YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/41641
KARAR NO : 2015/34172
KARAR TARİHİ : 23.11.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının eski patronu olduğunu, davalıya kredi çekerek 24.000,00 TL borç para verdiğini, davalının almış olduğu bu parayı ödemediğini bunun üzerine davalı aleyhine icra takibi başlattığını, icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece,davanın kısmen kabulüne, İcra Müdürlüğü’nün 2013/188 esas sayılı dosyasına itirazın iptali ile takibin 17.051,41 TL üzerinden devamına, asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmiş, verilen karar taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297. maddesinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 297. maddenin 2. fıkrası ile “Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece verilen kararın gerekçesinde dava dışı …’un kredi için yapmış olduğu ödemelerin mahsup edilerek icra takibinin bu miktar üzerinden devam edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak dava konusu ve takipteki asıl alacak miktarının 24.000,00 TL olduğu, ve gerekçede bahsedilen ve mahsup edilmesi gereken Ali’ nin ödemiş olduğu miktarın da 6.498,58 TL olduğu ve asıl alacaktan ödenen bu meblağ mahsup edildiğinde mahkemece kısa kararda hükmedilen 17.051,41 TL’ e ulaşılamadığı ve bu hali ile de yukarıda anlatılan hükme aykırı bir şekilde kararın gerekçe kısmı ile hüküm arasında çelişki oluşması nedeniyle 6100 sayılı HUMK’ nun 381. maddesi gereğince hükmün bozulması gerekir.
2-Bozma nedenine tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bent gereğince tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 23.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.