Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/18439 E. 2015/22440 K. 29.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18439
KARAR NO : 2015/22440
KARAR TARİHİ : 29.09.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlular … ve … icra mahkemesine ayrı ayrı yaptıkları başvurularında, satış ilanlarının usulüne uygun tebliğ edilmediğini, ihalelerin usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek feshini talep ettikleri, mahkemece birleştirilen her iki başvurudaki istemin de reddine karar verilerek borçlular aleyhine para cezasına hükmedilmiştir.
İİK’nun 106-144. maddelerinde paraya çevirme ile ilgili hükümler yer almış, aynı kanunun satış kararının verildiği tarih itibariyle uygulanması gereken 129/2. maddesine göre, artırma bedelinin, taşınmaz için tahmin edilmiş olan kıymetin en az %50’sini bulması ve bundan başka paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını aşması zorunlu kılınmıştır. Bu durumda satış bedelinin, tüm icra masraflarını değil, paraya çevirme ve paylaştırma giderlerini geçmesi gerektiğinin hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle satış talebinden ihale tarihine kadar geçen süre zarfında yapılan paraya çevirme ve paylaştırma giderlerinin hesaplamada dikkate alınması gerekir. Diğer taraftan satışı istenen taşınmazın kıymetinin takdiri hakkındaki İİK’nun 128. maddesi paraya çevirme başlığını taşıyan III. bölümde yer almakta olup, taşınmazın kıymetinin belirlenmesi için yapılan keşif ve bilirkişi masraflarının da tıpkı ilan giderleri gibi paraya çevirme masrafı olarak değerlendirilmesi lazımdır.
Somut olayda, şikayet konusu 2 adet taşınmazdan, 105 ada 2 parsel 96.350 TL bedel karşılığında ihale edilmiştir. Taşınmazın muhammen bedeli 188.158,90 TL olup, %50’si 94.079,45 TL’ dir. 2 adet taşınmazın ihalesi için 3.682 TL satış masrafı yapılmıştır. Oranlama sureti ile bulunan şikayete konu 105 ada 2 parsel için yapılan satış masrafları toplamı (105 ada 2 parselin, ihaleye çıkarılan taşınmazlar içindeki oranlama suretiyle masraflara katılma oranı % 63,10 dur.) 2.323,34 TL. dir. 105 ada 2 parselin %50’ si olan 94.079,45 TL ve buna taşınmaz için yapılan masrafların da eklenmesi ile bulunan 96.402,79 TL’nin, ihale bedeli olan 96.350 TL ile karşılanmadığı anlaşılmaktadır. İİK’nun 129/2. maddesi gereğince, bu husus tek başına ihalenin feshi nedeni olup mahkemece re’sen gözetilmelidir.
Bu nedenle 105 ada 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden ihale bedelinin, taşınmazın tahmin edilen kıymetinin en az %50’sini bulması ve bundan başka paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını aşması gerekirken, bu koşul sağlanmadığı halde anılan taşınmaz yönünden ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. Diğer taraftan İİK’nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi Dairemizin süreklilik arz eden içtihatlarına göre başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
7201 Tebligat Kanunu’nun “Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat” başlıklı 16. maddesinde “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” düzenlemesine yer verilmiş, Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesinde “Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” hükmü getirilmiştir.
Satış ilanının, şikayetçi borçlulardan …’na 17.03.2014 tarihinde “Aynı adreste birlikte oturan eşi …’na …”, şikayetçi borçlulardan …’na ise 18.03.2014 tarihinde “Muhatap o anda evde olmaması sebebiyle muhatap yerine muhatap ile birlikte aynı konutta ve sürekli oturduğunu beyan eden görünüşe göre 18 yaşını bitirmiş ve ehliyetli olan Annesi …’na tebliğ edilmiştir.” açıklamaları ile Tebligat Kanunu’nun 16. maddesine göre, tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, şikayetçi borçlulardan …’na satış ilanının anılan yasal düzenleme ve yönetmelik hükmü uyarınca muhatap borçlunun adreste bulunup bulunmadığı tespit edilmeksizin aynı konutta oturan eşine tebliğ edilmesi usulsüzdür.
Diğer taraftan, şikayetçi borçlulardan …’na yapılan tebligat, Tebligat Kanunu’nun 16. maddesine şeklen uygun gözüküyor ise de, dosya kapsamında bulunan nüfus kaydına göre …’nun annesinin … olduğu anlaşıldığından tebligatı alan … ile …’nun aynı adreste yaşayıp yaşamadıkları araştırılmadan hüküm tesis edilmiştir.
O halde mahkemece, satış ilanının …’na usulsüz tebliğ edilmesi nedeniyle bu borçlu yönünden ihalenin feshine karar verilmesi, …’na yapılan satış ilanı tebliğ işlemi yönünden ise yukarıda belirtilen doğrultuda araştırma yapılarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken istemin reddi yönünde yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.