YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7483
KARAR NO : 2015/1553
KARAR TARİHİ : 29.01.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, zincirleme resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, Kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır.5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis
edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanık …’in, tanıdıkları olduğunu kısa sürede tahsisatı yaptırabileceğini söylediği ileri sürülen sanık…’in yönlendirme ve yardımıyla, abisi-katılan…’e ait … seri no’lu nüfus cüzdanı üzerine kendi fotografını yapıştırdıktan sonra …… Mahalle Muhtarlığından abisinin kimlik bilgilerini havi üzerinde kendi fotografı iliştirilmiş bila tarihli İkametgah senedi ile aynı kimlik bilgilerine göre 22/02/2008 tarihinde (… Ziraat Odası Başkanlığınca) düzenlenmiş Çiftçilik Belgesini katılan bankanın … şubesine vererek 04/03/2008 tarihli “Bireysel İhtiyaç Kredisi Başvuru” formunu talepte bulunan sıfatıyla (babası-sanık…’e de kefil sıfatıyla imzalatıp) imzalamasını müteakip aynı tarihli 15.000 TL miktarlı dosyada görülen sözleşmelerden biri olan “Tüketici Kredisi ve Teminat Sözleşmesine” istinaden 07/03/2008 (veya 09/03/2008) tarihinde 14.500 TL kredi tutarını alması eylemlerinin sanık .. açısından “Nitelikli dolandırıcılık” ve “Zincirleme resmi belgede sahtecilik”, sanıklar … açısından ise “Nitelikli dolandırıcılık” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Sanık …, şikayetçi-katılan …ve tanık …’nun aşamalardaki anlatımları ile dosyada 04/03/2008 ve 07/03/2008 tarihli iki ayrı “Tüketici Kredisi ve Teminat Sözleşmeleri” olması, 04/03/2008 tarihli sözleşmenin (müşteri no: 39769691) sadece 31.sayfasında müşteri ismi ve müteselsil kefil imzası bulunması, sonradan gerçek … tarafından imzalandığı bildirilen 07/03/2008 tarihli sözleşmede de borçlu sıfatıyla katılan …ve müteselsil kefil sıfatıyla da sanık …’in adları ve imzaları bulunması, 14.500 TL’den ibaret kredi tutarının ise banka tarafından dosyada aslına rastlanılamayan dekont karşılığı 07/03/2008 (veya 09/03/2008) tarihinde ilgilisine ödenmiş olduğunun bildirilmesi ve şikayetçi …’in 17/10/2008 ve 20/10/2008 tarihli savcılık ifadelerine göre kredi işlemlerinde kullanılan …498 seri no’lu nüfus cüzdanının (aslının) soruşturma evrakına eklenmiş olduğunun belirtilmesi karşısında; gerçeklerin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenebilmesi amacına yönelik olarak öncelikle 04/03/2008 ve 07/03/2008 tarihli sözleşmeler arasında oluşan kuşkunun ortadan kaldırılması, 14.500 TL’nin ödendiğini gösterir banka dekontunun aslının temin edilip bu paranın sanık …’e mi yoksa katılan…’e mi ödendiğinin ve ödentinin hangi kredi sözleşmesine istinaden yapıldığının
açıklığa kavuşturulması, her iki sözleşmedeki yazı ve imzaların kimlere ait olduğunun gerektiğinde uzman bilirkişiden alınacak raporla tespit olunması, yine dosyada fotokopileri görülen …seri no’lu nüfus cüzdanlarının hangi aşamalarda kullanıldığının öğrenilmesi ve katılan …’in tutanağa geçen ifadeleri dikkate alınarak …. seri no’lu nüfus cüzdanı aslının soruşturma evrakına dahil edilip edilmediğinin belirlenmesi, 04/05/2009 tarihinde katılan …hakkında verilen “kovuşturmaya yer olmadığına” ilişkin karara katılan banka vekillerince itiraz edildiği anlaşılmakla itarazın akıbetinin sorulması toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanıkların hukuki durumlarının ve suç vasıflarının takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma ve kovuşturmayla yazılı biçimde kararlar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan banka vekilinin ve sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.