Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2016/57548 E. , 2021/640 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2016/57548
Karar No : 2021/640
DAVACI: …
DAVALI: … Kurulu
VEKİLİ: Av. …
DAVANIN KONUSU: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararın iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm mali ve özlük haklarının görevden uzaklaştırma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Davacı tarafından, idarenin düzenleyici işlemleri ile suç ve cezaların konulamayacağı, bu bakımdan suç ve cezaların kanuniliği ilkesi ihlal edilerek hukuka aykırı karar verildiği, dava konusu kararlarda örgütle irtibat ve iltisakı gösteren somut, bireyselleştirilmiş hiçbir delilin gösterilmediği, hiçbir ilgisinin olmadığı kişilerin işlemiş olduğu iddia edilen eylemlerden dolayı cezalandırılmasının ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine aykırı olduğu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nda yer alan soruşturma usulüne uyulmaksızın savunma yapma, delilleri inceleme, delil gösterme ve tanık bildirme hakları ihlal edilmek suretiyle dava konusu kararların tesis edildiği, HSK Genel Kurulu tarafından verilen karara karşı yine aynı üyelerden oluşan aynı Kurula yeniden inceleme talebinde bulunabilme imkanı dışında başka bir idari başvuru yolu tanınmadığından etkili başvuru hakkının ihlal edildiği, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kullanılamayacağı, dava konusu kararlar nedeniyle, adil yargılanma hakkı, savunma hakkı, masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı, özel hayatın gizliliği ve aile hayatının korunması gibi temel hak ve ilkelerin ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. Öte yandan, dava konusu kararın dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddia edilerek, anılan hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması talep edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu’nun ilgili hükümlerine değil Anayasa’nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi’ne dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp “göreve son” müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun’un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi yönünde karar verilmesinin uygun olduğu düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’İN DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşan) 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararı ile yine anılan Kurulun … tarih ve … sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ve bu işlemler nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
Davacının ileri sürdüğü usulü itirazlar yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi.
Anayasanın 138. maddesinde, “Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.”, 139. maddesinde, “Hakimler ve savcılar azlolunamaz…. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”, 140. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.”, Hakimler ve Savcılar Kurulu başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında, “Kurul, … meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.”, bu maddenin 10. fıkrasında ise, “Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.” hükümlerine yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun “Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi” başlıklı 53. maddesinde, ” Hakim ve savcıların: a) Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, c) Görevdeyken, 8 inci maddenin (a), (d) ve (g) bentlerinde yazılı niteliklerden herhangi birini kaybetmeleri, d) Meslekten çekilmeleri veya çekilmiş sayılmaları, e) İstek, yaş haddi veya malullük nedenlerinden biriyle emekliye ayrılmaları, f) Ölümleri, hallerinde görevleri sona erer.” hükmü yer almıştır.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu’nun “Kurulun görevleri” başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, “Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri” başlıklı 7. maddesinin 2. fıkranın (ı) bendinde de, 4. maddenin anılan bentlerindeki düzenlemelere Genel Kurulun görevleri arasında yer verilmiş, 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görüleceği hükme bağlanmıştır.
15/7/2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20/7/2016 tarihli ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine, toplanan Bakanlar Kurulu’nca ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21/7/2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca 22/7/2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuş, “Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun salt çoğunluğunca; Yargıtay daire başkanı ve üyeleri hakkında Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunca; Danıştay daire başkanı ve üyeleri hakkında Danıştay Başkanlık Kurulunca; hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca ve Sayıştay meslek mensupları hakkında Sayıştay Başkanının başkanlığında, başkan yardımcıları ile Sayıştay Başkanı tarafından belirlenecek bir daire başkanı ve bir üyeden oluşan komisyonca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir.” şeklinde düzenleme yapılmış ve bu Kanun Hükmünde Kararname, 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmıştır.
7075 sayılı Kanun ile kanunlaşan ve 23/1/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 11inci maddesiyle, 22/7/2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenlerin, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabileceği hükmü getirilmiştir.
Davaya konu Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla, ilgililerin mesleğe kabulleri ile başlayan, eğitim merkezi ve Türkiye Adalet Akademisindeki faaliyetleri, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılımlarına, yurtdışına gönderilmelerine, özel yetkili savcılıklara veya mahkemelere yahut idari görevlere atanmalarına ilişkin bilgiler ile bu görevlendirmelerde ve yine bir silah olarak kullanılan özel yetkili mahkemelere hâkim veya unvanlı olarak, Teftiş Kurulu Başkanlığına, başkan, başkan yardımcısı veya müfettiş olarak, idari kurumlara tetkik hâkimi, daire başkanı veya yardımcısı, genel müdür veya yardımcısı v.s. şeklinde yapılan atamalarda dikkate alınan kriterler, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeler, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin, 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir.
Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararında ismi yer alan davacının ve meslekten çıkarılan diğerlerinin yeniden incelenme talepleri de anılan Kurulun … tarih ve … sayılı kararıyla ayrı ayrı reddedilmiştir.
667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde, yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasının gerekçesi olarak, Anayasa’ya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmeleri ile örgüt hiyerarşisi içerisinde ve ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği ifade edilmiştir.
6749 sayılı Kanun ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin “Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, genel olarak “terör örgütlerine” veya “Milli Güvenlik Kulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar”dan söz edilmekle birlikte, 667 sayılı KHK’nın genel gerekçesi ile madde gerekçesinde “FETÖ/PDY” maddede sayılan “terör örgütü, yapı, oluşum veya gruplar” arasında belirtilmiş ve anılan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için sözkonusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba üyelik veya mensubiyet şeklinde olması zorunlu olmayıp irtibat ya da iltisak şeklinde olması da yeterli görülmüştür.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/9/2017 tarih, 2017/16-956 esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/4/2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı kararında, Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğu ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığı ve kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı kabul edilmiştir.
Davacı tarafından dava konusu işlemin savunması alınmadan tesis edildiği ileri sürülmekte ise de, savunma alınmadan meslekten çıkarmanın usul güvencesi sağlayan adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelere aykırılık oluşturabilecek ise de, adil yargılanma hakkı, yargılamanın bütünü anlamında bir incelemeyi gerekli kıldığından daha önceki bir safhada savunma alınma yoluna gidilmemesi şeklinde gerçekleşmiş bir eksikliğin yargılama süreci içinde giderilmesinin mümkün olması, diğer taraftan olağanüstü hâli gerekli kılan durum ile 667 sayılı KHK’nın amacı ile 3. ve 4. maddelerinde yargı mensupları ile kamu görevlilerine ilişkin düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve içeriği dikkate alındığında, 667 sayılı KHK’de öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarmanın, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran “olağanüstü tedbir” niteliğini taşıması ve davaya konu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının, disiplin hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiren meslekten çıkarma cezası niteliğinde bulunmaması karşısında böyle bir iddiaya da itibar edilemez.
Dosya içeriğinden ve davalı idarece sunulan CD’lerin incelenmesinden; her ne kadar davacının annesi adına kayıtlı olsa da davacının kullandığı açık ve sabit olan GSM hattı üzerinden FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütü mensuplarının kendi aralarında gizlice haberleşmek üzere kullandıkları Bylock isimli programın kullanıcısı olduğu, dinlenen çok sayıda tanık ve etkin pişmanlık hükümleri kapsamında verilen şüpheli ifadeleri ile teşhislere göre davacının eğitim öğretim yıllarından itibaren bu yapının içinde bulunduğu, örgüte ait öğrenci evlerinde kaldığı ve aynı anda çok sayıda bu tür evlerin sorumluluğunu üstlenerek örgüt hiyerarşisi içinde yer aldığı, örgütün yargı teşkilatı içinde yerleşmek ve etkin olmak amacıyla yargı teşkilatına hakim ve savcı sokmak için oluşturduğu hakim-savcı sınavlarına hazırlık evlerinde kaldığı, bu evlerin de sorumluluğunu üstlendiği, örgüt içinde ‘…’ kod adı ile tanındığı ve yine örgüt mensubu olduğu iddia edilen eşi ile katolog evliliği yaptığının örgüt içinde bilindiği gibi hususların sabit olduğu, böylece davacının örgüt içinde aktif konumda bulunarak terör örgütü ile organik bağ kurmak suretiyle üzerine atılı bulunan eylemin sabit görüldüğü, ayrıca bu eylemi nedeniyle yargılandığı Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2018/56, K:2019/50 sayılı kararıyla da 7 yıl 6 Ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, tanık/şüpheli ifadeleri ile davacı ile ilgili FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin aralarında iletişimi sağlamak amacıyla kullanılan bylock programına ilişkin tespitler ve her ne kadar kesinleşmemiş olmakla birlikte davacı hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçuyla açılan kamu davasında, suçu sabit görülerek hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmedildiği de dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen davaya konu Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının, davacıyla ilgili kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davanın, dava konusu Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararı nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemine ilişkin kısmına gelince;
Söz konusu Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nun meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararının davacıya ilişkin kısımında hukuka aykırılık bulunmaması karşısında, bu karar nedeniyle davacının özlük ve parasal haklardan yoksun kaldığından söz edilemeyeceğinden ortada tazmini gereken bir hak da bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 11/03/2021 tarihinde, davacının gelmediği, davalı idare vekilleri Av. … ve Av. …’nın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Gelen tarafa usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra, gelen tarafa son kez söz verilip duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesi ile ilgili Anayasa’ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmediğinden işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
1) Genel Olarak
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı’nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK’nın anılan toplantısında “demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla” Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00’den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun’la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK’nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun’la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.
2) Davacıya İlişkin Süreç
… tarih ve … sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm mali ve özlük haklarının görevden uzaklaştırma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, ancak söz konusu kararın … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla bozulduğu, davacı hakkındaki ceza yargılamasının … Ağır Ceza Mahkemesinde E:… esasına kayden devam etmekte olduğu görülmüştür.
B) İLGİLİ MEVZUAT
1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa’da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa’nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa’nın 5. maddesi: “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Anayasa’nın 9. maddesi: “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.”
Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz…”
Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: “Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.”
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
Anayasa’nın 36. maddesi: “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”
Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”
Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”
Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar…”
2) AİHS
AİHS’in 6. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir.”
AİHS’in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
AİHS’in 15. maddesi: “Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir.”
3) Kanun
667 sayılı KHK’nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.”
Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır…”
4) Etik İlkeler
Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan “Bangalor Yargı Etiği İlkeleri”nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.
Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE
1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç
AİHS’in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS’te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS’in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekim AİHM’e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır.
Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.
Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK’nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır.
Davacıların adli yardım talepleri, “yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması” şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.
Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Tebligat ve cevap verme” kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.
Bu kapsamda, davalı idarenin 04/01/2019 tarihli ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususlar bulunduğu anlaşıldığından, söz konusu ikinci savunma ve eklerinde yer alan bilgi ve belgelerle ilgili olarak cevap hakkını kullanabilmesi ve beyanlarını dosyaya sunabilmesi için 02/02/2021 tarihli ara kararımızla davacıya on gün süre verilmiştir. Öte yandan, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulmuş olan ve davacı hakkında yeni bilgi ve belgeler içeren 13/01/2020 tarihli ek beyan dilekçesi ve ekleri ile 18/11/2019 tarihli Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçesi ve eki CD, 02/02/2021 tarihli ara kararımızla davacıya tebliğ edilmiş ve bunlara ilişkin beyanlarını sunabilmesi için davacıya on gün süre verilmiştir.
Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.
Bununla birlikte, AİHS’in “Adil Yargılanma Hakkı’’ başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.
AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).
Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay’da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK’nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay’da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.
Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararın gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.
2) FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, “Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!”, “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ’nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:
“Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup …bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. …Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. …Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır…
Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir…
HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.
Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır…
Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir…
Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır…”
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ’nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı … kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde …siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hass…ti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; –Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.– …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. …FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. (“T” taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”
Sonuç olarak FETÖ’nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, “önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV’de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi” şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.
3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü
AİHM “demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu” belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM’e göre “kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır.” (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.
Anayasa’nın “Hâkimlik ve savcılık mesleği” kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede “… Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar.” denilmektedir.
Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak “bağımsızlık” ve “tarafsızlık” ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
4) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun “Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi” kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına” ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
a) ByLock Delili
i. ByLock Uygulamasına İlişkin Genel Değerlendirme
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında belirtildiği üzere ByLock uygulaması, kullanılması için indirilmesi yeterli olmayan ve özel kurulum gerektiren, kullanıcıların haberleşebilmesi için her iki tarafın önceden temin ettikleri kullanıcı adlarını ve kodlarını eklemeden taraflar arasında mesajlaşmanın başlayamadığı, bu bakımından sadece oluşturulan hücre tipine uygun şekilde bir haberleşme gerçekleştirilmesine imkân veren, kriptolu anlık mesajlaşma, e-posta gönderimi, ekleme yoluyla kişi listesi oluşturma, grup içi mesajlaşma, kriptolu sesli görüşme, görüntü veya belge gönderebilme özellikleri bulunan, böylece kullanıcılarının, örgütsel mahiyetteki haberleşmelerini başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duymadan gerçekleştirmesine olanak sağlayan bir iletişim sistemidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında; ByLock uygulamasının 2014 yılı başlarında uygulama mağazalarında yer alıp bir süre herkesin ulaşımına açık olduğu, bu mağazalardan kaldırılmasından sonra örgüt mensuplarınca harici bellek, hafıza kartları ve bluetooth yoluyla yüklenildiği hususunun yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki ifadeler, mesaj ve e-postalardan anlaşıldığı, ByLock üzerinden yapılan iletişimin çözümlenen içeriğinin tamamına yakınının FETÖ mensuplarına ait örgütsel temasa ve faaliyetlere ilişkin olduğu; kullanıcılar tarafından buluşma adreslerinin değiştirilmesi, yapılacak operasyonların önceden bildirilmesi, örgüt mensuplarının yurt içinde saklanması için yer temini, yurt dışına kaçış için yapılan organizasyonlar, himmet toplantıları, açığa alınan veya meslekten çıkarılan örgüt mensuplarına para temini, örgüt liderinin talimat ve görüşlerinin paylaşılması, Türkiye’yi terörü destekleyen ülke gibi göstermek amacına yönelik faaliyette bulunan birtakım internet adreslerinin paylaşılması ve bu sitelerdeki anketlerin desteklenmesi, FETÖ’ye yönelik yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli veya sanıkların hâkim ve Cumhuriyet savcılarınca serbest bırakılmasının sağlanması, örgüt mensuplarına müdafi temin edilmesi, örgüt üyelerinden kimlere operasyon yapıldığına ve kimlerin deşifre olduğuna ilişkin bilgilerin paylaşılması, operasyon yapılması ihtimali olan yerlerde bulunulmaması ve bu yerlerdeki örgüt için önemli dijital verilerin arama-tarama mesulü olarak adlandırılan kişilerce önceden temizlenmesi, kamu kurumlarında FETÖ aleyhine görüş bildiren veya yapılanmayla mücadele edenlerin fişlenmesi, sistemin deşifre olduğunun düşünülmesi halinde ByLock iletişim sisteminin kullanımına son verilerek Eagle, Dingdong ve Tango gibi alternatif programlara geçiş yapılacağının haber verilmesi, yapılanmaya mensup kişilerin savunmalarında kullanabilmeleri amacıyla hukuki metinler hazırlanması gibi örgütsel nitelikte ve amaçta mesajlar gönderildiği ifade edilmiştir.
Bylock delilinin hukuki niteliği ile ilgili olarak ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararında; Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 32. maddesi ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 4.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi ile 6.maddesinin 1.fıkrasının (d) ve (g) bentlerine uygun şekilde Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilen Bylock’a ilişkin dijital materyaller hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ceza Muhakemesi Kanununun 134.maddesi gereğince Ankara Sulh Ceza Hakimliğince verilen ”inceleme, kopyalama ve çözümleme” kararına istinaden bilgisayar ve bilgisayar kütüklerindeki iletilerin tespiti işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı görülmüştür.
Nitekim Anayasa Mahkemesi de Bylock verilerinin kanuni bir temele dayanmadan ve hukuka aykırı şekilde elde edildiğine yönelik iddialar yönünden yapılan başvuruda; 4/6/2020 tarih ve Başvuru No: 2018/15231 sayılı kararı ile Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi aynı kararında, yapısı, kullanım şekli ve teknik özellikleri itibarıyla sadece FETÖ/PDY mensuplarınca -örgütsel iletişimde gizliliği sağlama amacıyla- kullanılan kriptolu iletişim ağının başvurucu tarafından kullanılmasının terör örgütüne üye olma suçu açısından mahkumiyete dayanak olarak alınmasının, adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul güvencelerini etkisiz hale getiren keyfi bir uygulama olarak değerlendirilemeyeceği tespitinde de bulunmuştur.
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ByLock uygulamasına ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan Y.G. isimli şahıs tarafından İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesine sunulmuş beyan: “Bana ByLock adlı programı indirmemi 2014 Temmuz’da … adlı kişi söyledi. Önce VPN programını daha sonra da ByLock’u kurmamı, VPN’yi açmadan ByLock’u kullanmamam gerektiğini açıkladı. Daha sonra beni kendisi ekledi ve onaylamamı söyledi. Böylece buradan daha güvenli mesajlaşabilecektik onlara göre. Çünkü 2014 HSYK seçimleri yaklaşmaktaydı ve hızlı bir haberleşme ağı lazımdı.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö. isimli şahsa ait Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 16/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “2014 HSYK seçimlerinden yaklaşık 3-4 ay önce E.E.’nin evinde toplanmıştık. …… abi denilen kişi bir programdan bahsetti. Bu program üzerinden haberleşeceğimizi söyleyerek telefonlarımızı istedi. Kendisi telefonlarımıza ByLock denilen programı söz konusu sohbet sırasında yükledi. …ByLock programını kullanan cemaatteki herkesin paylaşımlarını görmek mümkün değildi. Sadece arkadaş listesi (grup) şeklinde oluşturulan arkadaşlarla konuşabilmekte ve yazılar paylaşabilmekteydik. …HSYK seçimlerinin sonuna kadar ByLock programı üzerinden haberleşme sağlanıyordu. Cemaat mensuplarının istemleri doğrultusunda seçimlerden sonra ByLock programını sildim.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.B. isimli şahsa ait Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 22/03/2017 tarihli sorgulama tutanağı: “… isimli şahıs telefonuma ByLock yüklemek istedi. Ancak akıllı telefonum olmadığı için yükleyemedi. Ben de eşimin telefonunu kendisinden habersiz aldım. Bir şeyler yaptı. Bundan sonra buradan haberleşeceğiz dedi. ……, hâkim ve savcıların kişisel bilgilerini (dünya görüşü, siyasi görüş vs.) özellikle ByLock’tan ona atmamı istiyordu. …… bana tablet almamı, başka bir akrabamın adına hat almamı söyledi. Ancak ben bunu da yapmadım. Daha sonra …, bana içinde hat olan bir tablet getirdi. Tablette ByLock programı yüklüydü. Gelen yazıları okuyordum. Ayrıca bana tablette silme programını gösterdi. Herhangi bir durumda onu kullanmamı söyledi.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.Ö. isimli şahsa ait Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 02/03/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “2014 yılının Ağustos ayında E.Ö. çalıştığı yer olan Silivri’ye gelmemi söyledi. Silivri’ye gittikten sonra beni oradan alıp Silivri İlçesinde oturan D.S.’nin evine götürdü. Burada … kod adlı şahıs da vardı. Kendisi telefonumu istedi. Kendisi bana ByLock isimli programı yükledi. Artık buradan haberleşeceğimizi bana söyledi. Çünkü benim tek kaldığımı, bir şekilde haberleşmemiz gerektiğini söyledi. 2015’in Şubat ayına kadar bu program üzerinden haberleştik.”
Bu durumda, FETÖ tarafından gizliliği sağlamak için örgütsel haberleşme amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran FETÖ tarafından kullanıldığı anlaşılan ByLock uygulamasının yüklendiğinin, bu ağa dâhil olunduğunun tespit edilmesi hâlinde, bu kişilerin örgüte üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut örgütle irtibatı ortaya konulmuş olabilecektir.
ii. ByLock Delilinin Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
Dava dosyasında, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacının annesi G.B. hakkında düzenlenmiş “ByLock Tespit Tutanağı” yer almaktadır. Anılan tutanakta, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca … tarih ve … sayılı soruşturma kapsamında gönderilen ByLock abone listeleri üzerinde yapılan çalışmalarda davacının annesinin 129.862 satırlık ByLock abone listesinin 23.350. satırında kaydının olduğu, tespit edilen GSM aboneliğinin …, tespit edilen cihaza ait IMEI numaralarının … ve …, tespit edilen ilk tarihin 29/11/2014 olduğu belirtilmiştir.
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan 04/01/2019 tarihli ikinci savunma dilekçesinde, davacının annesi adına kayıtlı olan ve Bylock programı yüklü olduğu tespit edilen GSM hattının davacı tarafından kullandığı ve davacının HSK Genel Sekreterliğine UYAP üzerinde gönderdiği 20/02/2015 tarihli mal beyanı formunda da kullandığı cep telefon numarası olarak söz konusu numarayı bildirdiği, dolayısıyla davacının FETÖ’ye mahsus iletişim sistemi olduğu kanıtlanan Bylock programı kullanıcısı olduğu ileri sürülmüştür.
Bununla birlikte, davacının yargılandığı … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında, davacının 2014 yılında Ankara Adliyesinde 16. dönem adli yargı hakim adayı olduğu, mesleğe kabul edilen 16. dönem adli yargı hakim adaylarının 2014 yılının Kasım ayında kura çekip Aralık ayında göreve başladıkları, … numaralı hatta ait CGNAT baz verileri incelendiğinde ise, 2014 yılının Kasım ayında Ankara ilinden sinyal veren hattın davacının Gaziantep Adliyesinde göreve başladığı Aralık ayından itibaren Gaziantep’ten (yoğun olarak Beylerbeyi Mahallesi, Beykent TOKİ ve İbrahimli baz istasyonlarından) sinyal vermeye başladığı anlaşılmakla, Bylock tespit edilen ve annesi adına kayıtlı olan … numaralı hattı davacının bizzat kullandığına kanaat getirildiği ifade edilmiştir. Öte yandan, anılan ceza dava dosyasında, … numaralı hat üzerinden Bylock sistemi tarafından kullanıldığı tespit edilen … numaralı IP adresine 29/11/2014 ile 06/01/2014 tarihleri arasında toplamda 531 kez bağlanıldığı tespit edilmiştir.
Davacı tarafından, idari yargının süregelen içtihatlarına göre istihbari nitelikteki bilgi ve belgelerin karara gerekçe yapılamayacağı beyan edilmiştir. ByLock uygulaması ile ilgili yukarıda aktarılan hususların ve davacının kullandığı GSM hattına ilişkin düzenlenmiş olan “ByLock Tespit Tutanağı”nın birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacının bu beyanına itibar edilmemiştir.
Netice itibarıyla dava dosyasında bulunan “ByLock Tespit Tutanağı”nın incelenmesinden; davacı tarafından … GSM numarasından, … ve … IMEI numaralı cihazlarla ByLock uygulamasının yüklendiği anlaşılmaktadır.
b) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları
Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.G.Ç.’ye ait Aydın KOM Şube Müdürlüğünde düzenlenen 30/07/2019 tarihli ek şüpheli ifade tutanağı: “… (TC:…) Bu şahıs ifademde … kod adıyla belirttiğim, 2013 Temmuz-Aralık ayında Ankara’da kalmış olduğum hakimlik savcılık çalışma evinin Ser Murakıb’ı konumunda olan örgüt mensubu şahıstır. Bu şahıs bizlere piyasada bulunan hakim savcılık sınavlarına hazırlık kitaplarından hangilerine çalışabilmeğimizden bahsederek hatırladığım kadarıyla Themis Serisinden çalışabileceğimizi söyledi. Biz de bu kitaplardan alıp çalıştık. Ayrıca bu şahıs bize her dersten ayrı ayrı, kitap haline getirilmiş, yazarı ve barkodu olmayan, A4 boyutunda yazılmış kitaplar getirdi. Bu kitapların ne olduğunu sorduğumuzda piyasadaki tüm hukuk soru bankalarının harmanlanmış hali olduğunu, yine bu kitaplarda önceden hakimlik savcılık sınavlarında çıkmış soruların bulunduğunu söyleyerek, Diamont isimli kitaplar getirdi. Piyasadaki çalıştığımız kitaplar bitince bu kitaplardan da çalıştığımız oldu. … DERS ÇALIŞMA EVİ Örgüt tarafından hukuk öğrencilerini hakimlik savcılık sınavına hazırlamak için açılan ders çalışma ve mülakat evleri vardı. Bu evlerden sorumlu örgüt yöneticisi konumundaki şahıslara Murakıp ve Ser Mukanp denirdi. Benim Ankara Keçiören’de bulunan örgüte ait kaldığım ders çalışma evinin Murakıbı … kod adlı H.K.C. isimli şahıs, Ser Murakıbı ise … kod adlı … isimli şahıstı. Kaldığım dönem için cüzi miktarda, meblağsını tam hatırlamadığım bir miktar parayı … kod adlı şahsa verdim. Ders çalışma dışında örgütsel anlamda herhangi bir faaliyet yoktu. Murakıb ve Ser murakıp zaman zaman bizi kontrol etmeye geliyordu. Evde cep telefonu kullanmak, lüzumlu lüzumsuz dışarı çıkmak yasaktı. Yazılı sınavı bittikten sonra İstanbuldaki evime gittim.”
