Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/17990 E. 2015/7005 K. 09.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17990
KARAR NO : 2015/7005
KARAR TARİHİ : 09.03.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı,müvekkilinin eşinin ölümü üzerine eşi dolayısıyla kendisine ve çocuklarına ölüm aylığı bağlanması için açılacak davalar ve yapılacak işlemlerin yürütülmesi amacıyla davalıya vekalet verdiğini, davanın sonuçlandığını ancak dava sonucu PTT ye kendi adına yatan paranın akıbetini araştırdığında kendi adına yatan 12.235,65 TL’nin davalı avukatın çekip, uhdesinde tuttuğunu öğrendiğini, bu paradan haberdar olmadığını davalı vekilin kendisine bilgi vermediğini bu nedenle 22.06.2010 da davalıyı haklı olarak azlettiğini beyanla 12.235,00 TL nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının 3 yıl kadar vekilliğini yaptığını ve davacının kendisine vekalet ücreti ve masraf dahil bir çok borcu olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 4667 sayılı yasayla değişik 163. Maddesinde, “Avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir. Avukatlık sözleşmesinin belli bir hukuki yardımı ve meblağı yahut değeri kapsaması gerekir.”, 164. maddesinin 1. fıkrasında, “Avukatlık ücreti, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder.” Aynı maddenin 2. fıkrasında da “Yüzde yirmi beşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir.”, aynı maddenin 3. fıkrası ise, “İkinci fıkraya göre yapılacak sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz.” düzenlemeleri mevcuttur.
Taraflar arasındaki vekalet ücret sözleşmesinde belirlenen miktar “14.000,00 TL” olup, işin mahiyeti, sonucunda davacının elde ettiği değer gözönüne alındığında bu şekildeki bir ücret sözleşmesinin, az yukarıda belirtilen Avukatlık Kanununun “ücretin belirlenmesine” ilişkin hükümlerine aykırı olduğu ve bu nedenle de geçersiz olduğunun kabulü gerekir.
Avukatlık Kanununun 164/4. maddesinde, dava konusu olayda olduğu gibi, “….ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde” avukatlık ücretinin, konusu para ile ölçülemeyen davalarda Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki maktu ücret üzerinden, konusu para ile ölçülebilen davalarda ise, müddeabihin değerinin %10’u ile %20’si arasındaki bir oran üzerinden belirleneceği öngörülmüştür. O halde, taraflar arasındaki ücret sözleşmesinin geçersiz sayılması gerekmekte olup, davacının somut olayda davalı vekil tarafından çekilen parayı isteyebileceği, davalıya ödenecek olan vekalet ücretinin ise, söz konusu yasa hükmüne göre belirlenip, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, sözleşmenin geçerli olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, 9.3.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.