Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/8532 E. 2015/10631 K. 06.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8532
KARAR NO : 2015/10631
KARAR TARİHİ : 06.04.2015

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, emlak komisyoncusu olduğunu, 103 nolu parseldeki arazinin bir kısım sahipleri ile davalı arasında arazi alım satımında aracılık görevini ifa ettiğini, davalının 15.4.2007 tarihli komisyon akdi gereği, gayrimenkulün satış bedelinin %3’üne tekabül eden meblağı komisyon ücreti olarak ödemeyi taahhüt etmesine rağmen gönderdiği 26.03.2010 tarihli açık faturayı iade ettiği gibi, komisyon ücretini de ödemediğini, alacağının tahsili için davalı hakkında başlattığı icra takibine davalı tarafından haksız yere itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verişmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, asıl alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K.nun 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının dava ederek haklı çıkması zorunludur. Borçlunun kötü niyetle itiraz etmiş olması yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve belli olduğunun kabulü gerekir. Öte yanda alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kurallar ışığında icra takibine konu olan alacak değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan 15.04.2007 tarihli komisyon akdinde davaya konu taşınmazın değeri konusunda açıkça bir düzenleme bulunmadığı gibi, taşınmazın değeri bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Hal böyle olunca, dava konusu alacağın likit ve belli olduğundan söz edilemez. Mahkemece, yanlış değerlendirme sonucu bu istemin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bent uyarınca mahkeme kararının hüküm bölümünün 1. bendinin 3. paragrafında yer alan “Asıl alacağın taktiren %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin hükümden tamamen çıkartılarak hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 06/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.