Danıştay Kararı 12. Daire 2018/3783 E. 2021/1279 K. 12.03.2021 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2018/3783 E.  ,  2021/1279 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/3783
Karar No : 2021/1279

DAVACI : … Sendikası
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : …Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVACI YANINDA DAVAYA
KATILANLAR (MÜDAHİLLER) : 1- … 2- … 3- … 4- … 5- … 6- … 7- …
DAVANIN KONUSU : Davacı Sendika tarafından,
1. Adalet Bakanlığı İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığının 13/02/2006 tarih ve 127 sayılı “Yol Giderleri ve Tazminatı” konulu Genelgesi’nin iptaline,
2. Yol gideri ve tazminatı hesabında biriken paraların dağıtılması, dağıtımının eşit yapılması ve dağıtım programının düzeltilmesi talebiyle davalı idareye yapılan 31/07/2010, 07/08/2010 ve 12/08/2010 tarihli başvuruların reddine yönelik Adalet Bakanlığı İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığının …tarih ve …sayılı idari işleminin iptaline,
3. Yol tazminatının ödenmeyen kısmının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “4/C” maddesi kapsamında görev yapan personele ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Usul (Ehliyet) yönünden; Davacı Sendika tarafından, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 19. maddesinin 2. fıkrasının (f) bendi uyarınca üyelerinin davalı idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukukî yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek konusunda Sendikalarının dava açmakta ehliyetli olduğu, esas yönünden ise; Adalet Bakanlığı İdari Mali İşler Dairesi Başkanlığının dava konusu 13/02/2006 tarih ve 127 sayılı Genelgesi’nin, 3717 sayılı Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında
Kanun’a aykırı hükümler içerdiği, bu nedenle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/C maddesi kapsamında görev yapan personelin maddi kayba uğramasına neden olunduğu, davalı idareye yapılan 31/07/2010, 07/08/2010 ve 12/08/2010 tarihli başvuruların, idarece tesis edilen 01/09/2010 tarihli işlemle hukuka aykırı şekilde reddedildiği,
3717 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, görevli personele daire dışında yapılan keşif ve icra işlemleri için maddede sayılan gösterge rakamları üzerinden yol tazminatı ödeneceğinin öngörüldüğü; ancak, 127 sayılı Genelge’nin birinci fıkrasında, yol tazminatının 1/2’sinin ödenebileceği, bu kısmın da en yüksek Devlet memuru aylığını geçemeyeceğine yolunda düzenleme yapıldığı,
Ayrıca Genelge’nin üçüncü fıkrasında, 3717 sayılı Kanun’da getirilmeyen bir kısıtlamanın kabul edilerek, 3717 sayılı Kanun’un 2. maddesinde belirtilen “diğer personel” ibaresinin sınırlandırıldığı ve 657 sayılı Kanun’a tabi 4/C’li personelin kapsam dışında bırakıldığı, 4/C’li personel yönünden yapılan bu düzenlemenin Kanun’a ve Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” ilkesine aykırılık teşkil ettiği,
İdarenin süreklilik arz eden işlemlerindeki devamlılık ve istikrarın, hukuka ve yürürlükte olan mevzuata olan güvenden kaynaklandığı, “hukuk devleti”nin unsurlarından olan, hukuk güvenliği, diğer bir ifadeyle “güvenin korunması” ilkesinin, ilgilinin hukuki durumunun süreceğine olan güveninin korunması anlamına geldiği, güvenin korunmasının, her zaman mevcut bir hukuki durumun dokunulmazlığı anlamına gelmediği; bununla birlikte, halkın Devlete olan güveninin korunmasının ancak hukuk güvenliğinin sağlanmasıyla mümkün olduğu, hukuk devletinin önemli bir unsuru olan hukuk güvenliği ilkesinin, bütün Devlet davranışlarının, olabildiğince önceden öngörülebilir olması anlamını taşıdığı,
Adalet işlerinin işleyişinde iş yükünün önemli bir kısmında etkin rol sahibi olan 657 sayılı Kanun’un 4/C maddesi kapsamındaki personelin, diğer tüm personel gibi, yol tazminatı olarak adlandırılan miktarın birikmesinde katkıları bulunduğu halde, çalışmalarının karşılıklarını alamamalarının, hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVACI YANINDA DAVAYA KATILAN MÜDAHİLLERİN İDDİALARI : Ankara ve Elmadağ adliyelerinde görev yaptıkları, davacı Sendika tarafından iptaline karar verilmesi istenilen 13/02/2006 tarih ve 127 sayılı Genelge’nin 3717 sayılı Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında
Kanun’a aykırı düzenlemeler içerdiği, yapılan düzenleme ile 657 sayılı Delet Memurları Kanunu’nun 4/C maddesi kapsamındaki personelin Anayasa’nın “kanun önünde eşitlik” ilkesine aykırı şekilde parasal haklarının ellerinde alındığı, bu nedenle maddi kayıplarının oluştuğu, sözleşmeli personelin hukuka aykırı şekilde kapsam dışında bırakılamayacağı, 13/02/2006 tarihinden itibaren taraflarına ödenmeyen yol tazminatlarının ödenmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Anayasa Mahkemesinin 17/05/2007 tarih ve E:2004/46, K:2007/60 sayılı kararıyla; 3717 sayılı Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında
Kanun’un 2. maddesinin, 449 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilen altıncı fıkrasının birinci tümcesi hariç olmak üzere Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal edilen kuralın doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete’de yayımından başlamak üzere 1 yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, anılan karar uyarınca İdari Mali İşler Dairesi Başkanlığının 24/11/2008 tarih ve 05/3546 sayılı duyurusuyla; 21/11/2008 tarihinden itibaren, hakim, Cumhuriyet savcısı, yazı işleri müdürü, zabıt katibi, mübaşir, icra müdürü, icra müdür yardımcısı ile diğer personel yönünden, Kanun’da öngörülen aylık sınırlama ve keşif ücretinin 1/2’si oranında ödenmesine devam edilmesi, ancak aylık sınır üzerindeki miktar ile kalan 1/2’lik kısmın yerli bankalarda açılan adli ve idari yargı yol tazminatı hesaplarına yatırılması uygulamasına devam edilmesinin istenildiği,
6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 30 ve 31. maddeleriyle, 3717 sayılı Kanun’un 2. maddesinin değiştirildiği ve Kanun’a Geçici 2. ve Geçici 3. maddelerin eklendiği,
