YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7523
KARAR NO : 2015/1439
KARAR TARİHİ : 28.01.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Güveni kötüye kullanma suçunda ise, başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, cezalandırılmaktadır. Zilyetlik rızayla faile devredilmelidir.
… Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd.Şti. yetkilisi olan sanık…’ın aralarında herhangi bir yazılı sözleşme olmaksızın sözlü anlaşmaya dayalı olarak.. ilinde faaliyet gösteren diğer sanık…etkilisi olduğu … Sigorta ve Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. ve … Sigortacılık ve Aracılık Hizmetleri isimli sigorta acentelerinin alt acentesi olarak faaliyette bulunduğu, katılan …’nün oturduğu mahallede hırsızlık olaylarının artış göstermesi nedeniyle evini sanık …’in
ortak olduğu alt acente… Sigorta Ltd. Şirketine 10.11.2008-10.11.2009 sigorta başlangıç ve bitim tarih aralığı için … Sigorta…Konut Sigorta Poliçesi”, 10.11.2008-10.11.2009 sigorta başlangıç ve bitim tarih aralığı için “.. Zorunlu Deprem Sigortası Poliçesi” ve 16.04.2009-16.02.2009 Sigorta Başlangıç ve Bitim tarih aralığı için … Sigorta .. Konut Sigorta Poliçesi Bedel İlave Ek Belgesi” ile 10.11.2008 tarihinde 540 TL, 21.01.2009 tarihinde 500 TL ve 02.03.2009 tarihinde 70 TL ödeme yaparak sigortalattırdığı, 19.02.2009 tarihinde katılanın evinde meydana gelen faili meçhul hırsızlık olayından sonra sigorta eksperlerince hasar tespiti yapıldığı, ancak; katılanın sigorta şirketine yaptığı başvuru neticesinde sigorta poliçe primlerinin ödenmediği gerekçesiyle iptal edildiğini öğrendiği, sanık …. Sigorta sahibi .. ..’nın poliçe bedelinin ödenmemesi nedeniyle 28.11.2009 tarihinde iptal ettiğini, daha sonra .. Sigortanın kendilerine başvurarak 16.02.2009-16.02.2010 tarihlerini kapsayacak şekilde aynı şartlarla yeni bir poliçe düzenlenmesini istediğini, önceki poliçe bedelinin ödenmediğini hatırlatınca ödeme aracı olarak kredi kartı bilgisi verdiğini ve ilk taksit ödemesinin bu şekilde yapılması üzerine sigorta poliçesini düzenlediğini ve 16.04.2010 tarihinde ikinci taksit ve ek sigorta poliçe bedelinin aynı kredi kartı hesabından tahsil edilememesi nedeniyle bu poliçeleri de iptal ettiğini açıkıladığı, sanık …’in ise diğer sanık..e ait sigorta acentesi ile açık hesap çalıştıklarını, müşteriden aldığı paraları ayda bir kez Esder sigortaya aktardığını savunduğu somut olayda;
1-Katılan vekilinin sanık … hakkında verilen beraat kararına yönelik olarak yaptığı temyiz talebine ilişkin incelemede;
Sanığın, …Sigorta Şirketlerinin acentesi olan … Sigorta ve Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. ve ..Sigortacılık ve Aracılık Hizmetleri isimli sigorta şirketlerinin yetkilisi olduğu ve alt acente olan diğer sanık… ile sözlü şekilde yaptıkları anlaşmaya binaen katılanın zorunlu deprem ve konut sigortalarını, karşılığında sanık…’a komisyon vermek üzere yaptırdığı, ancak sanık ..ın kendisine katılan tarafından ödenen sigorta bedellerini ödememesi nedeniyle acentesi olduğu …Sigorta Şirketlerine bildirimde bulunmak suretiyle iptal ettirdiği, hatta sanık…’ın kendisine ricada bulunması nedeniyle katılana ikinci kez konut sigortası yaptırdığı ve bunun için sanık…’dan üçüncü bir kişiye ait olan kredi kartı numarası aldığı, ancak ödemenin karşılığı olmadığından bu kredi kartıyla da yapılmadığı ve bu ikinci konut sigortasınında iptal edildiği, dolayısıyla sanık …in suç kastıyla hareket ettiğine ve atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan
Kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet kararına yönelik olarak yapılan incelemede;
Evini sigorta ettiren katılanın, istenen poliçe bedellerini sanık …’e ödeyerek edimini yerine getirdiği, ancak sigorta poliçelerinin üst acente tarafından ödeme yapılmadığı gerekçesiyle iptal edildiği, sanık … poliçe bedellerini üst acenteye gönderdiğini belgeleyemediği ve bu şekilde üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında yer alan; adli para cezasına ilişkin sırasıyla “60 gün”, “75 gün”, “62 gün” ve ” 1.240 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “6 gün”, “5 gün” ve ” 100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.01.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.