküm altına alınan asıl alacak üzerinden % 40 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin yazılmasına, 2. bentte açıklanan nedenler ile hükmün 5. bendindeki ‘”davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına’* cümlesinin hükümden çıkartılarak yerine “davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına ve başlangıçta alınan 1.470.65 TL harcın talep halinde davacıya iadesine” cümlesinin yazılarak, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 02.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.