3717 sayılı Kanun kapsamında yayımlanan 146/1 sayılı Genelge’de, açıkça davaya konu 127 sayılı Genelge’de belirtilen hususlara riayet edileceğinin, 127 sayılı Genelge’nin 3. maddesinde ise, 3717 sayılı Kanun’un 2/6 maddesinde belirtilen dağıtıma tabi “diğer personelin”; kadroları taşra teşkilatında olan ve atamaları Bakanlık veya Adli ve İdari Yargı Adalet Komisyonlarınca gerçekleştirilen personel olduğu, “hakim adayları, ceza infaz kurumları personeli, denetimli serbestlik personeli, seçim personeli ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 657 sayılı Kanun’un 4/C maddesi kapsamında görevlendirilen sözleşmeli gibi personel”in bu Kanun kapsamında değerlendirilmeyeceği hususunun belirtildiği,
Yukarıda belirtilen şekilde 3717 sayılı Kanun’un 2. maddesinin altıncı fıkrasının birinci cümlesi dışında kalan kısmının Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi sonrasında, 21/11/2008 tarihinden itibaren, Anayasa’nın eşitlik ilkesine uygun şekilde adli teşkilatta görev yapan tüm personele eşit miktarda ek ödeme yapılmakta olduğu, iptal istemine konu Genelge ve tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 3717 sayılı Kanun’un Geçici 2. maddesinde yer alan atıf uyarınca, yol tazminatı ortak hesaplarında biriken paraların dağıtımında Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girdiği 21/11/2008 tarihinden önce yürürlükte bulunan Kanun hükümlerinin uygulanacağı açık olduğundan, davanın; dayanağı Kanun düzenlemesine aykırılık teşkil etmeyen Adalet Bakanlığı İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığının 13/02/2006 tarih ve 127 sayılı “Yol Giderleri ve Tazminatı” konulu Genelgesi’nin iptali isteminin reddi gerektiği; dayanağı olan Genelge hukuka uygun bulunduğundan, davacı Sendika tarafından yapılan başvuruların, 13/02/2006 tarih ve 127 sayılı “Yol Giderleri ve Tazminatı” konulu Genelge uyarınca işlem tesis edileceği belirtilmek suretiyle reddine ilişkin 01/09/2010 tarih ve 4381 sayılı idari işlemin iptali isteminin de reddinin gerektiği; öte yandan, dava konusu işlemlerin hukuka uygun olması nedeniyle, ortada tazmini gereken bir parasal haktan söz edilmeyeceğinden, buna yönelik istemin de reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Türkiye Büro Bankacılık ve Sigortacılık Hizmet Kolu Kamu Çalışanları Sendikası vekili tarafından, 3717 sayılı Adli Personel ve Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminatı Verilmesi Hakkındaki Kanun uyarınca havuz hesabında biriken paraların hak sahiplerine dağıtımının yapılması, dağıtım esaslarından idari yargı çalışanları ile adli yargı çalışanlarının eşit şekilde faydalandırılması, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinin (c) fıkrası uyarınca görevlendirilen sözleşmeli personel lehine bir düzenlemenin yapılması, 146/1 sayılı Genelgede yer alan dağıtım programının düzeltilmesi istemleriyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali, yol tazminatının ödenmeyen kısmının “4/C” kapsamındaki personele ödenmesi ile Adalet Bakanlığı İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı’nın 13/02/2006 tarihli, 127 sayılı “Yol Giderleri ve Tazminatı” konulu Genelgesinin iptali istenilmektedir.
3717 sayılı Adli Personel İle Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi İle 492 Sayılı Harçlar Kanunun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanunun dava konusu genelgenin çıkartıldığı ve bakılan davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 5435 sayılı Yasanın 48. maddesi ile değişik 2. maddesinin 6. fıkrasında;(Değişik : 19/8/1991 – KHK – 449/2 md.) Birinci fıkrada sayılanlardan adli yargı hakim ve savcıları ile adli yargıda görevli yazı işleri müdürü, zabıt katibi, mübaşir, icra müdürü, icra müdür yardımcısı ile diğer personele tahakkuku müteakip yol tazminatının 1/2`si ödenir. Yol tazminatının kesilen 1/2`si o yerdeki bir kamu bankasında açılan bir hesaba yatırılır. Bu hesaba yatırılan paraların % 10`u her ayın ilk haftası içinde Ankara`da bir kamu bankasında açtırılan Adalet Bakanlığı merkez hesabına gönderilir. Mahalli hesapta toplanan paraların arta kalanı, o yargı çevresinde görevli adli yargı hakim ve savcıları ile adli yargıda görevli yazı işleri müdürü, zabıt katibi, mübaşir, icra müdürü, icra müdür yardımcısı ile diğer personeline (ceza infaz kurumu personeli hariç) ayda bir, eşit miktarda ödenir; ancak, bu ödemenin yıllık tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) yıllık tutarının yarısını geçemez.
(Ek : 19/8/1991 – KHK – 449/2 md.) Adalet Bakanlığı merkez hesabına gönderilen paralardan, Adalet Bakanlığı merkez teşkilatının hakim ve savcı dışındaki personeline, Adalet Bakanınca belirlenen miktar ve esaslar dahilinde üç ayda bir ödeme yapılır. (Ek cümle: 22/12/2005 – 5435/48 md.) Ancak bu ödemelerin aylık toplamı en yüksek Devlet memuru aylığını (ek gösterge dahil) geçemez. (Değişik ikinci cümle: 22/12/2005 – 5435/48 md.) Geçen miktar ve yol tazminatının diğer yarısı, o yerdeki bir bankada açılan hesaba yatırılır.Yıl içerisinde toplanan paraların bu ödeme miktarını aşması halinde artan miktarın, yıl içinde mahallinden gelen miktara oranı kadar, mahallinden gönderilecek miktardan mahsup yapılır.
Ek : 19/8/1991 – KHK – 449/2 md.) Yukarıdaki iki fıkra gereğince hesapların açılması, kesintilerin bu hesaplara yatırılması, merkez teşkilatındaki personele yapılacak ödeme miktarı ve mahsup işlemleri ile uygulamaya ilişkin diğer esaslar Adalet Bakanınca belirlenir. (Ek cümleler: 22.12.2005 – 5435/48 md.) Adalet Bakanlığı merkez hesabına gönderilen paralardan, Adalet Bakanlığı merkez teşkilatında daimi ve geçici olarak görevlendirilen ve fiilen teknik hizmetler görevini yürüten personele teminlerindeki güçlük, görevin önemi ve sair nitelikleri dikkate alınmak suretiyle, Adalet Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara göre üç ayda bir ödeme yapılır. Yapılan ödemeler aylık olarak en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil iki katını geçemez. ” hükmüne yer verilmiştir. (Bu maddenin 449 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen altıncı fıkrasının birinci tümcesi dışında kalan bölümü Anayasa Mahkemesinin 17.5.2007 tarih ve E:2004/46, K:2007/60 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.)
