YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/42855
KARAR NO : 2015/34526
KARAR TARİHİ : 25.11.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı … tarafından ve davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, 01.03.2005 tarihinde ölen mirasbırakanları ….’in …. adına kayıtlı ./. payının bulunduğunu, bundan 300 payın kamulaştırılmasına ilişkin 09.06.1988 tarihli işleme karşı, mirasbırakan tarafından …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1989/856 E. 1994/356 K.Sayılı dosyasına “Tezyidi Bedel ” davası açıldığı ve mahkemece 12.057,458 TL nin Karayolları’ndan tahsiline karar verildiğini, anılan taşınmazdan imar uygulaması ile oluşan 325 ada 2 parselde mirasbırakanın kalan 276 m² lik payı yönünden ise “kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat ” isteğiyle …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/1467E. 2005/554 K. Sayılı dosyasına açılan davada mahkemece 115.000 TL ye hükmedildiğini, sözü edilen her iki dava dosyasında hüküm altına alınan bedellerin önce mirasbırakanın dosya avukatları tarafından tahsil edildiği, ardından mirasbırakanın vekili sıfatıyla davalı Melek’e verildiğini, bundan mirasbırakanın haberdar olmadığını, zira sonraki dava dosyanın yargılaması sırasında mirasbırakanın öldüğünü ileri sürerek; …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1989/856 E. Sayılı dosyasında hüküm altına alınan 12.057,458 TL’nin uyarlanması ile saptanacak değerin, …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/1467 E. Sayılı dosyasında hükmedilen ve icra marifetiyle tahsil edilen 150.000 TL’nin ise dava tarihinden itibaren yasal faizi ile hüküm altına alınmasını istemişler, 11.06.2012 tarihli harçlandırılmış ıslah dilekçeleri ile bilirkişi raporu doğrultusunda talep miktarını 319.832,06 TL’ye artırmışlardır.
Davalı, aslında dava konusu taşınmazın eşi …’e ait olduğunu, önceki tarihli dava dosyasına yönelik infaz işleminin mirasbırakanın bilgisi dahilinde yapıldığını, sonraki dava dosyasında hüküm altına alınan bedelin ise …. İcra Müdürlüğü’nün 2005/10709 sayılı dosyası marifetiyle 2008 yılında infaz edildiğini, davacıların hesap numarası vermesi halinde 150.000 TL’yi 15 gün içerisinde ödeyebileceğini beyanla davanın reddini dilemiş, ıslaha karşı süresinde verdiği dilekçesi ile zamanaşımı savunmasında bulunmuştur.
Mahkemece, 28.05.2012 tarihli bilirkişi raporu benimsenmek ve davalının 150.000 TL yi ödemeye hazır olduğunu içeren beyanı dikkate alınmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 150.000 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ıslah ile artırılan kısmın zamanaşamı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların ikinci bendin ve davalının ise üçüncü bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar bu davalarında, mirasbırakanlarının vekili sıfatıyla davalı tarafından tahsil edilen …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1989/856 E. Sayılı dosyasına konu 12.057,458 TL’nin uyarlanmak suretiyle, ….. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/1467 E. Sayılı dosyasına konu 150.000 TL’nin ise dava tarihinden itibaren faiz işletilmek suretiyle hüküm altına alınmasını istemişlerdir. Davalı, taşınmazın ölen eşine ait olduğunu savunmakla beraber ıslah edilen kısma karşı zamanaşımı definde bulunmuştur. Mahkemece, 6100 sayılı HMK’nın 26 maddesine (1086 sy.HUMK’un 74. md.) aykırılık teşkil edecek şekilde davacının talebi aşılmak suretiyle her iki talep yönünden uyarlama yapılarak ve ıslah edilen kısım yönünden de zamanaşımı uygulanarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Oysa ki; davacılar bu davasında vekil davalının tahsil ettiği parayı bilmediklerini, bu hususu dava tarihinde öğrendiklerini ileri sürmüşlerdir. Davalı vekil ise tahsil ettiği paraların gerek davacıların mirasbırakanı gerekse davacılar tarafından daha önceden öğrenildiğini ispat edememiştir. Öte yandan, vekalet sözleşmesinin en önemli unsurları arasında, vekilin hesap verme borcu gelmektedir. Vekil, yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği her şeyi iade etmeye, iade edinceye kadar da almış olduğu şeyleri saklamaya mecburdur. Vekilin hesap verme borcu, vekalet sözleşmesinin kurulmasıyla birlikte doğup, işin vekil tarafından yürütülmesi sırasında ve sona ermesinde de devam etmektedir. Bu nedenle de vekilin aldıklarını geri verme borcunda zamanaşımı vekalet sözleşmesi sürdükçe işlemez. Bir başka deyişle iade borcunda muacceliyet, vekilin hesap vermesi veya sözleşme ilişkisinin bitmesi ile başlar. (Bkz. Hukuk Genel Kurulunun 2011 tarih ve 2011/13-161 esas ve 2011/276 karar sayılı ilamı da bu yöndedir.) Dava konusu olayda, davalının, müvekkili olan davacıların mirasbırakanına hesap verdiği, vekalet ilişkisinin istifa, azil gibi sebeplerle sona erdiği iddia ve ispat edilmediğinden zamanaşımı süresinin başladığından ve sürenin dolduğundan söz edilemez. O halde, zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle henüz başlamadığı kuşkusuzdur. Buna göre, ıslah ile artırılan miktar yönünden zamanaşımı nedeniyle talebin reddine ve …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/1467 E. 2005/554 K. Sayılı dosyasında hüküm altına alınan bedel yönünden uyarlama isteği olmadığı halde talep aşılmak suretiyle karar verilmiş olması doğru değildir.
3-Davacılar bu davalarında ayrıca … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1989/856 E. Sayılı dosyasında hüküm altına alınan bedele hasren tahsil edilen paranın uyarlanmış şekliyle ulaştığı değerin tahsilini istemiş, mahkemece de davacının bu talebi kabul edilerek bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle karar verilmiştir. Oysa ki 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nun ( TBK ) 502 ve devamı hükümlerince vekil müvekkil adına tahsil ettiği paraları, tahsil tarihinden itibaren ödemekle yükümlüdür. Davacı tahsil edilen bu paranın uyarlanmış şekliyle tahsilini istediğine göre, çoğun içinde azı da vardır kuralı gözetilmek suretiyle tahsil edilen paranın tahsil tarihinden itibaren faiziyle hüküm altına alınması gerekirken, bilirkişi raporu esas alınmak ve uyarlama yapılmak suretiyle karar verilmiş olması isabetsizdir. Karar bu yönler itibariyle usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerekir.
SONUÇ: 1. bentte açıklanan nedenlerle davacıların ve davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince hükmün, temyiz eden davacılar yararına, 3. bent gereğince hükmün davalı yararına BOZULMASINA peşin alınan 2561,65 TL harcın istek halinde taraflara iadesine, 25/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.