Araştırma görevlisi olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.M.Y.’ye ait Tokat KOM Şube Müdürlüğünde düzenlenen 21/02/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “Ben mezun olduktan sonra ne iş yapacağımı bilemediğimden, ailemde ve çevremde de bana yol gösterecek birisi olmadığından ve cemaatin ders çalışmaya uygun ortam hazırlayacaklarını söylediklerinden dolayı ders çalışabilmek için aynı yılın Eylül ayı başlarında Hakim- Savcılık sınavlarına girmek için Ankara’da bulunan Hakim-Savcı çalışma evlerine gitmeye karar verdim. Aileme de bu durumu anlattım. Erzurum ilinde otobüs ile Ankara’ya gittim. Evden çıkmadan önce de başımı açmıştım. Beni Ankara Aşti’de bir bayan karşıladı. Bu şahıs üniversiteden tanıdığım … İSİMLİ ŞAHIS idi. Bu şahsın kod adının olup olmadığını bilmiyorum. Öncesinde de tanıdığım için … diye hitap ettim. Otogarda bir müddet bekledikten sonra yine üniversiteden tanıdığım … İSİMLİ ŞAHIS bizi ticari taksiyle almaya geldi. … İSİMLİ ŞAHSIN kod adı kullanıp kullanmadığını bilmiyorum tanıdığım için ismiyle hitap ederdim. Üçümüz birlikte açık adresini bilmediğim bir eve gittik. Bu ev bir apartman dairesinin 4-5. katlarında idi. … isimli şahıs bana bu evde geçici olarak 1-2 gün kalacağımı daha sonra farklı bir çalışma evine geçeceğimi söyleyerek … ile beraber ayrıldılar. Eve girdiğimde çok kalabalık olduğunu gördüm ve yaklaşık 9-10 kişi olduğunu hatırlıyorum. Bu evde 1-2 gün kadar kaldım. Evde toplantı vs. evin kurallarıyla alakalı hiç bir şey anlatılmadı. Zaten bu evde çok kısa bir süre kaldığımdan buradaki şahısların hiç birini daha önce görmedim tanımıyorum ve görsem teşhis edemem. Bu ev esas kalınacak olan Hakim-Savcı çalışma evlerine götürülmeden önce toplanılan bir evdi. Bu evde 1-2 gün kaldıktan sonra … ve … isimli şahıslar eve gelerek beni Yenimahalle Demetevler olarak hatırladığım asıl kalacağım Hakim-Savcı çalışma evine götürdüler. Bir daha da bu şahısları görmedim. … … İSİMLİ ŞAHIS; Bu şahsın nereli olduğunu hatırlamıyorum. H.B.’nin arkadaşı olduğunu biliyorum. Beni ilk eve ve asıl kaldığım Hakim-Savcı çalışma evine götüren kişilerdendi. Kod adı kullanıp kullanmadığını bilmiyorum. Görsem belki teşhis ederim.”
Öte yandan, aynı şahsa … İSİMLİ ŞAHIS olarak bahsettiği kişi ile ilgili 22/02/2018 tarihinde Tokat KOM Şube Müdürlüğünde yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı … net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.S.’ye ait Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığında düzenlenen 20/10/2016 tarihli tanık ifade tutanağı: “Yukarıda evlerde kaldığım süre içinde tanıştığım kişiler dışında aşağıda ismini belirttiğim kişiler üniversite döneminde cemaat evinde ve/veya yurdunda kalan kişilerdir. … (…): Yıllıktan teşhis ettim. Kod adı …’dü. Abisi üst düzey bir emniyet mensubuydu. Abisini cemaatten bir BTM’nin ablası ile evlendirdiler. … Büyük Bölge Talebe Mesullüğü görevi yapıyordu. Aşırı şekilde tedbirli davranıp kendini gizliyordu. Yapıya bir sürü kişi kazandırmış biriydi. Ben kendisinin halen bağlantısının devam ettiğini tahmin ediyorum. Kendisi yapının evlerinde kalıp sınava hazırlanmış bir kişidir. Bunu da onun kendi dönem arkadaşı S.U.’dan duymuştum.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.B.’ye ait Ordu Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 21/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Üniversiteye başladıktan sonra sınıf sohbetleri adı altında düzenlenen sözde cemaat sohbetlerine aynı sınıfta okuduğumuz kişilerin daveti üzerine katılmaya başladım. Beni sohbetlere çağıran şahıslar üniversite 1. sınıfta aynı sınıfta ve şubede okuduğumuz, daha sonra akademisyen olduğunu bildiğim Sinem isimli şahıs, 2.sınıfta … (o tarihte başı kapalıydı) isimli şahıs ve 3.sınıfta Beyaz kod adını kullanan A “şubesinde okuyan M.A. (o dönemde başı kapalıydı) isimli, daha sonra aynı dönemde hakimlik sınavını kazandığımız şahıslar idi. Bu sohbetler öğrenci evlerinde düzenleniyordu. Bu sohbetlerde risalelerden, Fethullah Gülen’in kitaplarından, Sızıntı Dergisi’nden kısımlar okunarak sohbetler yapılıyordu. … …’u üniversitede sohbetlere çağırması nedeniyle tanıyorum.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.L.T.’ye ait Tokat KOM Şube Müdürlüğünde düzenlenen 28/09/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “Ben bu çalışma evinde 2013 yılında yapılacak olan adli ve idari yargı sınavlarına hazırlanırken yaz aylarında evimizi değiştirdik. 4-5 ay kalmış olduğum bu çalışma evinin sorumlusu yani MURAKIBI … KOD ADLI şahıs idi. SERMURAKIBI ise … KOD ADLI ŞAHIS idi. Ben bu şahısların kod adı kullandığını bu şahıslar ile yapmış olduğumuz muhabbetlerde isimlerinin farklı olduğunu söylemelerinden dolayı biliyorum. Sorumlular bize benim kod adım budur şeklinde değilde kod adını da gerçek isimleri gibi söylemelerinden biliyorum. Bu ikinci çalışma evinde yine cep telefonu kullanmak yasaktı. Bu evde de önceki kalmış olduğum çalışma evindeki tüm kurallar geçerliydi. Bu evde de yine sabit bir hat vardı. Bu hatta içeriden dışarıya aramalara kapalı özellikte bir hattı. Bu sabit hattın kimin adına olduğunu bilmiyorum. Ben ve evde kalanlar yine bu sabit hat üzerinden ailelerimiz ile iletişime geçiyordum. Bu çalışma evinde beraber kaldığım şahıslar …, … İSİMLİ BAŞKACA ŞAHIS, … ve … isimli şahıslar vardı. Bu evde yine … KOD ADLI MURAKIB deneme getirerek önceki kalmış olduğumuz evdeki gibi çözerdik. Bu eve … KOD ADLI SERMURAKIB daha nadir gelirdi. Sorumlular sohbetten ziyade daha çok kitap okumamızı, kuran okumamızı ders çalışmamızı isterlerdi. Evde kalanlar olarak ne kadar kuran okuduğumuzu ve ders çalıştığımızın çetelesini bu evin sorumlularına verirdik. Yine ben bu çalışma evinin kim tarafından kiralandığım ve aboneliklerinin kimin adma olduğunu bilmiyorum. Yine bu evinde ihtiyaçları yapı tarafından karşılanıyordu. Kalmış olduğum bu ikinci çalışma evinin ev sahibinin evi boşaltmamızı istemesi üzerine 2013 yılı yaz aylarında kimin tarafından kiralandığını bilmediğim ancak … KOD ADLI murakıbın bu işlerle ilgilenmesi üzerine …, … İSİMLİ BAŞKACA ŞAHIS, … ve … olarak başka çalışma evlerine taşındık. Benim gitmiş olduğum üçüncü çalışma evim Dutluk semtinde idi. Ben bu eve tek başıma taşındım. Beraber kaldığım …, … İSİMLİ BAŞKACA ŞAHIS, … ve … isimli şahısların hangi çalışma evlerine gittiğini bilmiyorum. Bu taşınma organizasyonu ile … KOD ADLI MURAKIBIMIZ ilgilendi. Ben 2013 yılı yaz aylarında üçüncü çalışma evime taşındım. … Ben üçüncü hakim savcı çalışma evine ikinci evimin MURAKIBI … KOD ADLI ŞAHIS ile birlikte gittik. Eve gittiğimizde M.M., …, …, … isimli şahıslar vardı. Ben yine bu şahısları ilk defa bu evde gördüm. Daha öncesinden bu şahısları tanımıyordum. Bu ev söylemiş olduğum şahıslar tarafından kullanılan bir evdi. Ben bu eve daha somasında dahil oldum. … KOD ADLI ŞAHIS sonrasında bu evin SERMURAKIBI oldu. … KOD ADLI MURAKIBIN yerine de … KOD ADLI MURAKIB geldi. … Ben 2013 yılı adli yargı sınavı sonrasında memleketime döndüm. Memleketimde adli yargı sınavını kazandığımı öğrendim. Bu süreçte sınavı kazandığım için … KOD ADLI SERMURAKIB mülakat için beni Ankara’ya çağırdı. Bu süreçte 17-25 Aralık olayları yaşandı. Biz bu olayları çalışma evinde televizyon vs. imkânlarımız olmadığı için bilmiyorduk. Memleketimde iken öğrendim. Mülakat aşamasında ise tekrardan davet edilince babam bana hitaben benim cemaat içerisinde olduğumu tahmin ettiğini söyledi ve cemaat evlerinde kalmama izin vermedi. Bende babama bir daha cemaat içerisinde kalmayacağımı söyledim ancak … KOD ADLI SERMURAKIBIN daveti üzerine Ankara da mülakat evinde kalmaya başladım. … MURAKIB … KOD ADLI ŞAHIS: Bu şahsın gerçek ismini, nereli olduğunu bilmiyorum. Ankara hukuk mezunudur. Bu şahıs o dönemde hakim adayı idi. Bu şahıs kalmış olduğum ikinci hakim savcı çalışma evimin murakıbı, üçüncü hakim savcı çalışma eviminde sermurakıbıdır. Görsem teşhis ederim.”