3717 sayılı Yasanın 5435 sayılı Yasa ile değişik 2. maddesinde yer alan yol giderleri ve tazminatına ilişkin usul ve esaslara yönelik olarak Adalet Bakanlığınca çıkartılan dava konusu 13.2.2006 gün ve 127 sayılı Genelgenin 1. maddesinin birinci fıkrasında, tebliğden başka bir işlem yapmak için makamından uzaklaşmak durumunda olan adli ve idari yargı hakim ve cumhuriyet savcıları ile adli ve idari yargıda görevli yazı işleri müdürü, zabıt katibi, mübaşir, icrâ müdürü, icrâ müdür yardımcısı ile diğer personele ödenecek yol tazminatına getirilen aylık tavan ile adli ve idari yargı personeline dağıtılmak üzere bir havuzda toplanan meblağdan her ay yapılacak ödemeye getirilen yıllık tavan düzenlenmiş, 2. maddesinde, bu işlemleri yapmakla görevli personelin denetimi ve sarf kartonlarının kontrolünün nasıl yapılacağı, 3. maddesinde, 3717 sayılı Kanunun 2’nci maddesinin altıncı fıkrasında belirtilen “diğer personelin” kimleri kapsadığı belirtilerek bunların dışında kalan 657 sayılı Yasanın 4/c maddesi uyarınca görevlendirilen personel de dahil bu kanun kapsamında değerlendirilmeyeceği, 4. maddesinde, sürekli görev yaptıkları yer dışında geçici yetki ile görevlendirilen hâkim ve cumhuriyet savcıları ile adlî personelin bu süre içinde sadece geçici görev yerinden yapılacak yol tazminatı ödemelerinden yararlandırılacağı, ancak, yetki ile görev yapılan yer 3717 sayılı Kanun kapsamında değilse yetki ve görevlendirme süresince bu kimselere ödeme yapılmayacağı, 5. maddesinde, görev yerinden geçici ayrılan personele yol tazminatının nasıl ve nereden ödeneceği, 6. maddesinde de adlî tatil, yıllık izin ve mazeret izni süresince yol tazminatı ödemelerinden hak sahiplerinin aynen yararlandırılacağı; ancak, yıllık kanunî izin haricinde izinde bulunanlar ile hastalık izni kullananlara, bulunduğu yerden başka bir yere tedavi amacıyla sevk edilenler ile doğum izni kullananlara ve görevden uzaklaştırma cezası alanlara bu süre içerisinde ödeme yapılmayacağı hususları düzenlenmiştir.
Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin 21.11.2007 gün ve 26707 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 17.5.2007 gün ve E:2004/46, K:2007/60 sayılı kararıyla, 3717 sayılı Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanunun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanun’un 2. maddesinin 449 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilen altıncı fıkrasının birinci tümcesi dışında kalan bölümünün iptaline ve iptal hükmünün kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de, dava konusu Genelgenin yasal dayanağının 3717 sayılı Yasanın 2. maddesinin 6. fıkrasına, 5435 sayılı Yasanın 48. maddesi ile eklenen hükümler olması karşısında Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının hukuki sonuçlarının bu davada gözönünde bulundurulmasına olanak görülmemiştir.
Bu durumda 13/02/2006 tarih ve 127 nolu Genelge ile 3717 sayılı Yasanın incelenmesinden, 3717 sayılı Yasa hükmünün uygulanmasını göstermek amacıyla adli ve idari yargı hakim ve savcıları ile diğer görevlilere ödenecek yol tazminatına ilişkin usul ve esasları düzenleyen anılan Genelgedeki düzenlemelerle 3717 sayılı Yasa hükümlerinin kapsamını sınırlandıran veya daraltan nitelikte kurallar getirilmediği, yapılan düzenlemelerin yasa hükmüne uygun olduğu anlaşıldığından söz konusu Genelgede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemine gelince;
Dosyanın incelenmesinden, davacı Sendika vekilince, 3717 sayılı Yasa uyarınca havuz hesabında biriken paraların hak sahiplerine dağıtımının yapılması, dağıtım esaslarından idari yargı çalışanları ile adli yargı çalışanlarının eşit şekilde faydalandırılması, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinin (c) fıkrası uyarınca görevlendirilen sözleşmeli personel lehine bir düzenlemenin yapılması, 146/1 sayılı Genelgede yer alan dağıtım programının düzeltilmesi istemleriyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu, 657 sayılı Yasanın 4/c maddesi uyarınca çalışan personelin anılan genelge kapsamına alınması gerektiği ileri sürülmektedir.
657 sayılı Kanunun 4. maddesinde, kamu hizmetlerinin memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle görüleceği belirtilmiş, bu maddenin davaya konu Genelgenin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan (mülga)(C) fıkrasında geçici personel, “bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduğuna Devlet Personel Başkanlığının ve Maliye Bakanlığının görüşlerine dayanılarak Bakanlar Kurulunca karar verilen görevlerde ve belirtilen ücret ve adet sınırları içinde sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kimseler” olarak tanımlanmıştır.
Anayasa Mahkemesinin, 30.03.2011 gün ve E:2010/46; K:2011/60 sayılı kararında da; geçici personel statüsünün, belli bir vasıf gerektirmeyen, daha çok bedensel çalışmalara ağırlık veren, başlangıç ve bitişi belli olan, süreli işlerde çalışmayı öngördüğü; bu personelin, idare ile yaptıkları bir sözleşme uyarınca idare için belirli bir iş yapan kişi konumunda olduğu ve yaptıkları işin, geçici veya mevsimlik olup, asli ve sürekli görevlerden de sayılmayacağı ; bu nedenle geçici personelin; Anayasa’nın 128’inci maddesi kapsamında belirtilen memur ve diğer kamu görevlileri kavramı dışında kalan, sözleşme ile çalıştırılan, işçi de olmayan, kendine özgü istisnai biristihdam türü olduğu;…bu istihdam türü uyarınca çalıştırılacak kişilerin sayısının ihtiyaca ve ekonomik koşullara göre her zaman değişebilecek nitelikte olması, yapılan işin niteliği ve süresine göre ödenecek ücret ve sözleşme şartlarının da farklılık arzettiği belirtilmiştir.
