Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7443 E. 2015/1493 K. 28.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7443
KARAR NO : 2015/1493
KARAR TARİHİ : 28.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında, 07.12.2010 olan karar tarihi sehven 18.10.2010 olarak yazılmış ise de, bu hatanın mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık … ile temyiz dışı sanıklar … ve …’nın birlikte hareket ederek borçlusu …, alacaklısı … olarak gözüken 26/04/2005 tanzim tarihli 30/09/2005 vade tarihli, 17.000 TL bedelli senedi … adına sahte ciro yaparak … aracılığı ile icra takibine koydukları, yaptırılan imza incelemesinde suça konu senedin arka yüzünde … ismi altında atılı bulunan cirantacı imzasının … eli ürünü olmadığı,..
Karışoğlu içerikli yazılar ile altında atılı bulunan ikinci ciranta imzasının ise … eli ürünü olduğunun tespit edildiği, ayrıca çeki bizzat …’den aralarındaki ticari ilişkiye istinaden aldığını beyan eden temyiz dışı sanık …’in şirketine ait ticari defterler üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde, suça konu senedin ticari defter kayıtlarında bulunmadığı gibi şirketler arasındaki ticari ilişki nedeni ile tarafların birbirlerine alacak ve borçlarının olmadığının iddia edildiği olayda;
….’un borçlu, …’un alacaklı olduğu, … cirosu ile sanık… tarafından ciro edilen ve icra takibine konulan senede ilişkin olarak…’in bu senedi …’dan aldığı,..’nin de …’den aldığını bildirdiği, bu konuda herhangi bir tereddütün bulunmadığı, senet değişimlerinin de ticari ilişkiye dayalı olduğununun belirtilmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya meydan bırakılmayacak şekilde ortaya çıkarılması bakımından, öncelikle senedin borçlusu olan …’un dinlenerek … ile senede dayalı bir ilişkisinin bulunup bulunmadığı, senedin kendisi tarafından verilip verilmediği, temyiz dışı sanık … ile … arasında ticari ilişkinin geriye dayalı olup olmadığı, yakın esnaf ve konu hakkında bilgisi olan kişiler dinlenmak suretiyle araştırılması, … ile … arasında alım satımdan kaynaklanan ilişkinin değerlendirilmesi, temyiz dışı sanıklar … ile …i’nin suçlarının sübutu kabul edildiği gözetilerek sanık…’in bu sanıklarla fikir ve eylem birliği içerisinde olduğuna yönelik kabulünde denetime izin verecek şekilde gösterilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.