Öte yandan, aynı şahsa MURAKIB … KOD ADLI ŞAHIS olarak bahsettiği kişi ile ilgili 29/09/2018 tarihinde Tokat KOM Şube Müdürlüğünde yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı … net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan D.S.’ye ait Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığında düzenlenen 31/08/2016 tarihli tanık ifade tutanağı: “… (…): 16. Dönem Adli Yargı Hâkim Adayı. 2012 Ankara Hukuk mezunu. Bölge Talebe Mesulüydü. Sonradan Gaziantep Hâkimi olduğunu öğrendim. Cemaate gönülden bağlıydı. Gizli toplantılara katılırdı. Okul döneminde başı kapalıydı, şimdi açılmış. Cemaat bağlantısının devam edip etmediğini bilmiyorum.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.P.’ye ait Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığında düzenlenen 08/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağı: “… (…): Benim gibi Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okuyordu. Aynı sınıfta idik. Kendisi okulda başı kapalı idi, akademiye gelince akademide de baş örtüsü yasağı olmamasına rağmen başını açmıştı. Fetö cemaat yapısı içinde yer alırdı. Fetö yapılanması içinde katalog evlilik yaptığını düşünüyorum.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.K.’ye ait Tokat KOM Şube Müdürlüğünde düzenlenen 14/11/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “Bu evde ben 2013 yılı 22 Aralık tarihinde yapılan adli yargı sınavına kadar kaldım, ancak sınav sonrası evden ayrıldım. Bu evde benimle birlikte yaklaşık 4 ay birlikte kaldığım şahıslar ise …, S.Ç., BÜSRA, … isimli şahıslarla birlikte kaldım, bu şahısları ben ilk defa bu evde gördüm daha önceden tanışıklığım yoktur, bu evin murakıbı … kod adlı şahıstı, SERMURAKIBI İSE … KOD İSİMLİ ŞAHISTI. … kod adlı SERMURAKIB 3 haftada bir yada ayda bir eve gelirdi, geldiği zamanlarda hediyeler getirdiğini ve yiyecek getirdiğini hatırlıyorum, geldiği zamanlarda dini sohbet yapıyordu, MURAKIB … KOD adlı şahıs haftada bir yada 10 günde bir eve geliyordu, geldiği zamanlarda 2 veya 3 kere evde kalanların sayısı kadar fotokopi halinde deneme smavları getiriyordu, bunları gerçek bir sınav gibi çözmeye çalışıyorduk, çözdükten sonra cevaplarımızı kontrol eder yanlışlarımızı bize söylerdi, kaç yanlışımızın olduğunu not ederdi ve bizede bu deneme sınavlarını siz yırtın atın derdi. Bu evde DİAMOND ibareli fotokopi halinde basılmış geçmiş senelerin hakim savcı sınavlarının çıkmış sorularının derlendiği bir kitap mevcuttu bu kitaptan herkes aynı anda çalışabilsin diye aynısından olduğunu hatırlıyorum. Bu kitapla ilgili hatırladığım kitabın evden çıkartılması ve üzerinde karalama yapılması yasaktı, bu kitapla ilgili … yada … isimli şahıslardan bir tanesi bu kitabın evde kalanlara ekstra yük olmaması için fotokopi halinde basıldığını bu tarz kitablara fazla para vermememiz için bu şekilde yöntem seçildiğini bahsetmişti. … 13- SERMURAKIB … KOD İSİMLİ ŞAHIS: Bu şahsın gerçek ismini nereli olduğunu bilmiyorum, hakim adayı olabileceğini düşünüyorum, bu şahıs kalmış olduğum 1. Hakim savcı çalışma evinin sermurakıbıydı, bu şahıs esmer tenli, uzun boylu, siyah saçlı bir şahıstı, görsem teşhis edebilirim. … Ben 2013 yılı aralık ayında yapılan sınavdan sonra memleketime döndüm daha sonra beni 2014 yılı şubat sonu yada mart ayı başlarından … KOD ADLI ŞAHIS beni Ankara alan kodlu sabit bir numaradan tekrar aradı ve hakim savcı çalışma evlerine kalmak için ne zaman gelebileceğimi söyledi bende ilk kalmış olduğum evdeki eşyalarımın tamamını alamadığım için bu eşyalarımı almak niyetiyle yakın zamanda geleceğimi söyledim, bu görüşmeden yaklaşık 3-4 gün sonra kendi imkanlarımla hızlı trenle Ankara garına gittim bu sefer beni kimse karşılamadı ben kendi imkanlarımla daha önce kalmış olduğum hakim savcı çalışma evine gittim, ancak bu ev burdan taşınmış olduğunu anladım, evde kimse yoktu dışarı çıkıp bakınmaya başladım, bu sırada … kod isimli şahısla evin önünde karşılaştık … kod adlı şahıs benim bu adrese geleceğimi tahmin etmiş ve buraya geldiğini söyledi beni buradan alıp Aktepe semtinde tam açık adresini hatırlamadığım bir apartman dairesinin 2 yada 3. katında bir eve götürdü. Ben bu eve gittiğimde … Kod isimli şahıs ayrıldı, ben bu evde yaklaşık olarak toplamda 2 ay kadar kaldım diye hatırlıyorum, çünkü seçim dönemiydi, evde kalan şahıslarla da çok anlaşamadığım için memleketime çok sık gelip gittim diye hatırlıyorum, bu evde herhangi bir kuraldan bahseden olmadı çünkü daha öncesinde hakim savcı çalışma evinde kaldığım için kurallardan tekrardan bahsedilmedi ancak aynı kurallar bu evde de geçerliydi, bu evde benimle birlikte daha önceden birlikte kaldığım S.Ç., …, …, G.O., S.T. isimli şahıslarla birlikte kaldım. Ancak bu kalışımız süreklilik arz etmiyordu, ev değiştirenler oldu, benim gibi memleketine gidip gelenler oldu diye hatırlıyorum, bu evinde MURAKIBI ilk evin MURAKIBI … KOD adlı şahıstı, SERMURAKIBta yine ilk evin SERMURAKIBI OLAN … isimli şahıstı.”
Öte yandan aynı şahsa, SERMURAKIB … KOD İSİMLİ ŞAHIS olarak bahsettiği kişi ile ilgili 15/11/2017 tarihinde Tokat KOM Şube Müdürlüğünde yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı … net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan F.G.’ye ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 18/08/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Ben 2009 yılında son sınıfa geçtim ve aynı evde ev ablası olarak devam ettim. Bu süreçte evimde Marmara Hukuk birinci sınıfta okuyan aslen Erzurum İspir’li, ailesi Ankarada yaşayan … … (…), kendisi ikinci sınıfta Ankara Üniversitesi Hukuk fakültesine geçti. Yine ailesi İstanbul’da ikamet eden Kars’lı H.B., ikinci sınıfta okuyan ailesi Pendik’te oturan E.M.M. ve …’in sınıf arkadaşı ailesi İstanbul’da oturan ikinci sınıf öğrencisi soy ismini hatırlayamadığım … kalıyordu.”
Öte yandan aynı şahsa, … … (…) olarak bahsettiği kişi ile ilgili 24/09/2016 tarihinde Tokat KOM Şube Müdürlüğünde yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı … net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan F.B.’ye ait Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 18/10/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “Sınav sonuçlarını öğrenince eşyalarımı almak için çalışma evine gittim. Benim gibi sınavı kazanan A.K. ve her iki murakıp evdeydi. Diğer arkadaşlar sınavı kazanamamışlar, eşyaları da evde değildi, benden önce toparlanıp gitmiş olmalılar. Murakıplar hayırlı olsun, bu aşamadan sonra referans bulmam gerektiğini, bu konuda kendimin çaba harcamam gerektiğini söylediler. Genel kültür ile ilgili kitaplar alıp çalışabileceğimi anlattılar. Mülakat tarihine kadar …, …, … ve … adında arkadaşlar da gelip bizimle kalmaya başladı. Bu süreçte herkes gidip referans araştırıyordu. Sürekli dışarıdaydık. Memleketime gidip geliyordum, ailemle referans arıyordum. … …- sicil numaralı …; ifademde açıkladığım üzere mülakat döneminde aynı evde kaldığım arkadaşımdır.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.D.’ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 19/12/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “Ben bana fotoğraflarını gösterdiğiniz şahıslar arasından üniversitede sınıf arkadaşım olan, kaldığım evlerde kalan ve diğer suretlerle bildiğim bu kişilerin listesini saymak istiyorum. … D-… (… sicil numaralı) – ben bu kişiyi bizzat tanımıyorum. Ancak bu yapıya mensup evlerde kalan tanıdıklarımdan öğrendiğim kadarıyla … de bu yapıya ait evlerde kalmıştı.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.K.Y.’ye ait Tokat KOM Şube Müdürlüğünde düzenlenen 16/10/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “Benimle birlikte yaklaşık 1,5 veya 2 ay süreyle bu evde kalan şahıslar soy ismini bilmediğim TUĞBA, soy ismini bilmediğim …, soy ismini hatırlamadığım … isimli şahıslardı. Bu evin MURAKIBI vardı ancak ismini hatırlamıyorum, SERMURAKIBI ise … isimli şahıstı, murakıb kalmış olduğumuz eve düzenli olarak gelmiyordu, bazen 3 günde bazen 1 haftada geliyordu, bazen de 15 gün bir geliyordu. Gelirken bizim talep ettiğimiz piyasada bulunan çalışma kitaplarından getiriyordu, ben bu evde kaldığım süre zarfında deneme sınavı olduğunu hatırlıyorum. Bu sınav 1 veya iki defa oldu. Ben eve geç geldiğim için bu sınavlardan düşük aldım. Geldiği zamanlarda ders çalışıp çalışmadığımızı soruyordu ve bazende isteyenlere motive amaçlı ders programı hazırlayıp veriyordu, … kod adlı SERMURAKIB ta kalmış olduğumuz eve düzenli olarak gelmiyordu, bazen 1 haftada bir bazen 2 haftada bir geliyordu geldiği zamanlarda ne kadar ders çalıştığımızı soruyordu, benimle çok muhabbet etmezdi çünkü ben bu eve çok geç katılmıştım.”
Öte yandan aynı şahsa, … olarak bahsettiği kişi ile ilgili 17/10/2017 tarihinde Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen … sayılı soruşturma kapsamında yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı … net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.M.’ye ait Tokat KOM Şube Müdürlüğünde düzenlenen 10/05/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “Memleketimde iken aradılar gelip gelmeyeceğimi sordular ben de maddi imkânsızlıklarım ve ayrıca mülakat aşamasında bana referans bulabilecekleri düşüncesi ve kendi evimde uygun ders çalışma ortamımın olmayacağı düşüncesi ile çalışma evinde kalma tekliflerini kabul ettim. Bu görüşmemizde gideceğim tarih ve saati ayarladık. 2013 yılı Ramazan ayından sonra Ankara’ya gittim. Beni otogarda benimle mülakat yapan KOD ADINI VE İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM şahıs ile kendisini … olarak tanıtan ve sonrasında … KOD ADLI … olduğunu öğrendiğim şahıs aldı. Yine benim gibi çalışma evlerinde kalmak için gelen Z.Z.K., Z.C., M.B. idi. Hep birlikte 2 ya da 3 ticari taksi ile geçici olarak kalacağım hakim savcı çalışma evine gittik. … Kalmış olduğum bu çalışma evinin MURAKIBI … KOD ADLI H.K.C. idi. SERMURUKIBI İSE … KOD ADLI … idi. … Bu evde bulunduğum süre zarfında bazı kurallar vardı. Bu evde cep telefonu kullanmak yasaktı. Bu süreçte benim yanımda getirdiğim cep telefonumu MURAKIP ya da SERMURAKIP aldı. Bu evden yakın yerlere gitmemizi bir şey denilmiyordu ancak uzak yerlere gideceğimiz zaman izin almamız isteniyordu. Bu evden toplu şekilde bir yerlere gitmemiz istenmiyordu. Bu evde komşularımız bizi öğrenci olarak biliyorlardı. Bu evde gıda ihtiyaçları için para topluyorduk. Bu evde iken ben burs alıyordum. Bu bursu KOD ADLI H.K.C. ve bazen de … KOD ADLI … veriyordu. … Bu çalışma evinde iken önemli bir durum olması halinde aramamız için kağıda yazılı GSM numarası bırakmışlardı. Bu numarayı da dışarıdan ankesörlü ya da kontörlü numaradan aramamız isteniyordu. Sorumlularımız olan … KOD ADLI H.K.C. ve … KOD ADLI … bu numaraların AÇIK HAT olduğunu yani üzerlerine kayıtlı olmadığını yapı içerisinde kullanıldığını söylemişlerdi. … Memleketimde iken sınavı kazanamadığımı öğrendim. Bu süreçte sorumlular tarafından verilen açık hatta ulaşamadım. Birkaç sefer aradıktan sonra SERMURUKIBI İSE … KOD ADLI … a ulaştım. Çalışma evindeki eşyalarımı almak istediğimi söyledim. Bana haber vereceğini söyledi ve beni Ankara ya çağırdı. Ankara iline çalışma evime tekrar gittim. Amacım eşyalarımı alıp dönmekti ancak beni ikna ederek tekrardan çalışma evinde kalamaya karar verdim. … Bu ev benim kalacağım 2. çalışma evim oldu. Bu evin MURAKIBI … KOD ADLI şahıs idi. SERMURAKIBI İSE … KOD ADLI … idi. Bu evde yine bir önceki çalışma evimdeki kurallar geçerliydi. Bu evde de cep telefonu kullanmak yasaktı. İlkin cep telefonlarımızı almadılar ancak sonrasında cep telefonlarını sorumlularımız topladı. … 17- … KOD ADLI …; Bu şahısın nereli olduğunu ve hangi üniversite mezunu olduğunu bilmiyorum. Ben çalışma evlerinde iken SERMURAKIB idi. Bu şahsın hakim adayı olduğunu biliyorum. Görsem teşhis ederim.”