01/08/2010 tarih ve 27659 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6009 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihte yürürlüğe giren 30. maddesi ile 8/5/1991 tarihli ve 3717 sayılı Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanunun 2 nci maddesi “Daire dışında yapılması gereken her keşif ve icra işlemi için; hâkimlere, Cumhuriyet savcılarına, askerî mahkemelerdeki subay üyelere, adlî tabiplere, icra müdürleri ve yardımcıları ile icra işlemlerini yapmakla yetkili memurlara, Hazine avukatlarına, Hazine avukatı olmayan il ve ilçelerde davaları takibe yetkili daire amirleri ve 3402 sayılı Kadastro Kanununa göre yetkili kılınan kişilere (275); yazı işleri müdürlerine, hâkim veya Cumhuriyet savcısının kararı üzerine görevlendirilen sosyal çalışmacı, psikolog ve pedagoglara, muhakemat hizmetlerinde görev yapan memurlara, zabıt kâtiplerine ve ceza ve infaz kurum personeli hariç olmak üzere diğer adlî ve idarî yargı personeline (200); mübaşir ve hizmetlilere (150) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutar kadar yol tazminatı ödenir. Bu madde uyarınca yol tazminatı bütçenin ilgili tertibinden her ayın sonunda ödenir ve ayrıca yevmiye ödenmez. Bir kişinin alacağı aylık yol tazminatı tutarı, en yüksek Devlet memuru aylığının ek gösterge dahil iki katını geçemez. Kamu adına takibi gereken işler ile Hazine avukatlarına, Hazine avukatı olmayan il ve ilçelerde davaları takibe yetkili daire amirlerine ödenecek yol giderleri ile yol tazminatı, bu madde hükümlerine göre bütçenin ilgili tertibinden ödenir. Bu madde uyarınca ödenen yol tazminatı damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz. Yol giderleri ilgili kişiler tarafından karşılanır. Görülen işler birden fazla ise ödenecek yol gideri uzaklıkla orantılı şekilde hesaplanır.” şeklinde değiştirilmiş, 31. maddesi ile aynı Kanuna eklenen Geçici 2. maddede de, “21/11/2008 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar bu Kanunun 2 nci maddesi uyarınca banka hesaplarına yatırılan paralar, bu süreler içinde çalışan personele çalışma süresi dikkate alınarak 21/11/2008 tarihinden önce yürürlükte bulunan Kanun hükümlerine göre dağıtılır. Bu şekilde yapılacak ödemelerin Kanunda öngörülen üst sınırı aşması durumunda, artan miktar Hazineye gelir kaydedilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Yasa değişikliği üzerine Adalet Bakanlığı İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı’nca 10/08/2010 tarih ve 146/1 sayılı Genelge yayımlanmış, bu Genelge ile 3713 sayılı Yasaya eklenen geçici 2. madde uyarınca 21.11.2008 tarihinden 6009 sayılı Yasanın yayımlanarak yürürlüğe girdiği 01.08.2010 tarihine kadar banka hesaplarına yatırlan paraların, çalışan personele çalışma süreleri dikkate alınarak yasa değişikliğinden önce yürürlükte bulunan kanun hükümlerine göre dağıtımı öngörüldüğünden buna ilişkin usul ve esaslar belirtilmiş, 21/11/2008 tarihi ile kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihe kadar yol tazminatlarına ilişkin havuz hesabı veya benzer adlar altında açılan banka hesaplarında biriken paraların dağıtımında 127 sayılı Genelgede belirtilen hususlara uyulacağı belirtilmiştir.
3717 sayılı Yasanın “Amaç” başlıklı 1. Maddesinde, “Bu Kanunun amacı, adli personele ve Devlet davalarını takibe yetkili Hazine Avukatları, Hazine Avukatı olmayan il ve ilçelerde davaları takibe yetkili daire amirleri ve 3402 sayılı Kanuna göre yetkili kılınan kişiler ile muhakemat hizmetlerinde görev yapan memurlara yol gideri ve tazminat verilmesidir.” hükmüne yer verilmiş, 2. maddesinde ise yol tazminatının kimlere ödeneceği belirtilmiştir
Bu hususlar gözetildiğinde statüsü, çalıştırılma amacı ve süresi, hak ve yükümlülükleri Devlet memurlarından farklılık arzeden 657 sayılı Yasanın 4/c maddesi uyarınca çalışan geçici personelin anılan yasa hükmünde öngörülen yol tazminatından yararlanmasına olanak bulunmadığından mevzuata uygun olarak tesis edilen davaya konu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Belirtilen nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince; Danıştay Onbirinci Dairesinin, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin 18/04/2013 tarih ve E:2010/7809, K:2013/3877 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 28/04/2016 tarih ve E:2014/988, K:2016/1862 sayılı kararıyla bozulması ve bu karara karşı yapılan karar düzeltme isteminin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 28/12/2017 tarih ve E:2017/16, K:2017/4810 sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine Dairemiz esasına kaydedilen dosyada, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Adalet Bakanlığı’nın dava konusu 13/02/2006 tarih ve 127 sayılı Genelgesi’nde; yol tazminatının bankaya ne şekilde yatırılacağı ve personele dağıtım usulleri belirtildikten sonra, Genelge’nin 3. fıkrasında, 3717 sayılı Kanun’da belirtilen dağıtıma müstehak diğer personelin, kadroları taşra teşkilatı dışında olan ve atamaları Bakanlık veya Adli ve İdari Yargı Adalet Komisyonlarınca yapılan personel olduğu, bunların dışında hakim adayları, ceza infaz kurumları personeli, denetimli serbestlik personeli, seçim personeli ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 657 sayılı Kanun’un 4/C maddesi uyarınca görevlendirilen sözleşmeli personelin, “diğer personel” olarak değerlendirilmeyeceği belirtilmiştir.
