YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/40378
KARAR NO : 2015/33215
KARAR TARİHİ : 16.11.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı tarafından icra takibine konulan bononun teminat maksadıyla alacaklı kısmı boş bırakılmak suretiyle nafaka alacaklısı dava dışı …’nın vekiline traktörleri üzerindeki haciz şerhinin kaldırılması için verildiğini, davalıyı tanımadıklarını ve aralarında da borç ilişkisi bulunmadığını ileri sürerek temel ilişkiyi inkar ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile senedin iptalini ve % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmişlerdir.
Davalı, davacı ….’in ödünç para karşılığında senedi verdiğini kardeşi diğer davalı …’in de kefil olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Anayasa 141/3. maddesi “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” HUMK 388. (HMK 297) maddesi de bütün kararların gerekçeli olmasını öngörmüştür.
Gerekçe hükmün dayandığı hukuki esasları açıklar. Böylelikle hükmün denetlenmesi mümkün olur. Taraflar da mahkemenin gerekçesi sayesinde haklı olup olmadıklarını anlayabilir.
Yargıtay incelemesi aşamasında da kararın usul ve yasalara uygun olup olmadığı gerekçe ile denetlenebilir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 45. maddesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hükümlerinin ve kararların gerekçeli olmasını şart koştuğu gibi Sözleşmenin 6. maddesi de adil yargılama hakkı başlığı altında kararların gerekçeli olmasına değinmektedir.
Açıklanan bu hükümler en başta yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir ve emredici hükümlerden olup “Kamu düzeni” amacı ile vaz’edilmişlerdir.
İşte bu nedenledir ki, kararın gerekçesinde hangi maddi vakıanın hangi hukuki sebeple davacıyı haklı gösterdiğinin açıklanması halinde ancak, HMK’nun 297. maddesine uygun bir kararın varlığından söz edilebilecektir. Gerek Anayasamız, gerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilen ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerin nihai amacı da budur.
Adil yargılanma hakkının içinde barındırdığı temel haklardan olan ve dayanağını insan onuru ile eşitlik ilkesinden alan, hukuki dinlenilme hakkının üç unsuru vardır. Bunlar, tarafların yargılama konusunda bilgilenme hakkı, yargılama ile ilgili açıklama ve ispat hakkı, bu açıklamaların mahkemece dikkate alınıp değerlendirilmesi yükümlülüğüdür. Gerekçe özellikle tarafların yargılamada dikkate alındığının, açıklama ve delillerinin değerlendirildiğinin bir göstergesidir.
Kararın gerekçeli olması hukuk devletinin ve hukuki güvenlik ilkesinin de bir gereğidir. Zira mahkemenin keyfilikten uzak şekilde, hukuka ve kanuna uygun karar verip vermediği ancak gerekçeden anlaşılabilir. Bu sebepledir ki, Anayasa’da kararların gerekçeli olması özel olarak vurgulanmıştır.
Hal böyle iken davalı ….’in avukatının davadışı nafaka alacaklısı davacı ….’in boşandığı eşi …’nın da avukatlığını yapması, davaya konu 31.05.2015 düzenleme tarihli bononun nafaka alacağına karşılık hazcedilen traktör üzerindeki şerhin kaldırılması için davalı ve davadışı …..’nın vekiline teminat olarak verilmesi ve düzenleme tarihinden bir gün sonra haczin kaldırılması, davalı …’in de dosya içine konulan savcılık evrakında mevcut beyanında “senet ve borçlu şahısla alakası bulunmadığı” yönündeki beyanı ve … ile vekili ve davacıların tüm beyan ve bilgileri doğrultusunda davanın hangi sebep ve gerekçeler ile kabul edildiğinin denetime elverişli olacak biçimde gerekçeli kararda belirtilmesi gerekirken dosya içeriği ile bağlantı içermeyen soyut cümlelerle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ikinci bent uyarınca diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 170,80 TL harcın istek halinde davalıya, peşin alınan 25,20 TL harcın davacıya iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 16/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.