Öte yandan aynı şahsa, … KOD ADLI … olarak bahsettiği kişi ile ilgili 11/05/2018 tarihinde Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen … sayılı soruşturma kapsamında yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı … net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.B.’ye ait Sakarya TEM Şube Müdürlüğünde düzenlenen 01/05/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “F.S.G. beni kullanmakta olduğum şuanda numarasını tam olarak hatırlamadığım telefonumdan aradı ve birlikte İstanbul ili Üsküdar İlçesi … Kamil Doğum hastanesinin yakınlarında bulunan (4) katlı bir binanın en üst katındaki daireye gittik. Bu daireye beni yerleştirdiler. Daire dayalı döşeli idi. Daha sonra bu dairenin ismini örgütsel yapı içerisinde İREM olarak adlandırıldığını öğrendim. Bu evde benimle birlikte; F.S.G. (hakkında Tokat Cumhuriyet Başsavcılığında işlem yapılan), … (2008-2009 Eğitim öğretim döneminde Hukuk Fakültesi 1. Sınıftaydı. Erzurum İspirlidir. Kendisi 2. Sınıfta Ankara Hukuk Fakültesini geçiş yaptı. Son durumu hakkında bilgim yoktur.), …… (Malatyalı olabilir. 2008-2009 Eğitim öğretim döneminde Hukuk Fakültesi 2. Sınıfta eğitim görmekteydi.) isimli şahıslar kalmaktaydı. Bu evde F.S.G. ev ablası olarak faaliyet göstermekteydi. Bu evde ortalama her akşam akşam namazı sonrasında dini sohbet yapılmaktaydı. Sohbetleri F.S.G. yapmaktaydı. Bu sohbetlere katılmak mecburiydi. Fetullah GÜLEN’in kitapları ve ses kasetleri dinleniyordu. Ayrıca hafta da bir EV İSTİŞARE TOPLANTISI adı ile yine bu evde F.S.G. sorumluluğunda toplantı yapılıyordu. Bu toplantılara da katılmak mecburiydi. Bu toplantıda FETÖ/PDY’in üst yapılanması olan SEMTÇİ ve BÖLGECİLERDEN gelen talimatlar bildiriliyordu. EV istişare toplantılarında genelikle kurban parası toplanılması, Zaman Gazetesi ve Sızıntı Dergisi aboneliği yapılması ve evin temizliği yemek sırası vb. konular görüşülürdü. Ayrıca, Bu evde kalanlar, yukarıda belirtiğim şekilde haftada bir kez SINIF İSTİŞARE TOPLANTILARINA katılırlardı.”
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Ö.A.’ya ait Tokat KOM Şube Müdürlüğünde düzenlenen 25/09/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “… isimli kişi kaldığımız eve ortalama haftada bir kez gelir ve bizi kontrol ederdi ve bize herhangi bir ihtiyacımızın olup olmadığını sorardı. … eve gelirken yemek ve meyve haricinde herhangi bir şey getirmezdi. Bu evin sorumlusu olun …’nın üzerinde de … isimli kişi vardı, … isimli kişinin yapılanmadaki görevi ve konumu hakkında bilgim yoktur. … eve çok nadir olarak gelirdi. Halimizi ve hatırımızı sorardı. … isimli kişi eve gelirken yanında herhangi bir döküman getirmezdi. … Ben bu evde 2013 yılı Aralık ayındaki adli hakimlik ve savcılık sınavlarına kadar kaldım. Kaldığım bu süreçte eve … ve … haricinde bizi denetlemeye veya sohbet amaçlı herhangi bir kimse gelmedi. Eve sadece … ve … geldi. … …: Esmer Uzun boylu siyah saçlı normal kilolu bir kişiydi. Hakim Savcılık çalışma evinin sorumlumu olan Hafse’nin üstündeki birisiydi. Görsem teşhis edebilirim.”
Aynı şahsa ait Tokat KOM Şube Müdürlüğünde düzenlenen 01/10/2017 tarihli şüpheli ek ifade tutanağı: “Bu evin sorumlumu olan … nın üzerinde de … kod adlı kişi vardı, … isimli kişinin konumunda olanlara SERMURAKIP denilirdi. … eve çok nadir olarak gelirdi. Halimizi ve hatırımızı sorardı. … isimli kişi eve gelirken yanında herhangi bir doküman getirmezdi. … Sermurakıp …: Esmer Uzun boylu siyah saçlı normal kilolu bir kişiydi, çalışma evinin sorumlusu olan Hafse’nin üstündeki birisiydi. Görsem teşhis edebilirim.”
Öte yandan aynı şahsa, Sermurakıp … olarak bahsettiği kişi ile ilgili 02/10/2017 tarihinde Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı … net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan P.B.’ye ait Tokat KOM Şube Müdürlüğünde düzenlenen 29/06/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “Bu evin sorumlusu … KOD YA DA GERÇEK isimli şahsın haricinde bizim ile ilgilenen … KOD YA DA GERÇEK isimli şahısta bizimle ilgileniyordu. … KOD YA DA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS kalmış olduğumuz toplamda iki yada üç kez geldiğini hatırlıyorum. Geldiği zamanlarda kısa süreliğine kalırdı. Bizlere toplu olarak hakim savcılık sınavlarına çalışmamızın nasıl gittiğini sorardı, bir sıkıntımız olup olmadığını sorardı. … … KOD YADA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS: Bu şahsın soy ismini, bilmiyorum. Bu şahsın Ankaralı ve Ankara hukuk mezunu olduğunu biliyorum. Bu şahıs o dönemde hakim adayıydı. Sonrasında ne iş yaptığını bilmiyorum. Bu şahıs kalmış olduğum hakim savcı çalışma evimin sorumlusuydu. Görsem teşhis ederim.”
Öte yandan aynı şahsa, … KOD YA DA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS olarak bahsettiği kişi ile ilgili 29/06/2018 tarihinde Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen … sayılı soruşturma kapsamında yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı … net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan P.S.’ye ait Ünye Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 18/10/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “Sınavı kazanmamızdan bir süre sonra tahminimce 2013 yılının ilk ayında Berrin isimli kişi beni tekrar arayıp yeniden Ankara’ya davet etti. Beni yine ankesörlü telefondan aramıştı. Sınavı kazandın. Mülakat için gelmen gerekiyor dedi. Yine AŞTİ yakınlarında bir yerde buluştuk. Beni Keçiören’de bir eve götürdü. Gittiğimde birazdan isimlerini vereceğim kişiler vardı. Yapıda bu evlere mülakat evi denir. Ben bu evde 2013 yılının başlarından mülakatı geçip adaylığa başladığım 2013 yılı Temmuz ayına kadar yaklaşık 6 ay süreyle kaldım, dedi. Soruldu: Şuan Google Map’tan birlikte baktığımız ve … olarak adresini tespit ettiğim ve size fotoğrafını gösterdiğim sarı renkli binanın birinci kat arka cephedeki evdir. Evin sahibinin kim olduğunu kontratın kim adına yapıldığını, aboneliklerin kimin adına olduğunu hatırlamıyorum, dedi. Devamla: Mülakat evinde; 1-… (Daha önceden hiç tanımıyordum. Ankara Hukuk mezunudur. Kendisi adli yargıyı kazandı. Açıktadır) 2-H.Ü. (Daha önceden hiç tanımıyordum. Konya Selçuk Hukuk mezunudur. Kendisi adli yargıyı kazandı. Benimle birlikte açığa alınmıştır) 3-F.B. (Daha önceden hiç tanımıyordum. Ankara Hukuk mezunudur. Kendisi adli yargıyı kazandı. Kahta’da görevli iken açığa alındı) 4-A.K. (Daha önceden hiç tanımıyordum. Konya Selçuk Hukuk mezunudur. Kendisi adli yargıyı kazandı) İsimli kişiler ile birlikte kaldım. Bu eve yine Berrin isimli kişi ayda bir gibi gelirdi. Sohbet yapardık.”
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.M.T.’ye ait Tokat KOM Şube Müdürlüğünde düzenlenen 14/09/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “1. HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ; (2013 YILI AĞUSTOS YADA EYLÜL AYINDAN ARALIK AYINDA YAPILAN ADLİ YARGI SINAVINA KADAR KALDIĞINI BEYAN EDER) Ben bu eve gittiğimde otogardan beni karşılayan şahıs beni eve bıraktıktan sonra bu evden ayrıldı. Bu evde kalmış olduğum 3-4 aylık süre zarfında MURAKIP VE SERMURAKIP kavramlarını duydum. MURAKIP VE SERMURAKIP olarak yapıda görev yapan şahıslar çalışma evlerinden sorumlu şahıslardır. Kalmış olduğum bu çalışma evinin sorumlusu … KOD ADLI … İSİMLİ ŞAHIS idi. … KOD ADLI ŞAHSIN gerçek isminin … olduğunu çalışma evinde arkadaş ortamında duydum. Bu şahıs haricinde yine çalışma evinden sorumlu olan … KOD ADLI ŞAHIS idi. … KOD ADLI … bu çalışma evine 2 haftada bir gelirdi. Gelmiş olduğu zamanlarda bize bir ihtiyaçlarımızı sorar sıkıntılarımızı dinlerdi. Yine bu evin ilk zamanlarında eve yardımcı kaynak kitapları da getirmiştir. … KOD ADLI ŞAHIS çalışma evine daha sık haftada en az bir kez gelirdi ve bu şahıs da geldiğinde yine bize sohbet yapar, çalışma evinde kalanların tutmuş oldukları ne kadar çalışıldığı ve Kuran-ı Kerim, Risale ve Fetullah GÜLEN’in kitaplarının okunduğuna dair çeteleleri toplardı. Ben sorumlu olan şahıslardan … KOD ADLI …’ÜN SERMURAKIP, … KOD ADLI ŞAHSIN İSE MURAKIP olduğunu düşünüyorum çünkü … KOD ADLI … İSİMLİ ŞAHIS daha önemli konularda izin almamızı isterdi evden çıkacağımız zamanda yine kendisinden izin alırdık. … KOD ADLI … İSİMLİ ŞAHIS çalışma evine kağıda GSM numarasını yazıp bize bırakmıştı. Biz de herhangi bir durum olduğunda dışardan ankesörlü telefondan arıyorduk. Bu iki sorumlumuzun haricinde KADER KOD YA DA GERÇEK İSİMLİ bir şahısta son zamanlarda çalışma evine gelerek durumumuz ve eksiklerimizle ilgilenirdi. Ben bu çalışma evine ilk gittiğimde … KOD ADLI … İSİMLİ ŞAHIS ile görüştüm. Bu evde cep telefonunun kullanmanın yasak olduğu için benden cep telefonumu aldı. … 2014 Yılının ilk aylarında … KOD ADLI … İSİMLİ ŞAHIS beni tekrar aradı. Sınavı kazanamadığımı öğrenince ve beni tekrar çalışma evlerine davet etti. Ben de geleceğimi söyleyerek geleceğim tarih ve saati ayarladık. Tekrardan memleketimden Ankara iline gittim. Otogarda beni … KOD ADLI … İSİMLİ ŞAHIS karşıladı. İkimiz birlikte ikinci kalacağım açık adresini ve semtini bilmediğim çalışma evine gittim. Bu süreçte yine evin kurallarını bildiğim için başım açık olarak Ankara iline gittim. Kalmış olduğum bu ev 2. ve son çalışma evim oldu. … 2. HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ; (2014 YILI ŞUBAT YA DA MART AYINDA GİTTİĞİNİ HATIRLADIĞI KADARIYLA YAKLAŞIK 2-3 HAFTA KALDIĞINI BEYAN EDER) Bu çalışma evine sınava hazırlık için gitmedim ancak … KOD ADLI … İSİMLİ ŞAHIS 2014 yılı içerisinde sınav açılabilme ihtimaline nazaran benim tekrardan hazırlanmamı istedi. Ben bu teklifini avukatlık stajımı Ş. Urfa ilinde başlattığımı bu nedenle sınava hazırlanmak istemediğimi söyledim. Bunun üzerine de avukatlık stajımı Ankara iline aldırabileceğimi ve staj yaparken de hazırlanabileceğimi söyledi. Ben bu teklifi kabul etmedim ancak bu süreçte de 2-3 hafta kadar kaldım. Kalmış olduğum bu kısa süre zarfında cep telefonum alınmamıştı. Bu evde bir sabit hat olduğunu hatırlıyorum ancak cep telefonum alınmadığı için bu hattan bir görüşme yapmadım. Kısa süreliğine kalmış olduğum bu evin sorumlusu … KOD ADLI … İSİMLİ ŞAHIS idi. Bu şahıs haricinde başka bir sorumlu şahıs ile iletişim kurmadım. Bu kalmış olduğum süre zarfında beraber kaldığım şahıslar hatırladığım kadarıyla …, …, … İSİMLİ ŞAHISLAR VE … İSİMLİ BAŞKACA ŞAHIS olduğunu hatırlıyorum. Bu evde kısa süre kaldığım için diğer isimleri hatırlamıyorum. Ben bu çalışma evinde herhangi bir sınava girmeden ayrıldım. Bu evin kimin kiraladığını ve aboneliklerinin kimlere ait olduğunu bilmiyorum. Hatırladığım kadarıyla ben 2014 yılı Mart ya da Nisan ayında eşyalarımı toplayarak memleketime döndüm. … 16- SERMURAKIP … KOD ADLI … İSİMLİ ŞAHIS: Bu şahsın gerçek ismini ve nereli olduğunu bilmiyorum. Bu şahıs Ankara Üniversitesi Hukuk Mezunu olduğunu biliyorum anladığım kadarıyla Hakim adayı ya da çalışan bir hakim olduğunu hatırlıyorum. Bu şahsı görsem teşhis ederim.”