Davacı Sendika tarafından, 31/07/2010 tarihinde Adalet Bakanlığına yapılan başvuruda, 23/07/2010 tarihinde kabul edilen, 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 30. ve 31. maddeleriyle, 3717 sayılı Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında
Kanun’un 2. maddesinin değiştirildiği ve Kanun’a Geçici 2. ve Geçici 3. maddelerin eklendiği; ancak, Bakanlık tarafından yayımlanan 27/08/2010 tarih ve 534 sayılı yazıda, 21/11/2008 tarihinden, anılan Kanun’un yürürlüğe gireceği tarihe kadar ödenmesi gereken parasal hakların, usul ve esaslara ilişkin genelgenin yayımlanmasını müteakip dağıtımının yapılacağının belirtildiği, 3713 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2. maddede, 21/11/2008 tarihinden bu maddenin yürürlüğe gireceği tarihe kadar banka hesaplarında biriken miktarın, bu süreler içerisinde görev yapan personele, çalışma süresi dikkate alınmak suretiyle, 21/11/2008 tarihinden önce yürürlükte bulunan Kanun düzenlemesi uyarınca dağıtılacağının belirtildiği, bu nedenle Bakanlık tarafından yayımlanan 27/08/2010 tarih ve 534 sayılı yazının işlemden kaldırılarak, söz konusu Kanun değişikliğinin Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakip dağıtımın yapılması istenilmiş ve 07/08/2010 tarihinde Adalet Bakanlığına başvurularak, Anayasa Mahkemesinin 21/07/2007 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 17/05/2007 tarih ve E:2004/46 K:2007/60 sayılı kararı ile, 3717 Sayılı Kanun’un 2. maddesinin altıncı fıkrasının birinci cümlesi dışında kalan kısmının, kararın yayımından bir yıl sonrasında yürürlüğe girmek üzere iptal edildiği, buna karşın aradan geçen sürede Bakanlık tarafından yeni bir düzenleme yapılmadığı, Anayasa Mahkemesince, havuzda biriken paranın yargı çalışanları arasında eşit olarak dağıtılması konusunda karar verilmesine karşın, Bakanlıkça yayımlanan 03/08/2010 tarih ve 2010/146 sayılı Genelge içeriğinden dağıtımın ne şekilde yapılacağının anlaşılmadığı, idari yargı çalışanlarının da adli yargı çalışanlarıyla eşit şekilde dağıtımdan faydalanması gerekmekteyken, anılan Genelge’de bu konuda belirsizlik bulunduğu, idari yargı çalışanlarının da adli yargı çalışanlarıyla eşit şekilde dağıtıma tabi tutulmaları hususunda acilen düzenleme yapılması istenilmiştir.
Sendika tarafından, 12/08/2010 tarihinde Adalet Bakanlığına yapılan başvuruda ise, Bakanlıkça hazırlanan 10/08/2010 tarih ve 146/1 sayılı Genelge’nin bazı personelin parasal hak kaybına neden olduğu, anılan Genelge’de, personele ödenecek miktara ilişkin listelerin bilgisayar programına göre yapılacağının belirtildiği; ancak, söz konusu programda, ödemelerin son ayı olan 2010 yılı Temmuz döneminin hesaplanmasının, 3717 sayılı Kanun’un ilgili maddesinde yer alan; “..en yüksek Devlet memuru maaşının yarısını geçemez…” kuralıyla sınırlandırıldığı, Kanun’da ise; “…ödemenin yıllık tutarı, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) yıllık tutarının yarısını geçemez…” şeklinde düzenlemenin yer aldığı, dolayısıyla 2010 yılının 7 aylık kısmında ödenecek miktarın, en yüksek Devlet memuru aylığının 7 aylık toplam miktarının yarısını geçmeyecek şeklinde hesaplanması gerektiği, daha önceki aylarda, belirtilen sınırın altında ödeme yapılmış ise, Temmuz döneminde eksik ödeme yapılan ayların telafisinin yapılması gerektiği, bu nedenle 146/1 sayılı Genelgede yer alan “programın” düzeltilmesi istenilmiştir.
Adalet Bakanlığı İdari Mali İşler Dairesi Başkanlığı’nca yukarıda belirtilen 31/07/2010, 07/08/2010 ve 12/08/2010 tarihli başvurular ilgi tutulmak suretiyle tesis edilen 01/09/2010 tarih ve 4381 sayılı işlemde;
3717 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinde; “21/11/2008 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar bu Kanunun 2. maddesi uyarınca banka hesaplarına yatırılan paralar, bu süreler içinde çalışan personele çalışma süresi dikkate alınarak 21/11/2008 tarihinden önce yürürlükte bulunan Kanun hükümlerine göre dağıtır” şeklinde düzenleme bulunduğu, 3717 sayılı Kanun kapsamında yayımlanan 146/1 sayılı Genelge’de, dağıtımda 127 sayılı Genelge’de belirtilen hususlara riayet edileceğinin belirtildiği, Kanun hükümlerine göre işlem yapıldığı bildirilmek suretiyle davacı Sendikanın başvurusu reddedilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında; memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği kuralına yer verilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinde, kamu hizmetlerinin memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle görüleceği düzenlemesine yer verilmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının dava konusu Genelge’nin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan (mülga) (C) fıkrasında ise, geçici personelin; “bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduğuna Devlet Personel Başkanlığının ve Maliye Bakanlığının görüşlerine dayanılarak Bakanlar Kurulunca karar verilen görevlerde ve belirtilen ücret ve adet sınırları içinde sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kimseler” olduğu belirtilmiştir.
16/05/1991 tarih ve 20873 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 3717 sayılı Adlî Personel ve Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasında, tebliğden başka bir işlem yapmak için makamından uzaklaşma durumunda olan hakimler, savcılar, askeri mahkemelerdeki subay üyeler ve icra müdürleri ile yardımcılarına, adli tabiplere, yazı işleri müdürlerine, zabıt katiplerine, mübaşirlere, hizmetlilere ve bu işlemlere katılan hazine avukatlarına, hazine avukatı olmayan il ve ilçelerde davaları takibe yetkili daire amirleri ile 3402 sayılı Kanun’a göre yetkili kılınan kişiler ile muhakemat hizmetlerinde görev yapan memurlara yol giderlerinden başka yol tazminatı verileceği; altıncı fıkrasında, birinci fıkrada keşif ve icra işlemleri için makamından uzaklaşma durumunda olan Bakanlık personeline Kanun’da belirtilen miktarda yol tazminatının, Kanun’da unvanları sayılan personel yanında, “diğer personel” olarak tanımlanan ilgili personele de ödeneceği öngörülmüş; aynı maddenin sekizinci fıkrasında ise, hesapların açılması, kesintilerin bu hesaplara yatırılması, merkez teşkilatındaki personele yapılacak ödeme miktarı ve mahsup işlemleri ile uygulamaya dair diğer usul ve esasların belirlenmesi yönünden Adalet Bakanlığına yetki verilmiştir.
