YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10807
KARAR NO : 2015/22445
KARAR TARİHİ : 29.09.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı … tarafından borçlu … hakkında “yazılı sözleşme ile kiralanan taşınmazın kira süresinin bitmesi durumunda tahliye emri”ne (Örnek 14) dayalı olarak yapılan takip çerçevesinde mecurun tahliyesinin sağladığı, borçlu …’in takibin kesinleşmesinden sonra açmış olduğu … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/288 E. 2014/213 K. sayılı dava dosyasında, takibe dayanak tahliye taahhüdündeki imzanın …’e ait olmadığının tespitine karar verildiği, …’in bu karara dayalı olarak İİK 40. maddesi gereğince eski hale iade talebinde bulunduğu, icra müdürlüğünce talebin kabul edilerek takip alacaklısına takibe konu mecurun boş olarak …’e teslim edilmesi hususunda muhtıra tanzim ve tebliğ edildiği, bu aşamada mecurda kiracı olduğunu iddia eden …’ün icra mahkemesine başvurarak, icra iadesi işleminin iptalini talep ettiği, Mahkemece şikayetin kabulüne karar verildiği görülmüştür.
Taşınmazların ilamsız icra yolu ile tahliyesinde, tahliyesi istenen yerde kiracıdan başka kişi ile karşılaşılması halinde icra memurunun uyması gereken usul, İİK’nun 276. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasına göre tahliyenin infazı sırasında kiracıdan başka bir şahıs bulunur ve işgalde haklı olduğuna dair resmi bir vesika gösteremezse derhal tahliye olunur. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, üçüncü kişi resmi bir vesika gösterememekle beraber icra müdürlüğüne ibraz olunan mukavele tarihinden önceki bir zamandan beri orayı işgal etmekte olduğunu beyan eder ve bu beyan icra müdürü tarafından mahallinde yapılacak tahkikatla teeyyüt ederse, icra müdürünün tahliyeyi tehir ile üç gün içinde keyfiyeti icra mahkemesine bildireceği öngörülmektedir. İcra müdürünün maddede yazılı şartlar gerçekleşmesine rağmen icra dosyasını icra mahkemesine göndermeden üçüncü kişinin tahliyesine karar vermesi halinde, bu tahliye işleminin şikayet yolu ile üçüncü kişi tarafından icra mahkemesinde ileri sürülmesi ve iptalinin istenmesi mümkündür. Bu durumda icra mahkemesi, İİK’nun 276.maddesinin 3. fıkrasında yazılı usule göre tarafları dinleyip icabına göre ya tahliyeyi emredecek ya da taraflardan birinin yedi gün içinde mahkemeye müracaat etmesine karar verecektir. Bu son halde davanın sonucuna göre hareket edilmesi gerekmektedir.
Dolayısıyla, 3. kişinin şikayet hakkı ancak İİK 276. maddesi çerçevesinde, takibin kesinleşmesinden sonra mecurun tahliyesine yönelik infaz aşamasında söz konusu olabilir.
Somut olayda ise, takibin kesinleşmesine müteakip borçlu mecurdan tahliye edilmiş olup, şikayetçi … bu aşamadan sonra mecura yerleşmiştir.
Bu durumda, İİK 276 maddesinde düzenlenen durumun somut olayda bulunmaması, mecurun borçluya teslim edilmesine dair tahliyeye yönelik muhtıranın alacaklı …’a karşı düzenlenmesi ile şikayetçi …’ün takibin tarafı olmaması nazara alındığında bu aşamada icranın iadesi istemesinde hukuki menfaati olmadığından istemin reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece, yazılı gerekçe ile aksi yönde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre borçlunun sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.