YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14973
KARAR NO : 2015/6820
KARAR TARİHİ : 05.03.2015
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalı vekili avukat .. . geldi. Davacı taraftan gelen olmadığından, onların yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, aleyhine Kocaeli 6.İcra Müdürlüğü’nün 2012/10907 sayılı dosyasına dayanak yapılan çek ile ilgili olarak borçlu olmadığını, çekin aslında ablası . .. verildiğini ve kendisinin sadece aracılık ettiğini, davalının da bu durumu bildiği halde çekin karşılıksız çıkması nedeniyle, kendisine yönelerek takip yaptığını ileri sürerek, vaki takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalının %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir
Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Eldeki davada, davacı, davalının dayısı olduğunu, takibe konu 50.000,00TL bedelli çekin, ablası . .. verilmek üzere 27.07.2011 tarihli protokol ile yapılan satış sebebi ile, vekaleten hareket eden diğer kardeş …’ın da rızasıyla kendisi adına keşide edildiğini, daha sonra da çekin ablası … verildiğini, bu durumun 07.12.2011 tarihli “satış sözleşmesi” başlıklı evraktan da belli olduğunu, dolayısıyla kendisinin sadece aracı olduğunu iddia etmiş; davalı, bahse konu çekin tüm unsurlarını taşıması nedeniyle, ciranta olan davacıya yönelmekte serbest olduğunu savunmuş; mahkeme ise, 27.07.2011 tarihli protokol ile 07.12.2011 tarihli “satış sözleşmesi” başlıklı evrakı değerlendirmek suretiyle, ortak olup satılan taşınmazın bedelinin kardeşler arasında paylaşıldığını, dava dışı … verilen çekte davacının ciranta olmasının sadece aracılık sıfatıyla olduğunu benimseyerek, davanın reddine karar vermiştir. Oysa, mahkemece ortak olunduğu kabul edilen taşınmazda sadece dava dışı … ve diğer kardeş …’ın hissedar oldukları, …’ın aldığı vekaletnameye dayanarak, … hissesini davacı kardeş’e sattığı, akabinde de, taşınmazın tümünün 3 kişiye satıldığı anlaşılmakla, ayrıca, 27.07.2011 tarihli protokol ile 07.12.2011 tarihli “satış sözleşmesi” başlıklı evrakta davalının imzası bulunmadığından davalıyı bağlamayacağı da kabul edilerek, tüm hukuki unsurlarını taşıyan davaya konu çek nedeniyle, davalının davacıya karşı takip hakkı bulunduğu açık olduğundan, açılan davanın reddi gerekirken, yanlış değerlendirmeyle, aksi yönde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ :Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 942,25 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.