19/08/1991 tarih ve 449 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 3717 sayılı Kanun’un 2. maddesinin altıncı fıkrası; “…birinci fıkrada sayılanlardan adli yargı hakim ve savcıları ile adli yargıda görevli yazı işleri müdürü, zabıt katibi, mübaşir, icra müdürü, icra müdür yardımcısı ile diğer personele tahakkuku müteakip yol tazminatının 1/2’si ödenir. Yol tazminatının kesilen 1/2’si o yerdeki bir kamu bankasında açılan bir hesaba yatırılır. Bu hesaba yatırılan paraların %10’u her ayın ilk haftası içinde Ankara’da bir kamu bankasında açtırılan Adalet Bakanlığı merkez hesabına gönderilir. Mahalli hesapta toplanan paraların arta kalanı, o yargı çevresinde görevli adli yargı hakim savcıları ile adli yargıda görevli yazı işleri müdürü, zabıt katibi, mübaşir, icra müdürü, icra müdür yardımcısı ile diğer personeline (ceza infaz kurumu personeli hariç) ayda bir, eşit miktarda ödenir; ancak bu ödemenin yıllık tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) yıllık tutarının yarısını geçemez” şeklinde değiştirilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 21/11/2007 tarih ve 26707 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 17/05/2007 tarih ve E:2004/46 K:2007/60 sayılı kararı ile 08/05/1991 tarih ve 3717 sayılı Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanun’un, 2. maddesinin 449 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilen altıncı fıkrasının birinci cümlesi olan; “Birinci fıkrada sayılanlardan adli yargı hakim ve savcıları ile adli yargıda görevli yazı işleri müdürü, zabıt katibi, mübaşir, icra müdürü, icra müdür yardımcısı ile diğer personele tahakkuku müteakip yol tazminatının 1/2’si ödenir.” şeklindeki kısmı dışında kalan bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal edilen kuralın doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Kanun’un 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nce verilen iptal kararından önce, 24/12/2005 tarih ve 26033 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5435 sayılı Hakimler Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 48. maddesiyle, 3717 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 6. fıkrasına; “Ancak, bu ödemelerin aylık toplamı en yüksek Devlet memuru aylığını (ek gösterge dahil) geçemez” şeklinde ekleme yapılmıştır.
Bu itibarla, 5435 sayılı Kanun’un 48. maddesiyle ilgili fıkraya eklenen kısım, yukarıda belirtilen 17/05/2007 tarih ve E:2004/46, K:2007/60 sayılı Anayasa Mahkemesi kararının kapsamı dışında kalmaktadır.
01/08/2010 tarih ve 27659 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 30. maddesi; “8/5/1991 tarihli ve 3717 sayılı Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanunun 2. nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 2- Daire dışında yapılması gereken her keşif ve icra işlemi için; hâkimlere, Cumhuriyet savcılarına, askerî mahkemelerdeki subay üyelere, adlî tabiplere, icra müdürleri ve yardımcıları ile icra işlemlerini yapmakla yetkili memurlara, Hazine avukatlarına, Hazine avukatı olmayan il ve ilçelerde davaları takibe yetkili daire amirleri ve 3402 sayılı Kadastro Kanununa göre yetkili kılınan kişilere (275); yazı işleri müdürlerine, hâkim veya Cumhuriyet savcısının kararı üzerine görevlendirilen sosyal çalışmacı, psikolog ve pedagoglara, muhakemat hizmetlerinde görev yapan memurlara, zabıt kâtiplerine ve ceza ve infaz kurum personeli hariç olmak üzere diğer adlî ve idarî yargı personeline (200); mübaşir ve hizmetlilere (150) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutar kadar yol tazminatı ödenir.
Bu madde uyarınca yol tazminatı bütçenin ilgili tertibinden her ayın sonunda ödenir ve ayrıca yevmiye ödenmez.
Bir kişinin alacağı aylık yol tazminatı tutarı, en yüksek Devlet memuru aylığının ek gösterge dahil iki katını geçemez.
Kamu adına takibi gereken işler ile Hazine avukatlarına, Hazine avukatı olmayan il ve ilçelerde davaları takibe yetkili daire amirlerine ödenecek yol giderleri ile yol tazminatı, bu madde hükümlerine göre bütçenin ilgili tertibinden ödenir.
Bu madde uyarınca ödenen yol tazminatı damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz.
Yol giderleri ilgili kişiler tarafından karşılanır. Görülen işler birden fazla ise ödenecek yol gideri uzaklıkla orantılı şekilde hesaplanır.” şeklindedir.
Aynı Kanun’un 31. maddesinde ise; “3717 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 2- 21/11/2008 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar bu Kanunun 2 nci maddesi uyarınca banka hesaplarına yatırılan paralar, bu süreler içinde çalışan personele çalışma süresi dikkate alınarak 21/11/2008 tarihinden önce yürürlükte bulunan Kanun hükümlerine göre dağıtılır. Bu şekilde yapılacak ödemelerin Kanunda öngörülen üst sınırı aşması durumunda, artan miktar Hazineye gelir kaydedilir.
GEÇİCİ MADDE 3- Bu Kanunun 2 nci maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden yapılacak giderler için kullanılmak amacıyla, 2009 yılı yargı harçları gelir gerçekleşmesinin yüzde beşini geçmemek üzere Adalet Bakanlığı 2010 yılı bütçesine ödenek eklemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Bakılan davanın konusunu oluşturan 13/02/2006 tarih ve 127 sayılı Bakanlık Genelgesi’nin 1. maddesinde, adli ve idari yargı hakim ve Cumhuriyet savcıları ile adli ve idari yargıda görevli yazı işleri müdürü, zabıt katibi, mübaşir, icrâ müdürü, icrâ müdür yardımcısı ile diğer personele tahakkuku müteakip yol tazminatının 1/2’sinin ödeneceği, ancak bu ödemelerin aylık toplamının en yüksek Devlet memuru aylığını geçemeyeceği belirtilerek, yapılacak ödemenin usul ve esaslarına yer verilmiş; Genelge’nin 2. maddesinde, bu işlemleri yapmakla görevli personelin denetimi ve sarf kartonlarının kontrolünün ne şekilde yapılacağı; 3. maddesinde, 3717 sayılı Kanun’un 2. maddesinin altıncı fıkrasında belirtilen “diğer personelin”; kadroları taşra teşkilatında olan ve atamaları Bakanlık veya Adli ve İdari Yargı Adalet Komisyonlarınca yapılan personel olduğu, bunların dışında, hakim adayları, ceza infaz kurumları personeli, denetimli serbestlik personeli, seçim personeli ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 657 sayılı Kanun’un 4/C maddesi kapsamında görevlendirilen sözleşmeli gibi personelin bu Kanun kapsamında değerlendirilmeyeceği; 4. maddesinde, sürekli görev yaptıkları yer dışında geçici yetki ile görevlendirilen hâkim ve cumhuriyet savcıları ile adlî personelin bu süre içinde sadece geçici görev yerinden yapılacak yol tazminatı ödemelerinden yararlandırılacağı, ancak, yetki ile görev yapılan yer 3717 sayılı Kanun kapsamında değilse yetki ve görevlendirme süresince bu kimselere ödeme yapılmayacağı; 5. maddesinde, görev yerinden geçici ayrılan personele yol tazminatının nasıl ve nereden ödeneceği; 6. maddesinde ise, adlî tatil, yıllık izin ve mazeret izni süresince yol tazminatı ödemelerinden hak sahiplerinin aynen yararlandırılacağı; ancak, yıllık kanunî izin haricinde izinde bulunanlar ile hastalık izni kullananlara, bulunduğu yerden başka bir yere tedavi amacıyla sevk edilenler ile doğum izni kullananlara ve görevden uzaklaştırma cezası alanlara bu süre içerisinde ödeme yapılmayacağı belirtilmiştir.
