Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/32041 E. 2015/24908 K. 03.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/32041
KARAR NO : 2015/24908
KARAR TARİHİ : 03.09.2015

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalı bankadan konut kredisi kullandığını,daha sonra da krediyi erken ödeyerek kapadığını, bu sırada kendisinden 15.209 TL erken kapama ücreti alındığını ileri sürerek alınan bu bedelin kesinti tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili; davanın reddini dilemiştir..
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, Davanın 5.500,00- TL yönünden kısmen kabulüne, kalan kısma ilişkin talebin reddine karar verilmiş, Davacı vekili karar tarihinden sonra mahkemeye verdiği 24.06.2014 tarihli dilekçe ile; dava dilekçesinde faiz talep edilmesine rağmen, mahkemece kararda sehven, faiz hükmü yazılmamış olduğunu belirterek faiz konusunun karara yazılması için kararın düzeltilmesini talep etmiş, mahkemenin 25.06.2014 tarihli tavzih kararı ile; gerekçeli kararın 1 no.lu bendinin “Davanın 5.500 TL yönünden kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısma ilişkin talebin reddine,” şeklinde düzeltilmesine, hükmün zirine karar verilmiş, karar davacı (tavzih talep eden) tarafından temyiz edilmiştir.
1-Tavzih kurumu HMK’da ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup bu düzenlemelere göre mahkemece, hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyorsa yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa tavzih kararı verilebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Asıl hükmü değiştirerek, hüküm sonucunu bertaraf edecek tavzih kararı verilemez. Bu nedenle mahkemece verilen tavzih kararının kaldırılması gerekir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3- Davacı eldeki dava ile, kendisinden haksız yere tahsil edilen toplam 15.209 TL’nin kesinti tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Mahkemece,l alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiş ancak hükmedilen alacak miktarına faiz uygulanmamıştır. 6098 sayılı B.K.’nun 117.maddesi hükmü uyarınca muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Dava konusu olayda davacının, davalıyı, dava tarihinden evvel temerrüde düşüren ihtarı söz konusu olmadığından mahkemece, hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle mahkemenin 25.06.2014 tarihli tavzih kararının kaldırılmasına, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle gerekçeli kararın hüküm fıkrasının birinci bendinin tümüyle hükümden çıkartılarak yerine “Davanın kabulüne,5.500 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 03/09/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.