YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7484
KARAR NO : 2015/1593
KARAR TARİHİ : 29.01.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı Kanunun 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi, hali nitelikli dolandırıcılık hali olarak kabul edilmiş, 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyeti “sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış aynı kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini “mutat”
meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Sera kurmak üzere uygun arazi arayan ve ilçe dışında yaşayan abi-kardeş olan katılanların akrabaları tanık … vasıtasıyla yaptırdıkları ön tahkikatlar neticesi tanıştıkları ve 1995 yılından beri Silifke’de emlakçılık işi ile iştigal eden sanık … ile 2007 yılında …Servisinden emekli olduğu ve emlakçılık bürosuna zaman zaman uğradığı söylenen sanık ….paftada yer alan “bitişik nizam parsellerden” verimli 722 no’lu parseli satılık arazi olarak gösterdikleri halde 14/02/2008 tarihli el yazılı protokole (sanık… adına kayıtlı) daha az verimli 721 no’lu taşınmazı yazıp,anlaşmaya konu parayı alarak 06/03/2008 tarihinde resmi satış işleminin şikayetçi Hamdi (fiziken gördüğü 722 nolu parseli aldığını sanan) adına yaptırmalarını müteakip aynı mahalden bir parselin daha bu kez katılan … için alınması kararına varılmakla sanıklarca aynı yöntem kullanılarak 723 no’lu parsel gösterildiği halde 29/02/2008 tarihli protokole (… adına tescilli üzerinde banka ipoteği olan) 720 no’lu parselin yazılıp para ve senetlerin alınarak haksız yarar sağlamaları eylemlerinin TCK’nın 37.maddesi delaletiyle 158/1-i maddesinde tanımlanan “Nitelikli dolandırıcılık” (2 kez) suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Sanık … hakkında “nitelikli dolandırıcılık” suçlarından verilen “beraat” kararları açısından aleyhe temyiz bulunmadığı, sanık … müdafiinin salt “vekalet ücreti verilmemesi” nedeniyle hükümleri temyiz ettiği belirlenerek yapılan incelemede;
1-“Nitelikli dolandırıcılık” suçlarından sanık … hakkında verilen “beraat” kararlarına yönelen sanık müdafiinin sınırlı temyizinin incelenmesinde:
1136 sayılı Kanunun 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13.maddesinin 5.fıkrası uyarınca; beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmolunması gerektiğinin nazara alınmaması,
Bozmayı gerektirmiş sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hakkındaki hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun, 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan 1 no’lu hüküm fıkrasının sonuna “Beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık …’e hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5.maddesi uyarınca 2.000 TL maktu vekalet ücretinin hazineden tahsil edilip verilmesine, “paragrafı eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık Yakup hakkında verilen “mahkumiyet” (katılan Hamdi’ye karşı) “nitelikli dolandırıcılık” suçundan verilen “mahkumiyet” (katılan …’a karşı) “nitelikli dolandırıcılık” suçundan verilen “beraat” hükümlerine yönelen sanık Yakup müdafii ve katılan … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık Yakup müdafii ve katılan … vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 29/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.