Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/42616 E. 2015/34726 K. 30.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/42616
KARAR NO : 2015/34726
KARAR TARİHİ : 30.11.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı,davalı ile yapılan hizmet alım sözleşmeleri kapsamında davalının çalıştırdığı dava dışı işçi …. tarafından iş mahkemesinde açılan davanın aleyhlerine sonuçlanması üzerine yapılan icra takibi nedeniyle 4.587,43 TL ödeme yapmak zorunda kaldıklarını,bu bedelden davalı yüklenici şirketin sorumlu olduğunu ileri sürerek;4.587,43 TL alacağın ödeme tarihi olan 27.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı,davacının asıl işveren olması itibariyle bu bedelden sorumlu olduğunu aksinin kabul edilmesi halinde ise yarısından sorumlu tutulabileceklerini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece 2002 yılı Genel Temizlik İşi İdari ve Teknik Şartnamesinin 28.maddesinde firmanın işçi haklarının ödenmesinden sorumlu olduğu açıkça belirtildiği bu düzenlemeye göre davalının ödenen bedelin tamamından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile;4.587,43 TL alacağın ödeme tarihi olan 27/09/2011 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş,hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, asıl işveren davacı kurumun, davalı şirketler tarafından çalıştırılan işçinin işçilik alacaklarının tahsiline dair açmış olduğu dava sonucu verilen kararın infazına yönelik yapılan icra takibi nedeniyle ödemek zorunda kaldığı miktarın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
4857 sayılı İş Kanununun 2/6. Maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” Hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda da taraflar arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, davalı ile birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. Nitekim Borçlar Kanununun 146. Maddesinde düzenlenen, “Borcun mahiyetinden hilafı istidlal olunmadıkça, müteseselsil borçlulardan her biri alacaklıya yapılan tediyeden birbirine müsavi birer hisseyi üzerlerine almaya mecburdur. Hissesinden fazla tediyede bulunan, fazla ödeme ile diğerlerine rücu hakkını kazanır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil sorumlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.
Somut uyuşmazlığa konu dava dışı işçi ….’nin çalıştığı dönemin 01.03.2001 ve 31.05.2006 tarihleri arasını kapsadığı, ancak davacı ile davalı şirket arasında 01.03.2007-31.12.2002 tarihleri arasını kapsayan döneme ilişkin iki ayrı hizmet sözleşmelerinin eki idari ve teknik şartnamenin 28. maddesinde işçi alınması,işçi çıkarılması ve işçilik haklarının ödenmesinde sorumluluğun davalı müteahhide ait olduğunun düzenlendiği anlaşılmaktadır. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlediği bu sözleşme hükümleri bağlayıcıdır. Davalı yüklenicinin sorumlu olduğuna dair hüküm bulunan bu dönemler yönünden davacının ödediği bedelin tamamından davalıların sorumlu olduğu kabul edilmelidir.
Taraflar arasındaki 31.12.2002 tarihinden sonra yapılan sözleşmeler yönünden ise,sözleşmelerde işçilerin kıdem tazminatı haklarından hangi tarafın sorumlu olduğuna dair açık hüküm bulunup bulunmadığı hususu her sözleşme yönünden ayrı ayrı değerlendirilerek,sözleşmelerde bu yönde hüküm bulunmayan hallerde ilgili döneme ilişkin kıdem tazminatının yarısından asıl işveren konumundaki davacının,diğer yarısından davalı yüklenicinin sorumlu olduğu, gözetilerek bu yönde yapılacak inceleme sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sadece 2002 yılı sözleşmesinde işçilik haklarından davalı yüklenicinin sorumlu olduğuna dair hüküm bulunduğu gerekçesiyle bu hükmün tüm sözleşmelere şamil olacak şekilde geniş yorumlanarak tüm sözleşmeler yönünden davalının sorumlu olduğu kabul edilerek yanlış değerlendirme ve eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirir.
2-Bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına peşin alınan 78,35 TL harcın istek halinde iadesine, 30/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.