YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7503
KARAR NO : 2015/1453
KARAR TARİHİ : 28.01.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, kendi üzerine kayıtlı telefondan şikayetçiyi arayarak kendisini komiser olarak tanıttığı, şikayetçinin hesabına bir şahsın girdiğini, bunu araştırdıklarını söyleyerek şikayetçiden kredi kartı bilgilerini ve şifresini istediği, arkadan telsiz seslerinin gelmesine güvenen şikayetçinin kart bilgilerini sanığa verdiği ancak daha sonra kartından 2.660 TL değerinde kontor gönderildiğini öğrendiği, bu suretle sanığın dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-Sanığın ifadesinde, şikayetçinin arandığı telefon hattının kendi bilgisi olmadan alınmış olduğunu, bu konuda
beraat ettiği başka dosyaların olduğunu beyan ederek suçu kabul etmemesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması amacına yönelik olarak, sanığın yazı ve imza örnekleri alınarak, getirtilen abonelik sözleşmesi üzerindeki imzalarla uygunluğu yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması, sanığın beyanında bahsi geçen dava dosyalarının incelenmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde eksik incelemeyle mahkumiyet kararı verilmesi,
2-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.