Öte yandan aynı şahsa, SERMURAKIP … KOD ADLI … İSİMLİ ŞAHIS olarak bahsettiği kişi ile ilgili 15/09/2018 tarihinde Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen … sayılı soruşturma kapsamında yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı … net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.K.’ye ait Tokat KOM Şube Müdürlüğünde düzenlenen 15/05/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “Bu hakim savcı çalışma evinde H.D., …, …, … isimli şahıslarla kalmaya başladım. Bu evin MURAKIBI KOD ADINI HATIRLAMADIĞIM … İSİMLİ şahıs idi. Türkiye Adalet Akademisindeki sorgumda bu şahsın gerçek ismini 16. Dönem Yıllığını inceleyip söyledim. Bu evin SERMURAKIBI yoktu. Bu evde de birinci hakim savcı çalışma evinde bahsetmiş olduğum kuralların aynısı geçerliydi. Bu evde de kira ve fatura ödemiyorduk. Bu ev hazır kurulu vaziyetteydi. Bu evinde kimin kiraladığını ve faturaların kimin adına olduğunu bilmiyorum. Bu eve gittiğimizde evde kurulu vaziyette bir sabit hat vardı. Ancak bu sabit hattın kimin adına olduğunu bilmiyorum. Ben bu sabit hat ile teslim etmediğim cep telefonum anlaşılmasın diye ailemle farklı zamanlarda görüşmüşlüğüm vardır. Benim gibi birlikte kaldığım H.D., …, …, … isimli şahıslarda bu sabit hat üzerinden aileleriyle görüşüyorlardı. Bu sabit hatta dış aramalara kapalı bir özellikte idi. Bu evde de daha önceden … diye tabir ettiğim hakim savcılık sınavlarına hazırlık kitapları mevcuttu. Bu evde de gider gitmez seviye ölçmek amaçlı deneme sınavı olduk. Bu deneme sınavını evin murakıbı olan KOD ADINI HATIRLAMADIĞIM … isimli şahıs getirmişti. Yine yukarıda bahsettiğim daha önceden olduğum deneme sınavındaki gibi gerçek bir sınavmış gibi çözdük. Bu hakim savcı çalışma evinde kalmaya devam ederken evin MURAKIBI KOD ADINI HATIRLAMADIĞIM … isimli şahıs kalmış olduğumuz hakim savcı çalışma evinden evde birlikte kaldığım şahıslarla birlikte farklı bir hakim savcı çalışma evine taşındık. Bu ev hatırladığım kadarıyla Keçiören Etlik semtindeydi. Tam açık adresini hatırlamıyorum. Bu eve biz diğer evdeki ev eşyalarını alarak taşındık. Birlikte kaldığım H.D., …, …, … isimli şahıslarla 2012 mezunu olduğumuz ve daha önceden de hakim savcı çalışma evinde kaldığımız için yeni mezun şahısların yanımıza gelerek bizim bilgi birikimimizden faydalanmaları için evde kalanlarda değişiklik oldu. Beni yine Etlik Keçiören semtinde bulunan farklı bir yapıya ait hakim savcı çalışma evine gönderdiler. Kalmış olduğum 2013 yılı içerisinde üçüncü kez değiştirmiş olduğum hakim savcı çalışma evinde benimle birlikte …, …, …, …, İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM UZUN BOYLU ŞAHIS VE İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM SARIŞIN şahıslarla kaldım. İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM UZUN BOYLU ŞAHIS evde kısa süre kaldıktan sonra ayrılmış yerine İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM SARIŞIN ŞAHIS gelmişti. Bu evin MURAKIBI İSMİNİ VE KOD İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM ŞAHIS idi. SERMURAKIBI ise bir önce ki evimin MURAKIBI olan KOD ADINI HATIRLAMADIĞIM … isimli şahıs idi. Ben bu evde 2013 yılı Aralık ayında yapılan Adli yargı sınavına kadar kaldım. Bahsetmiş olduğum bu evde yukarıda bahsettiğim hakim savcı çalışma evinin kuralları geçerliydi. Bu evde de sabit hat mevcuttu. Bu sabit hat yanlış hatırlamıyorsam … isimli şahsın üzerineydi. Bu sabit hatta dış aramalara kapalı bir özellikte idi. Dışarıyı arayamıyorduk. Bu evde de … olarak tabir edilen hazırlık kitabı mevcuttu. Yine evin MURAKIBI tarafından getirilen toplamda 3 deneme sınavı olmuştuk. Bu evde olmuş olduğum deneme sınavlarını benden almamıştı. Ancak bu deneme sınavlarını evin MURAKIBI İSMİNİ VE KOD İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM ŞAHSIN yırtıp atmamız yönünde söylemi olmuştu. Ben deneme sınavlarını yırtmamış dosyalayarak daha sonradan yanlışlarımı kontrol etmek için saklamıştım. Bu dönemde annem bize hakim savcı çalışma evimize gelerek pasta getirmek istedi. Eve annemi aldığım için SERMURAKIB KOD HATIRLAMADIĞIM … isimli şahıs bana çok kızmıştı. … 45- KOD ADINI HATIRLAMADIĞIM … İSİMLİ ŞAHIS: Bu şahsın soy ismini ve nereli olduğunu bilmiyorum. Ankara hukuk mezunudur. Bu şahıs o dönemde hakim adayıydı. Bu şahıs kalmış olduğum ikinci hakim savcı çalışma evimin Murakıbıdır. Görsem teşhis ederim.”
Öte yandan aynı şahsa, KOD ADINI HATIRLAMADIĞIM … İSİMLİ ŞAHIS olarak bahsettiği kişi ile ilgili 17/05/2018 tarihinde Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen … sayılı soruşturma kapsamında yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı … net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.K.(D.)’ye ait Tokat KOM Şube Müdürlüğünde düzenlenen 08/05/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “ÜNİVERSİTE 2. SINIF 2010-2011 YILI: Ben bu yılda yine cemaatin evinde kaldım. Bu evimde ikinci dönemde değişti. İlk dönem kaldığım bu cemaat evinde benimle beraber kalan şahıslar …, …, …, Y.C., M.U. idi. Bu evin ev ablası … idi. Bu yılda yine aynı şekilde sohbetlerimiz devam etti. Ev ablalarının üzerinde de … isimli aynı evde kaldığımız şahıs vardı. Bu yıl yarı tatilde İstanbul Alibeyköy’de cemaatin etkinliği vardı ve bizde Ankara’ dan bu etkinliğe katıldık. Bu etkinlik 1 hafta kadar sürdü. Bu etkinliğe benimle beraber katılan şahıslar Y.C., M.U., E.A., Z.S., A.S. VE İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM BAŞKACA ŞAHISLAR VARDI. Bu etkinlikte … KOD ADLI … ve … isimli şahıs bizim sorumlumuz idi. … KOD ADLI … ilk başta bize kendisini … olarak tanıtmıştı ve sonraki süreçte … olduğunu kimliğini görmemizden ve ifademin devamında anlatacağım üzerine ileriki yaşantımda da ortak birlikteliklerimiz olduğu için … un … KOD adını kullandığını öğrendim. Bu yılın ikinci döneminde ben etkinlik sonrası cemaatin başka bir evine geçtim bu ev Kolej semtinde idi. Bu evde benimle beraber kalan şahıslar …, E.A., F.E. ve TANZANYALI 2 BAYAN vardı. Bu evin ev ablası yoktu ancak … KOD ADLI … arada gelip bizim ev ile ilgilenir ve kalırdı. Bu şekilde 2.sınıfı tamamlayarak 3.sınıfa geçtim. ÜNİVERSİTE 3. SINIF 2011-2012 YILI: Ben bu yılda yine cemaatin farklı bir evinde kaldım. … Bu yılda yine önceki yıllarda olduğu gibi sohbetlerimiz devam etti. Ben bu yılda herhangi bir sorumluluk almadım. Bu yılda yine ev ablalarından sorumlu şahıs … KOD ADLI … idi. Bu şahıs yine arada gelip sohbet yapıp evimizde de kalırdı. Bu yılda yine yapının yurt içi etkinlikleri Isparta gezisi oldu ve bende bu etkinliklere katıldım. Bu şekilde 3.sınıfı tamamlayarak 4.sınıfa geçtim. … 1 .HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ; (2013 yılı Ağustos ayından 2013 yılı 21 Aralık ta yapılan adli yargı sınavına kadar olduğunu beyan eder.) Beni bu eve beni KOD ADINI HATIRLAMADIĞIM ANCAK İSMİ A.H.D. isimli şahıs getirdi. Bu evde ben 1 hafta kadar kaldım. Sonrasında … KOD ADLI … bu eve gelerek benim çalışma evimin yanlış olduğunu beni bu evden F.T. ile birlikte alarak başkaca bir hakim savcı çalışma evine götüreceğini söyledi. Bu evde bulunduğum süre zarfında benimle beraber kalan şahıslardan hatırladıklarım F.T. ve … isimli şahıs idi. … 2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ; (2013 yılı Ağustos ayından 2013 yılı 21 Aralık ta yapılan adli yargı sınavına kadar olduğunu beyan eder.) Bu çalışma evinde bulunduğum süre zarfında MURAKIP SERMURAKIP kavramlarını duymadım. Sadece ilgilenen olarak bilmekteyim. … Bu evin bir üst sorumlusu da … KOD ADLI … idi. Bu şahıs daha nadir gelirdi ve birkaç hakim savcı çalışma evi ile ilgilendiğini kendisi söylemişti. … Bu çalışma evinde iken sorumlulardan bir tanesi acil bir durum olması halinde aramamız için kağıda yazılı bir numara vermişti. Bu numarayı aramak zorunda kalırsak ta dışarıdan ankesörlü telefondan aramamız istenmişti Hatta bir keresinde ev telefonundan bu sorumluların kullandıkları GSM hattını S.M.T. aramıştı. Abisi geldiği için evden çıkmak istediğine dair izin alacaktı. Sonrasında da ev hattından kendilerinin kullandığı GSM hattını aradığı için ve sonrasında da abisinin GSM numarasından da yine sorumlu olduğumuz şahsı aradığı için … KOD ADLI … çok kızmıştı. Bize de siz nasıl bu hattan aramasına izin verdiniz diye kızmışlardı. Hatta … KOD ADLI … bu olay yüzünden hat değiştirdiğini ve bu yeni hattın parasını da ceza olarak S.M.T. den almıştı. Evdeki sabit hattın içeriden dışarıya kapalı olmasını bu yüzden istediklerini anladım. … Yine bu evde bulunduğum süre zarfında evde DIAMOND isimli soru bankası vardı. Bu soru