Adalet Bakanlığınca yayımlanan 02/08/2010 tarih ve 146 sayılı Genelge’de; 6009 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 3717 sayılı Kanun’un 2. maddesinin değiştirildiği, yine aynı Kanun’un 31. maddesiyle 3717 sayılı Kanun’a Geçici 2. maddenin eklendiği, anılan Geçici 2. madde düzenlemesine istinaden, 21/11/2008 tarihinden, 3717 sayılı Kanun’un Geçici 2. maddesinin yürürlüğe girdiği 01/08/2010 tarihine kadar banka hesaplarına yatırılan miktarın, görevli personele çalışma süresi dikkate alınarak değişiklikten önce yürürlükte bulunan Kanun hükümleri uyarınca dağıtımının öngörüldüğü belirtilerek, Genelge’nin 1. maddesinde, 21/11/2008 tarihi ile Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihe kadar banka hesaplarında biriken miktarın dağıtımının, 3717 sayılı Kanun’un Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararından önceki hükümleri ve 127 sayılı Adalet Bakanlığı Genelgesi’nde yer alan hususlar dikkate alınarak dağıtılacağı; 2. maddesinde, öncelikle 21/11/2008 tarihi ile 31/07/2010 tarihleri arasında görevi başında olanlar, emekli olan, başka mahalle atanan, görevden ayrılan, göreve yeni başlayan, geçici görevli olarak görevlendirilenler ve bu görevi bitip ayrılanlar, ölüm ve disiplin nedeniyle görevi sona erenler dahil olmak üzere, her bir adli ve idari yargı biriminde, personelin görevde bulunduğu çalışma süresi dikkate alınmak suretiyle aylık hak sahibi listelerinin yapılacağı; 3. maddesinde, Bakanlık internet sitesinden temin edilecek bilgisayar programı kullanılmak suretiyle aylık ödeme listelerinin hazırlanacağı belirtilmiş; 5. maddesinde ise, her bir personel için yapılacak ödemelerin tespitine esas olmak üzere, 2008 yılı Kasım dönemi ile 2010 yılı Temmuz dönemleri arasında bir ayda alınabilecek en yüksek miktara ilişkin listeye yer verilmiştir.
Adalet Bakanlığınca yayımlanan 10/08/2010 tarih ve 146/1 sayılı Genelge’de ise, 21/11/2008 tarihinden, Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği 01/08/2010 tarihine kadar banka hesaplarına yatırılan miktarın, 3717 sayılı Kanun’un 2. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinden önceki hükümleri ve 127 sayılı Genelge uyarınca dağıtımının yapılacağı, dağıtım miktarının “yol tazminatı programında” hesaplanarak tespit edileceğine ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dava konusu uyuşmazlık, davalı idarede 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendi kapsamında görev yapan personelin, 16/05/1991 tarih ve 20873 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 3717 sayılı Adlî Personel ve Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanun’un 2. maddesi uyarınca ödemeye müstehak “diğer personel” olarak sayılmaması ve kapsama alınan personele daire dışında yapılan keşif ve icra işlemleri için yol tazminatının 1/2’sinin ödenebileceği, bu kısmın en yüksek Devlet memuru aylığını geçemeyeceği yolunda düzenleme getiren dava konusu Genelge’nin hukuka ve üst normlara aykırı olup olmadığına; yukarıda ayrıntısına yer verilen, davacı Sendika tarafından yapılan idari başvuruların reddine yönelik davalı idarenin 01/09/2010 tarih ve 4381 sayılı idari işleminde hukuka uygunluk bulunup bulunmadığına ve 657 sayılı Kanun’un birinci fıkrasının (C) bendi kapsamındaki personele ödenmediği iddia olunan parasal hakların tazmini istemine ilişkindir.
Davacı Sendika tarafından, her ne kadar Adalet Bakanlığı İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığının “Yol gideri ve tazminatı” konulu 13/02/2006 tarih ve 127 sayılı Genelgesi’nin iptaline karar verilmesi istenilmiş ise de; dava, uyuşmazlığın niteliğine göre, dava konusu Genelge’nin 1. maddesinin ilk fıkrası ile aynı fıkranın (a) bendi ve 3. maddesine hasren incelenmiştir.
