Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/40243 E. 2015/31243 K. 22.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/40243
KARAR NO : 2015/31243
KARAR TARİHİ : 22.10.2015

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ………. ile davacı ……….vekili avukat …’nın gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, 22.4.2009 tarihli sözleşme ile davalıya satıp teslim ettikleri taşınmazın bakiye bedelinin kararlaştırılan vadede ödenmediğini, ihtarla işlemiş faizi ile birlikte alacağın ödenmesinin istendiğini, bu yönde takip de başlattıklarını ancak sonuç alınamadığını ileri sürerek satış sözleşmesinin feshi ile taşınmazın tahliye edilerek tarafına teslimine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşme bedelinin çok büyük bir kısmının ödendiğini, bakiyesi için yasaya ve sözleşmeye uygun bir temerrüt ihtarının bulunmadığını, fesih isteminin hakkaniyete aykırı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dava, taraflar arasındaki satış sözleşmesinin edimin ifasında temerrüt nedeniyle feshi istenmine ilişkindir. Davacı 232.709,00 TL sözleşme bedelinden bakiye 45.209,00 TL nin kararlaştırılan vadede ödenmemesi üzerine sözleşmede kararlaştırılan aylık %9 işlemiş faizi ve KDV alacağı ile birlikte 144.536,00 TL’nin 15 gün içinde ödenmesi yönünde ihtar göndermiş, sonuç alamayınca başlattığı takipte ise bu kez 204.882,25 TL olarak tahsilini istemiş, bu yönde çabası sonuç vermeyince sözleşmeden dönerek taşınmazın tahliyesini eldeki davaya konu etmiştir. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı açıktır. Türk Borçlar Kanununun 125. maddesine göre karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde alacaklı, temerrüde düşen borçlu karşısında üç ayrı seçim hakkına sahiptir. Buna göre, temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun aynen ifasını ve gecikme yüzünden uğradığı zararın giderilmesini ( B.K.md. 125/1 ), borcun aynen ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararının giderilmesini isteyebilir (B.K. md. 125/2 ) veya borcun aynen ifasından vazgeçerek sözleşmeden dönebilir. (B.K.md.125/2 son)Sözleşmeden dönme halinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Sözleşmeye bağlılık (ahde vefa, pacta sund servanda) ilkesi gereğince borçlunun sözleşme koşullarına aynen uyması, borcunu sözleşmeye göre ifa etmesi gerekir. Bu ilkenin temeli dürüstlük kuralları olup, bir hakkın ileri sürülmesi de ancak MK.2. maddesindeki iyiniyet kuralları çerçevesinde mümkündür. Somut olayda davalı sözleşmede kararlaştırılan satış bedelinin büyük bir kısmını ödemiş, bakiyesi için istenen faizin hukuka aykırı olduğunu da savunmasında dile getirmiş, istenen bu bedel ödenemeyince davacı sözleşmeden dönerek taşınmazın tahliyesini istemiş olup, açıklanan ilkeler ışığında uyuşmazlık irdelendiğinde; davalının savunması ve olayın özelliklerine göre davacının isteminin ahde vefa ve iyiniyet ilkeleri ile bağdaşmadığı, sözleşmenin ayakta olduğu, sözleşme bedelinden bakiye kısmın çekişmeye konu olabileceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ikinci bent gereğince davalının sair itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.