YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/22666
KARAR NO : 2015/16320
KARAR TARİHİ : 21.05.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı hakkında faturaya dayalı olarak başlattığı takibe haksız şekilde itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalı borcunun bulunmadığını, davacının ticari defterleri incelendiğinde durumun ortaya çıkacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile takibin devamına karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dava itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı 4.000,00 TL bakiye fatura alacağının ödenmediği iddiası ile takibe girişmiş, davalı ile süresinde verdiği itiraz dilekçesi ile borcu makbuz karşılığında tümüyle ödediğini, savunmuştur.
Anayasanın 141/III maddesi uyarınca mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Yargılama makamları iddia ve savunmayı, taraflarca gösterilen delilleri gereği gibi incelemek ve ulaştıkları sonucu ikna edici bir gerekçeyle kararlarına yansıtmak zorundadırlar. Mahkeme kararlarındaki gerekçesizlik Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan “adil yargılanma hakkı” nın ihlalidir.
6100 sayılı HMK 297 maddesi gereğince de; hükümde, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerinin yer alacağı belirtildikten sonra, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece hükme dayanak alınan kök bilirkişi raporunda davacının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede davalı adına 4.000,72 TL borç gözüktüğü tespit edilmiş, itiraz üzerine alınan ek raporda ise davalının ödemelerini makbuz ile ispatlayabileceği ancak davacı firmanın 2011 yılı kayıtlarında davalıdan 12.533,00 TL tahsilatının bulunduğunun anlaşıldığı bildirilmiştir. Gerekçeli kararda ise bu inceleme neticesinde davalının 12.533,00 TL borcunun bulunduğu, davalının ödemeyi ispatlayamadığından bahisle davanın kabulüne karar verildiği açıklanmıştır. Karar bu haliyle dosya içeriği ile uyuşmayıp izaha muhtaçtır. Bu husus usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada geçilememiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 21.05.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.