Dava, Adalet Bakanlığı’nın “Yol gideri ve tazminatı” konulu, 13/02/2006 tarih ve 127 sayılı Genelge’nin 1. maddesinin ilk fıkrası ile aynı fıkranın (a) bendi ve 3. maddesinin iptali istemi yönünden incelendiğinde;
Dava konusu Genelge’nin dayanağı olan 3717 sayılı Kanun’un 2. maddesinin Anayasa Mahkemesinin yukarıda alıntısına yer verilen 17/05/2007 tarih ve E:2004/46 K:2007/60 sayılı kararıyla iptal edilmeden önceki halinde; tebliğden başka bir işlem yapmak için makamından uzaklaşmak durumunda olan hakimler, savcılar, askeri mahkemelerdeki subay üyeler ve icra müdürleri ile yardımcılarına, adli tabiplere, yazı işleri müdürlerine, zabıt katiplerine, mübaşirlere, hizmetlilere ve bu işlemlere katılan hazine avukatlarına, hazine avukatı olmayan il ve ilçelerde davaları takibe yetkili daire amirleri ve 3402 sayılı Kanun’a göre yetkili kılınan kişiler ile muhakemat hizmetlerinde görev yapan memurlara Kanun’da belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yol giderleri tazminatı ödeneceğinin düzenlendiği; 3717 sayılı Kanun’un eski haliyle, 2. maddesinin birinci fıkrasında yol giderleri tazminatından yararlandırılacak olan personelin açıkça belirlenmiş olduğu, aynı maddenin altıncı fıkrasında; “diğer personele (ceza infaz kurumu personeli hariç)” yol giderleri tazminatının dağıtım usulünün düzenlendiği, dava konusu 127 sayılı Genelge’nin 3. maddesinin ikinci cümlesi ile yol giderleri tazminatından yararlandırılacak “diğer personel”in kapsamının belirlendiği ve hakim adayları, ceza infaz kurumları personeli, denetimli serbestlik personeli, seçim personeli ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 657 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendi uyarınca görevlendirilen sözleşmeli personelin Kanun kapsamı dışında tutulduğu anlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 30/03/2011 tarih ve E:2010/46; K:2011/60 sayılı kararında; geçici personel statüsünün, belli bir vasıf gerektirmeyen, daha çok bedensel çalışmalara ağırlık veren, başlangıç ve bitişi belli olan, süreli işlerde çalışmayı öngördüğü; bu personelin, idare ile yaptıkları bir sözleşme uyarınca idare için belirli bir iş yapan kişi olarak tarif edildiği ve bu statüdeki personelin görevinin, geçici veya mevsimlik olduğu, asli ve sürekli görevlerden sayılmayacağı; bu nedenle geçici personelin; Anayasa’nın 128’inci maddesi kapsamında belirtilen memur ve diğer kamu görevlileri kavramı dışında kalan, sözleşme ile çalıştırılan, işçi de olmayan, kendine özgü istisnai bir istihdam türü olduğu belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Dairemizin 25/09/2019 tarih ve 2018/3783 sayılı ara kararı ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendi kapsamında olup, anlan düzenlemeden yararlanması istenilen personelin, Adalet Bakanlığı bünyesindeki hangi görevlerde çalıştığı hususunun taraflardan sorulması üzerine, ara kararına cevaben davalı Bakanlık tarafından verilen 06/01/2020 tarihi cevap ekinde yer alan 02/01/2020 tarih ve 148 sayılı Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü yazısında, 24/12/2017 tarih ve 30280 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 696 saylı Kanun Hükmünde Kararname’nin 17 ve 18. maddeleri ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendinin yürürlükten kaldırılarak, anılan bent kapsamındaki personelin aynı fıkranın (B) bendi kapsamına alındığı, 30/03/2018 tarih ve 30376 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar uyarınca, bu kapsamda görev yapan personelden yükseköğretim mezunu olanların, idari büro görevlisi, diğerlerinin ise, idari destek görevlisi olarak atandığı, halen Bakanlık merkez ve taşra kadrolarında anılan maddenin (C) bendi kapsamında görev yapan personel bulunmadığı, bahsi geçen personelin, teknisyen, tekniker, hizmetli, memur, şoför, aşçı, bekçi, kaloriferci, mübaşir gibi unvanlarda görev yaptığının bildirildiği; davacı tarafından verilen ve 23/01/2020 tarihinde dosyaya kaydedilen cevapta ise, düzenlemeden yararlandırılması istenilen personelin, Adalet Bakanlığı bünyesinde idari destek personeli ve büro personeli olarak görev yaptığının bildirildiği görülmüştür.
Yukarıda açık metinlerine yer verilen yasal düzenlemeler, yukarıda alıntısına yer verilen Anayasa Mahkemesi kararı ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, yol tazminatından yararlandırılması öngörülen “diğer personel”in; yol tazminatına hak kazanılacak nitelikteki bir görevi yerine getirmesi gerektiği, dava konusu Sendika üyesi olan ve dava konusu işlem tarihinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının mülga (C) bendi kapsamında görev yapan personelin, davalı idarede teknisyen, tekniker, hizmetli, memur, şoför, aşçı, bekçi, kaloriferci, mübaşir, idari destek personeli ve büro personeli gibi unvanlarda görev yaptığının görülmesi karşısında, bu personelin, 3717 sayılı Kanun kapsamında yol tazminatı ödenmesini gerektirecek nitelikte bir görevinin olmadığı, bu nedenle aynı Kanun’un 2. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca yol tazminatı ödenmesi öngörülen “diğer personel” statüsünde kabul edilmesine imkân bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan,
Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen iptal kararının; yol tazminatının tahakkuku müteakip ilgili personele 1/2’sinin ödeneceğine dair sınırlandırmayı kapsamadığı, sınırın üzerinde olan miktarın ise, adli ve idari yargı yol tazminatları hesabında tutulmaya devam edildiği açıktır.
Bu durumda, yol tazminatının ödenmesine üst sınırlama getiren ve Kanun hükmünün uygulamasını gösteren, dayanağı Kanun hükmüne aykırılık taşımayan ve kapsamını sınırlandırıcı veya daraltıcı nitelikte kurallar getirmeyen ve idari takdir yetkisi kapsamında kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek hazırlandığı anlaşılan dava konusu 13/02/2006 tarih ve 127 sayılı Genelge’nin iptal istemine konu kısımlarında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava, 31/07/2010, 07/08/2010 ve 12/08/2010 tarihli başvuruların reddine yönelik 01/09/2010 tarihli idari işlemin iptali ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendi kapsamındaki personelin yoksun kaldığı iddia olunan parasal haklarının tazmini istemi yönünden incelendiğinde;
Davacı Sendika tarafından 31/07/2010, 07/08/2010 ve 12/08/2010 tarihlerinde yapılan başvuruların; 3717 sayılı Kanun kapsamında yayımlanan 146/1 sayılı Genelge’de açık şekilde, dağıtımda 127 sayılı Genelge’de belirtilen hususlara riayet edileceğinin belirtildiği, Kanun hükümlerine göre işlem yapıldığı bildirilmek suretiyle reddedilmesine yönelik Adalet Bakanlığı İdari Mali İşler Dairesi Başkanlığının 01/09/2010 tarihli işleminde de, dayanağı olan dava konusu 127 sayılı Genelge’nin hukuka uygun bulunması nedeniyle hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

Öte yandan, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık görülmediğinden, bu işlemlere dayalı parasal hak isteminin de hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu açıktır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen TL …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 12/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.