Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/27034 E. 2015/32128 K. 05.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/27034
KARAR NO : 2015/32128
KARAR TARİHİ : 05.11.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR

Davacı, davalıya ait çiftlikte 05.06.2002-15.06.2006 tarihleri arasında çalıştığının hizmet tespiti davasıyla tespit edildiğini, hizmet sözleşmesinin haksız olarak feshedilmesi nedeniyle ihbar ve kıdem tazminatına hak kazandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla, 100 TL kıdem tazminatının 15.06.2006 tarihinden itibaren, 100 TL ihbar tazminatının da dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının çalıştığı işyerinin İş Kanunu kapsamı dışında kalması, kıdem ve ihbar tazminatlarının da İş Kanunu’nda düzenlenmiş olması nedeniyle, davacının kıdem ve ihbar tazminatı hakkının bulunmadığı değerlendirilerek, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı ile aralarındaki hizmet sözleşmesine dayalı olarak kıdem ve ihbar tazminatının tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. …. İş Mahkemesi’nin 20097205E. 2011/422K. Sayılı kesinleşen kararına göre, davacının davalıya ait çiftlikte 05.06.2002-15.06.2006 tarihleri arasında çalıştığı, hayvanlarla ilgilendiği hususu sabittir. Çekişme, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 393. ve devamı maddelerinde (Eski BK.nun 313.md) düzenlenen hizmet akdinden kaynaklanmakta olup, davacı, davalının haksız olarak iş aktine son verdiğini iddia etmiştir. Bu durumda, uyuşmazlık hizmet aktinin haklı nedenle feshedilip edilmediği ve davacının tazminata hak kazanıp kazanmadığı ve ayrıca diğer işçilik alacaklarından davalının sorumlu olup olmadığı konusunda toplanmaktadır. 4857 Sayılı Kanun’un 4/1-b maddesinde tarım işinin yapıldığı işyerlerinde İş Kanunu’nun uygulanmayacağı vurgulanmıştır. Bu durumda uyuşmazlıkta uygulanacak hükümler davanın açıldığı tarih itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’dur. Davacı’nın istemleri arasında kıdem ve ihbar tazminatı bulunmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 434. maddesi “Taraflardan her biri, haklı sebeplerle sözleşmeyi derhâl feshedebilir. Sözleşmeyi fesheden taraf, fesih sebebini yazılı olarak bildirmek zorundadır. Sözleşmeyi fesheden taraftan, dürüstlük kurallarına göre hizmet ilişkisini sürdürmesi beklenemeyen bütün durum ve koşullar, haklı sebep sayılır. “ hükmü, yine TBK’nun 437/1. maddesinde ise, “Haklı fesih sebepleri, taraflardan birinin sözleşmeye uymamasından doğmuşsa o taraf, sebep olduğu zararı, hizmet ilişkisine dayanan bütün haklar göz önünde tutularak, tamamen gidermekle yükümlüdür.“ hükmü ve yine anılan maddenin 2. fıkrasında ise, “Diğer durumlarda hâkim, bütün durum ve koşulları göz önünde tutarak haklı sebeple feshin maddi sonuçlarını serbestçe değerlendirir.” hükmü vazedilmiştir. Az yukarıda vurgulandığı üzere, öncelikle mahkemece fesih üzerinde durulması gerekir. Mahkemece, feshin haklı olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmamıştır.
Oysa az yukarıda düzenlenen 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 434 ve 437. maddelerinde hem işçinin hem de işverenin sözleşmeyi feshedilebileceği, ancak tazminat isteminde bulunulabilmesi için feshin işveren tarafından haksız olarak feshedilmesi, yada işçinin fesihte haklı olması gerektiği anlaşılmalıdır. Öte yandan süreli akitlerde de vaktinden önce fesihle ilgili TBK.nun 437/2. maddesinde düzenleme bulunmaktadır.
Somut olaya dönülecek olursa, mahkemece, sözleşmenin feshin haklı olup olmadığı değerlendirilmeli, feshin işveren tarafından haksız ya da işçi tarafından haklı olarak feshedildiğinin belirlenmesi halinde işçinin TBK.nun az yukarıda değinilen hükümlerinde düzenlenen tazminatları isteyebileceği gözetilmeli ve bu konuda davacının tüm delilleri ve davalının da karşı delilleri toplandıktan sonra, gerekirse uzman bilirkişiden rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.