bankası her ders için ayrıydı. Bu soru bankasında karalama yapmamız, dışarı çıkarmamız istenmiyordu. Bu soru bankalarını … KOD ADLI … kendileri gibi şahısların hazırladığını söylemişti. Yine bu evde bulunduğum dönemde bir kere deneme olmuştuk. Bu denemeyi … KOD ADLI … gerçek bir sınav modunda yapmıştı. Cevaplarımızı optik forma doldurmuştum. Optik formun isim bölümüne baş harflerimizi yazdığımızı hatırlıyorum. Sonrasında … KOD ADLI … optik formları götürerek bir sonraki gelmesinde kimin kaç puan aldığını söylemişti. … Sınav öncesinde herhangi bir soru verilme olayı olmadı. … KOD ADLI … sınavdan önce gelerek sınavda çıkacak olan Ticaret sorularını ezberlememizi ve sınavdan sonra bu sonraları yazarak kendisine vermemizi istemişti. Çünkü bu yıl sınav soruları ÖSYM tarafından açıklanmıyordu. Sınavda soruları ezberlememiz nedeni soru bankası oluşturmak için olduğunu düşünüyorum. Sınav sonrasında program yapılacağı söylenmişti. Ancak 17-25 Aralık olaylarından dolayı bu program yapılmadı ve bende Aralık ayındaki sınav sonrasında eşyalarımı toplayarak memleketime döndüm. Memleketimde iken … KOD ADLI … isimli şahıs beni arayarak sınavımı sordu. Kazandığımı söyledim. Sonrasında da … KOD ADLI … beni arayarak mülakat için Ankara’ ya gelmemi söyledi. Bende bunun üzerine çalışma evine gittim. Sonrasında beni … KOD ADLI … isimli şahıs sınavı kazanların kalacağı mülakat evine götürdü. Bu ev Keçiören semtinde idi ancak açık adresini hatırlamıyorum. Bu süre zarfında mülakat evine geçmeden önce … KOD ADLI … sizi bir yere götüreceğim diyerek benimle beraber hatırladığım F.T., N.T., Ş.B., Ö.A. ile birlikte Keçiören semtinde bir eve gittik. Bu evde KOD ADINI VE İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM bir erkek şahıs ile toplu şekilde evlilik üzerine görüştük. Bu şahıs evlenmek istediğimiz kişinin nereli olmasına, ırkına, kaç yaşlarında ve mesleğine yönelik sorular sordu ve bir kâğıda yazmamızı istedi ve sonrasında vesikalık bir resmimizi istedi. Bu şekilde bir evlilik ön görüşmesi gerçekleştirdik. Sonraki süreçte herhangi bir şahıs ile evlilik görüşmesi yapmadım. … MÜLAKAT EVİ ve MÜLAKAT PROVASI; (2014 yılı Ocak ayından Haziran ayına kadar kaldığını beyan eder.) Bu mülakat evi sınavı kazanların bir araya getirildiği bir evdi. Bu evin sorumlusu KOD ADINI HATIRLAMADIĞIM ANCAK İSMİ A.H.D. İdi. Bu şahsın üzerinde de yine … KOD ADLI … vardı. … Bu evde de DİAMOND ibareli soru bankaları vardı. Bu ev öncesinde çalışma evi olarak kullanılmıştı. Hatta bu evde çokça soru bankası vardı. Bizde bu evdeki soru bankalarını küçük küçük yırtmak suretiyle imha edip siyah torbalar ile çöpe attık. Yine bu siyah çöp torbalarını da farklı çöplere atmamızı KOD ADINI HATIRLAMADIĞIM ANCAK İSMİ A.H.D. ya da … KOD ADLI … söylemişti. … 2014 yılı Haziran ayında avukatlık stajımı Kahramanmaraş’ta başlattım. Daha sonra eşyalarımı Ankara’ dan aldım. … KOD ADLI … ile yüz yüze görüştüm. Bir daha gelmeyeceğimi söyledim. Seninle nasıl irtibat sağlarız diye sorarak telefonumun akıllı olup olmadığını sordu bende kendisine akıllı telefonum olmadığını söyleyerek tuşlu telefonumu gösterdim. Bunun üzerine tamam o zaman seninle irtibata geçerler dedi. Ben bu şu an anlıyorum ki eğer akıllı telefonum olsaydı bana BY-LOCK yükleyeceklerdi. … 17- … KOD ADLI …: Bu şahıs Erzurumludur. Ankara hukuk mezunudur. Bu şahıs üniversitede ev ablalarının üstünde bir sorumluydu. Sonrasında benim kalmış olduğum hakim teşhis ederim.”
Öte yandan aynı şahsa, … KOD ADLI … olarak bahsettiği kişi ile ilgili 09/05/2018 tarihinde Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen … sayılı soruşturma kapsamında yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı … net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.E.’ye ait İstanbul (Anadolu) Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 25/04/2017 tarihli sorgulama tutanağı: “Ben müsnet suçlamaya yönelik olarak Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının … nolu soruşturmasında 08/12/2016 tarihinde şüpheli sıfatıyla ifade vermiştim. O ifademde bahsetmiş olduğum kişilerden bir kısmının soyadlarını hatırlayamamıştım. Daha sonra HSYK’ya giderek orada bulunan resimlerden tanıdığım kişilerin isim listesi benim teşhisim doğrultusunda çıkarılmıştır. Bu şahıslardan; … … sicil nolu … ’ın hakim olduğunu biliyorum. Örgütün evlerinde kaldığını biliyorum. Ayın sınıftaydık. Sonraki faaliyetleriyle ilgili bir bilgim yoktur.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.E.’ye ait Ünye Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 16/10/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “Kendi döneminden olup yapıyla irtibatı olduğunu bildiğim 16.dönem Hakim Savcı adaylarını size yıllıktan göstereceğim ve bildiklerimi söyleyeceğim: … 7-… (… sicil numaralı, Gaziantep hakimi, liseden arkadaşım olan A.C.’nin eşidir. Evlendikten sonra … adını almıştır. … isimli arkadaşımın evlerde abilik yaptığını biliyorum. …’ü de …’dan dolayı tanırım. Evlilikleri cemaat evliliğidir. …’ün açıkta olup olmadığını bilmem)”
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Ş.B.’ye ait Tokat KOM Şube Müdürlüğünde düzenlenen 06/10/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “Ben ayarladığımız tarihte memleketimden otobüs ile Ankara’ya gittim. Sonrasında kolej metrosunda beni arayan ve davet eden şahıs ile buluştum. Bu buluşmamızda bu şahıs bana kendisini … olarak tanıttı. Sonraki süreçte de bu şahsın … KOD ADLI … olduğunu öğrendim. … KOD ADLI … ile ikimiz beraber ticari taksiyle açık adresini bilmediğim Keçiören Bağdemlik mevkiinde ilk ve son kez kalacağım çalışma evine gittik. Hatta bu çalışma evine birkaç bina gerisinde taksiden inerek taksi ayrıldıktan sonra yürüyerek gittik. Gitmiş olduğum hakim savcı çalışma evi ile alakalı bildiklerimi anlatmak istiyorum. HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ : (2013 Yılı Ekim Sonundan 2013 Aralık Ayında Yapılan Adli Yargı Sınavına Kadar Kaldığını Beyan Eder.) Ben bu çalışma evine geç mezun olduğum için en son gittim. Ben gittiğimde bu ev kurulu ve içerisinde hakim savcılık sınavlarına hazırlanan şahıslar vardı. Bu evin sorumlusu … KOD ADLI … idi. … KOD ADLI … on günde bir eve gelir. Evde kalanlara herhangi bir sorunları olup olmadığmı sorarak motive edici cümleler söylerdi. Bireysel olarak görüşmek isteyen de birebir görüşürdü. … KOD ADLI … isimli şahıs haricinde ev sorumlusu olarak yine KOD ADI KULLANDIĞINI BİLDİĞİM ANCAK HATIRLAMADIĞIM … İSİMLİ ŞAHIS idi. (… İSİMLİ ŞAHSIN KOD ADI … OLABİLİR.) Bu şahıs … KOD ADLI … e nazaran daha sık çalışma evine gelirdi. Geldiği zamanlarda aynı şekilde motive edici söylemlerde bulunurdu. Bu iki sorumlunun hangisinin alt hangisinin üst sorumlu olduğunu bilmiyorum. Bu sorumlu şahıslara yapı içerisinde hangi isimle hitap edildiğini de bilmiyorum. MURAKIB ve SERMURAKIB kavramlarım ifadem aşamasında öğrendim. Biz bu sorumlulara ABLA diye hitap ediyorduk. … MÜLAKAT EVİ: (2014 Yılı Şubat Ayından 2014 Yılı Mayıs Ayına Kadar Ara Ara Kaldığını Beyan Eder.) Ben mülakat döneminde kendi imkanlarım ile kalmış olduğum hakim savcı çalışma evime gittim. KOD ADI KULLANDIĞINI BİLDİĞİM ANCAK HATIRLAMADIĞIM … İSİMLİ ŞAHIS beni çalışma evimden alarak kalacağım mülakat evine götürdü. Bu ev Dutluk semtinde idi. Öncesinde de hakim savcı çalışma evi olarak kullanıldığı söylenmişti. Benim esas amacım eşyalarımı alıp geri dönmekti. Mülakat evine gittiğimde de eşyalarım eksikti. Bu süreçte eşyalarımı bekledim. Aynı zamanda akrabalarıma da mülakat evinden gidip geliyordum. Mülakat evinin sorumlusu KOD ADI KULLANDIĞINI BİLDİĞİM ANCAK HATIRLAMADIĞIM … İSİMLİ ŞAHIS idi. Diğer sorumlu da … KOD ADLI … isimli şahıs idi. Ben mülakat evinde iken sorumlularımız mülakatta giymemiz için elbise almamızı söylemişlerdi. Ben zaten mülakat için giyeceğim elbisemi kendim tedarik etmiştim. Bu mülakat evinde yapı tarafından mülakat provası yapılmış. Ben o süreçte ablamın nişanı için memleketimde idim. Bu mülakat provasına katılamadım. Hatta mülakat provasına katılamadığım ve izinsiz memleketime gittiğim için sorumlularımız bana kızmışlardı. Mülakat provasına bu nedenle katılamadım ancak eve 3 bayan şahsın gelerek evde kalanlara hukuk soruları sorarak herkesin mülakat elbiselerini giydiklerini ve bu şekilde prova gerçekleştirildiğini sonradan mülakat evine geldiğimde öğrendim. … 19- … KOD ADLI …: Bu şahıs Ankara da ikamet ediyordu. Ankara hukuk mezunudur. Bu şahıs kalmış olduğum hakim savcı çalışma evi ve mülakat evinin sorumlusudur. Bu şahıs o dönemde hakim adayıydı. Görsem teşhis ederim.”
