YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/26515
KARAR NO : 2015/16110
KARAR TARİHİ : 18.05.2015
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı; davalı ile aralarında 17.06.2012 tarihinde devre tatil sözleşmesi yapıldığını, yasal süresi içerisinde davalı firmayı arayarak sözleşmenin iptal edilmesini istediğini, 06.07.2012 tarihinde de ihtarname çekerek sözleşme ve senedin iptalini talep ettiğini; ancak yerine getirilmediğini, sözleşme kapsamında imzaladığı senetlerin icraya konulması veya üçüncü kişilere devredilmesi ihtimaline binaen sözleşmenin iptalini, nakit ve kıymetli evrakın iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı ile yaptığı devre tatil sözleşmesine göre cayma hakkını kullanarak sözleşmenin iptali ile nakit ve kıymetli evrakın iadesi için eldeki davayı açmış, davalı davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, davacı tarafından sunulan 17.06.2012 tarihli sözleşmede davalı şirketin kaşesi mevcut ise de bir imza olmadığından, bu durumda davacı ile davalı arasında devre mülk satış sözleşmesinin yapıldığı ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş ise de; davada dayanılan sözleşmede davalının kaşesi bulunduğu gibi, davalının da davacı ile aralarında sözleşme ilişkisi kurulmadığına ilişkin açık bir savunması ve sözleşme altında yer alan kaşeye itirazı bulunmamaktadır. Kaldı ki davacı 06.07.2012 tarihli ihtarname ile davalıya sözleşmeden döndüğünü de bildirmiştir. Böylece dosya kapsamından anlaşılacağına göre, taraflar arasında sözleşme kurulmuştur. Mahkemece, davalıya 6100 sayılı HMK’nın 169 vd. maddeleri uyarınca isticvap davetiyesi gönderilerek sözleşmeyi kabul edip etmediği de sorulup öğrenilebilir. Bu durumda mahkemece, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.