YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18025
KARAR NO : 2015/30300
KARAR TARİHİ : 19.10.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 20.12.2011 tarihinde imzalanan satış vaadi sözleşmesi ile davalıdan bir konut satın aldığını, sözleşmeye göre dairenin 30.01.2013 tarihinde bitirilip teslim edilmesi gerektiğini, satış bedeli olan 210.000,00 TL nin 150.000,00 TL sinin peşin olarak ödendiğini, kalan 54.000,00 TL içinde teslim tarihli bono düzenlendiğini, konutun taahhüt edilen sürede teslim edilmediği halde davalı tarafından satış bedeline karşılık verilen bonoya dayalı olarak davalı tarafından icra takibi yapıldığını, daire teslim edilene kadar bu bonodan dolayı borçlu olmadığını, bu nedenle davalı şirket edimini yerine getirene kadar borçlu olmadığının tespitine ve %20 den aşağı olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, ödemenin dairenin teslimi şartına bağlanmadığını, dairelerin yapımının devam ettiğini, icra takibine konu senedin vadesinin geldiğini, senedin illetten mücerret olup sözleşmede ödeme tarihinin de açıkça belirtildiğini savunmuş ve davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde belirlenen satış bedeli karşılığı verilen senetten dolayı açılmış menfi tespit davası olup, davacı, davalı ile akdedilen satış vaadi sözleşmesi ile inşa edilmekte olan bir daire satın aldığını, dairenin taahhüt edilen tarihte teslim edilmediğini buna rağmen davalı tarafından satış bedeline karşılık verilen senede dayalı olarak vadesi geldiğinden bahisle icra takibi yapıldığını iddia ederek senetten dolayı davalı edimini ifa edene kadar borçlu olmadığının tespitini istemiş, davalı ise ödemenin teslim şartına bağlanmadığını, senedin illetten mücerret olup senedin vade tarihinden sonra 4 ayda uzatma hakları olduğunu bu nedenle vade tarihinde henüz dairenin teslim tarihinin gelmemiş olduğunu savunmuştur. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin her iki tarafada borç yüklenen bir sözleşme olup, edimini yerine getirmeyen tarafın karşı taraftan edimini yerine getirmesini isteyemeyeceği kanaati ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak dava konusu senedin, bedeli, vade tarihi ve taraf beyanlarına göre satış bedelinin 54.000,00 TL lik kısmı için verildiği sabittir. Senedin ödeme tarihinin 30.01.2013 olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede teslim tarihinin 30.01.2013 olarak belirlendiği ancak aynı sözleşme ile davalıya teslim tarihinden itibaren 4 ay ek süre verileceğinin de kararlaştırıldığı konularında uyuşmazlık yoktur. Bu durumda senedin ödeme tarihi olan 30.01.2013 tarihinde ek 4 aylık uzatma hakkını kullanan davalı açısından henüz teslim tarihi dolmamıştır. Bu durumda senedin vade tarihinde davalı yönünden henüz edimini ifa etme sırasının gelmiş olduğundan bahsedilemez. O halde davalı, satış bedelinden kalan 54.000,00 TL yi davacıdan tahsil etme hakkına sahiptir. Bu gerekçeler ile davanın reddi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 19.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.