Öte yandan aynı şahsa, … KOD ADLI … olarak bahsettiği kişi ile ilgili 08/10/2018 tarihinde Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen … sayılı soruşturma kapsamında yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı … net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan T.T.’ye ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 21/09/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “2012 YILINDA SONBAHAR DÖNEMİNDE YAPILAN İDARİ YARGI SINAV SORULARININ VERİLMESİNE İLİŞKİN BİLDİKLERİM: Ben birinci çalışına evi olarak söylemiş olduğum evde 2012 yılında sonbahar döneminde yapılan idari yargı sınavının yapılacağı günün akşamına eve sermurakıp … kod adlı şahıs geldi. Evde benle beraber bulunan …, M.Ü., H.Z.’ye abdest alıp başımızı örterek salona gelmemizi istedi. Biz de evde bulunan …, M,Ü., H.Z. ile birlikte abdest alıp, başörtüsü alarak salona geçtik. Salonda bizimle ne konuştuğunu hatırlamıyorum ancak salona geçtikten sonra tek tek görüşeceğini söyleyip bizi salondan çıkardı, daha sonra bizi tek tek salona aldı, kimin hangi sırada tek tek salona girdiğini hatırlamıyorum, ben salona girdiğimde benden Kuran ‘a el basmamı istedi ve söyleyeceklerimi tekrarlamamı söyledi. Ben Kuran’a el bastım. … kod adlı şahıs bu esnada bana hitaben; “burada gördüklerimi kimse ile paylaşmamacağıma, annemin, babamın, kardeşlerimin, doğmamış çocuğumun ve eşimin ölmesi pahasına da olsa kimseye söylemeyeceğime yemin ederim.” şeklinde söyledi, ben de yemini tekrarladım. Daha sonra hep birlikte salona geçtik. Salonda benimle beraber …, M.Ü., H.Z ile bulunduğumuz esnada … kod adlı şahsa buna ihtiyacımızın olmadığını, bunun kul hakkı olduğunu vb şeklinde söylememiz üzerine, … kod adlı şahıs bize hitaben; “zaten çalıştınız, böyle yerlerde sizin gibi insanların olması gerekiyor” şeklinde söyledi. Sonrasında fotokopi halinde sayfa sayfa soruların bulunduğu metinleri parça parça dördümüze dağıttı. Elindeki parçadaki soruları okuyan kişi parçaları diğerine veriyordu, bu şekilde elden ele sorular geçiyordu. Verilen sorularda yanlış hatırlamıyorsam 60 civarında yarısı alan, yarısı genel kültür-genel yetenek soruları bulunuyordu. Ben geç geldiğim ve çok ders çalışamadığım için verdikleri sorulardan 2012 yılında yapılan idari yargı sınavında hangi oranda ne kadar soru çıktığını hatırlamamakla birlikte toplamda 10-15 civarında bir sorununun çıktığını hatırlıyorum. Biz soruları okuyup bitirdikten sonra sermurakıp … kod adlı şahıs bizdeki soruları toplayıp evden ayrıldı. Daha sonra biz sınava girdik. Yanlış hatırlamıyorsam girmiş olduğumuz 2012 yılında yapılan idari yargı sınavında soru alanlardan kimse kazanamadı. Soru aldığımız esnada murakıbın olmadığını hatırlıyorum. Bu evde benimle birlikte …, M.Ü., H.Z. olmak üzere toplamda 4 kişi 2012 yılı sonbahar döneminde yapılan idari yargı sınav sorularını aldı. Ben 2012 yılı sonbahar döneminde yapılan adli yargı sınav sorularının verilmesine ilişkin bildiklerimi anlatmak istiyorum. 2012 YILINDA SONBAHAR DÖNEMİNDE YAPILAN ADLİ YARGI SINAV SORULARININ VERİLMESİNE İLİŞKİN BİLDİKLERİM: 2012 yılı sonbahar döneminde yapılan adli yargı sınavının akşamına yine evin sermurakıbı olan … kod adlı şahıs yine eve geldi. Evde yine 2012 yılında sonbahar döneminde yapılan idari yargı sınavındaki hususları bize yaptırdı. Bizi yine salonda topladı. Bize 2012 yılı sonbahar döneminde yapılan adli yargı sınav sorularını fotokopi halinde parça parça dağıttı. Biz sorulara baktık. Tahminim 60 civarında alan ve genel kültür-genel yetenek soruları vardı. Biz sorulara baktıktan sonra soruların bulunduğu fotokopileri toplayarak evden ayrıldı. Sınava girdiğimizde bu soruların ne kadarının çıktığını hatırlamıyorum ancak çıkan soru vardı. 2012 yılı sonbahar döneminde yapılan adli yargı sınavını benimle birlekte evde kalan …, M.Ü. ve H.Z. aldı. Bu sınavı sadece …’un kazandığını hatırlıyorum. Ben çalışamadığım için bu sınavı kazanamadım. Benim 2012 yılı sonbahar döneminde yapılan adli yargı sınav sorularının verilmesine ilişkin bildiklerim bundan ibarettir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Z.E.K.’ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 20/01/2017 tarihli tanık ifade tutanağı: “Ben daha önce HSYK’ya söylediğim bilgileri şu an tanık sıfatıyla tarafınıza da bildirmek istiyorum. Ben üniversite döneminde bu yapının içindeyken bu yapıyla ilişkili olan şahıslardan … 12- … … (…): Sınava hazırlanma evinde gördüm. Bu kişi arada bir gelirdi. Z.Ö. (A.) dan daha üst biriydi.”
Davacı tarafından, tanık ifadelerinin dava konusu meslekten ihraç kararından sonra ortaya çıktığı ve ihraç kararına gerekçe yapılamayacağı, idari yargıda yazılı yargılama usulünün geçerli olduğu ve idari yargıda tanık ifadelerinin delil olarak kullanılamayacağı beyan edilmiştir.
Bu durumda, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına, örgüt toplantılarına katıldığına ve diğer şahısları da örgüt toplantılarına davet ettiğine, kod adı kullandığına, örgüt içerisinde Büyük Bölge Talebe Mesullüğü görevi yaptığına, hukuk mezunu olan bazı örgüt mensuplarını örgütün hakim-savcı çalışma evlerine götürüp yerleştirdiğine, örgüte çok fazla kişiyi kazandırdığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına ve bu örgüt evlerinde murakıp ve sermurakıp olarak görev yaptığına, örgüte ait mülakat evlerinde kaldığına, örgüt evlerinin işleyişi ve organizasyonuyla ilgilendiğine, örgütün hakim-savcı çalışma evlerinde kalan bazı mensuplarına örgüt adına burs verdiğine, örgüte ait etkinliklerde grup sorumlusu olarak görev yaptığına, örgüt içerisinde ev ablalarından sorumlu olduğuna, hakim-savcı çalışma evlerinde kalan bazı örgüt mensuplarını örgüt içi evlilik görüşmelerine götürdüğüne, örgütün gizli toplantılarına katıldığına, örgütün yönlendirmesiyle katalog evlilik yaptığına ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.
c) Hakim-Savcılık Sınavlarına Örgüte Ait Çalışma Evinde Hazırlanma
i. Çalışma Evinde Sınava Hazırlanma Hususunda Genel Değerlendirme
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca … sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 25/02/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında, “…F.G. isimli şahsın şüpheli olarak alınan savunmalarında ve Tokat Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan sorgusunda özetle ‘2010 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduğunu ve Kırıkkale İlinde avukatlık stajını yapmaya başladığını, daha önce ismini zikrettiği Ş. isimli şahsın kendisine ulaştığını, kendisini hakim savcı hazırlama evlerine davet ettiğini, Ş.’ nin ve ailesinin ısrarı üzerine staj süresinde Ankara Etlik’ te bulunan açık adresini hatırlamadığı bir eve yerleştirildiğini, bu evde Amasya’lı, Ankara Hukuk Mezunu olan S.K. (İdari hakim, abisi de hakim), Adana’lı Ankara Hukuk Mezunu esmer, dudağının üzerinde ben bulunan C., Afyonlu H., Afyon’un bir köyünden Ankara hukuk mezunu ailesi çiftçilik yapan uzun boylu zayıf ismini A. olarak hatırladığı kişiler olduğunu, bu hazırlık evinde yaklaşık dört ay kaldıklarını, kendisi dışında hepsinin sınavı kazandıklarını ve mülakatı geçtiklerini, zaten kendisini eve davet ederken sen yazılıyı geç biz mülakatı hallederiz şeklinde söylediklerini, Hakim Savcı hazırlık evlerine haftada bir gün hakim bir bayanın geldiğini, kitap ihtiyacını karşıladığını, bu bayanın zayıf, uzun boylu, Hatay yada Mersinli isminin E. olduğunu, E. isimli şalısın [şahsın] piyasadan fotokopi şeklinde soru ve konu anlatını [anlatımı] getirdiğini, bu fotokopilerdeıı[n] girmiş olduğu sınavda çıktığını hatırladığını ancak miktarını hatırlamadığını, bu evlerde cep telefonun yasak olduğunu, bu çalışma evinde sabit bir hat olduğunu, bu hatların dışarıya aramasının kapalı olduğunu, ancak bu sabit hattın dışarıdan arandığını, bu hat sayesinde sınava çalıştıkları dönemde aileleri ile görüştüklerini’ beyan etmesi üzerine FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık evi olarak kullanılan hücre evlerine yönelik Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından soruşturma başlatılmıştır.
…
-Bu evlere, üniversite döneminde yapının evlerinde veya yurtlarında kalan, yapıya güvenini ispat etmiş kişiler ile KARİYER GÖRÜŞMESİ adı altında görüşme yapılarak Hakim/Savcılık mesleğini yapmak isteyenler yönlendirilmektedir. KARİYER GÖRÜŞMESİ yapıldığı esnada kariyer görüşmesi yapan kişi KOD adı kullanmaktadır ve KOD adı kullandığını görüşme yaptığı kişiler bilmektedir.
-KARİYER GÖRÜŞMESİ sonucunda hakim savcı olmak isteyen kişiler genelde Ankara İlinde (…) bulunan evlere sınavdan yaklaşık üç-dört-beş ay önce çağrılmaktadır. Bu evleri bahse konu sınav döneminde Ankara Adliyesinde adli veya idari yargı hakim/savcı adayı olarak staj yapan ve yapının Ankara ilinde kiralamış olduğu adaylık (Staj evlerinde) evlerinde kalan yapı üyesi kişiler kiralamakta ve evin kira ve bazı masraflarını bu kişiler karşılamaktadır. Bu evlerin bir tanesinden sorumlu kişilere yapı içerisinde MURAKIP denilmektedir. Bu murakıp olarak adlandırılan kişilerin üstlerinde yer alan ve yapı içerisinde en az iki evden sorumlu kişilere SER MURAKKIP denilmektedir. MURAKIP ve SER MURAKIP’lık yapan kişiler gizlilik ve kendilerinin deşifre olmaması amacıyla KOD adı kullanmaktadır. KOD adı kullandıklarını evde kalan kişiler bilmektedir. Yapı içerinde MURAKIP ve SER MURAKIP olarak adlandırılan bu kişiler, bu görevi yaptıkları dönemde Ankara İlinde Hakim/Savcı adayı olarak görev yapmaktadırlar.
-Bu evlerde kalan kişilere, ev sorumluları olan MURAKIP veya SER MURAKIP olarak görev yapan kişiler mümkün olduğunca dışarı çıkmamaları, bu evin varlığından kimseye bahsetmemeleri, evin bulunduğu apartmandakiler ile muhatap olmamaları, muhatap olduklarında kendilerini avukat adayı yada hukuk öğrencisi olarak tanıtmalarını istemektedir. Bu evlerde kalmaya başlayacak kişilere bu evde şahit olacağı hususlardan kimseye bahsetmemeleri konusunda abdest aldırıp Kuran’ı Kerime el basarak yemin ettirilmektedir. Bu evlerde kalmaya başlayan kişilerin bir tanesinden adına bahse konu örgüt hücre evine kullanılmak üzere dışarıdan içeriyi aramaya açık, içeriden dışarıyı aramaya kapalı olan, yani tek taraflı aranmaya açık olan bir sabit hat alması istenilmektedir. Ancak son dönemde yapılan tespitlerde bazı hatların içeriden dışarıyı aramaya açık olduğu ve içeriden dışarıya nadirende olsa aramalar yapıldığı tespit edilmiştir. Kaldı ki bazı evlerin HTS dökümlerinin incelenmesinde içeriden dışarının arandığına ilişkin tespitler yapılmıştır. Ayrıca alınan son beyanlarda hat içeriden dışarıya veya dışarı içeriye aramaya açık olsa da ilgili sorumlular içeriden dışarıyı aramayı yasaklamaktadırlar. Yine eve gelen kişilerin cep telefonları toplanmakta ve bu evde telefon kullanımı yasaklanmaktadır ancak alınan savunmaların bazılarında evde gizli bir şekilde telefon kullandıklarını, bazı savunmalarda ise hattı memlekette açık bir şekilde bıraktıklarını, o dönemde telefonların memlekette açık olduğunu beyan etmişlerdir. Yine bu evde kalan kişilere bu sabit hattı sadece çekirdek ailelerine vermeleri gerektiği, evde kalan kişilere birilerini arayacakları zaman ANKESÖRULÜ telefon kullanmaları yönünde talimat verilmektedir. Bu sayede bu evlerin deşifre olmasının önüne geçilmektedir. Hatta alınan son beyanlarda sorumlu kişilerin evde kalacak kişilere hitaben “Ankara çalışma evleri cemaatin yatak odasıdır, buradan kimseye bahsetmemek gerekir” söyledikleri tespit edilmiştir.
-Bu evde kalan kişilere hakimlik savcılık sınavlarının soruların doğrudan veya deneme adı altında soru çözdürülmek suretiyle verildiğine ilişkin birden fazla itirafçı beyanı mevcuttur. Ayrıca bu hakim/savcılık sınavlarına hazırlık hücre evinde mülakat provaları yapılmaktır. Bu soru verilme ve mülakat provaları ile örgüt kendi elemanlarını Türkiye Cumhuriyetinin üç kuvvetinden biri olan yargı erkindeki hakimlik veya savcılık mesleğine yerleştirmektedir.
…
-Hakim/Savcılık stajına başlayan yapı içerinde yer alan hakim/savcı adaylarından ilk maaşının tamamı ve sonraki maaşlarının da bekarlardan yüzde 15′ i, evlilerden ise yüzde 10’u talep edilmektedir. Bu şekilde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık çalışma evlerinin finansmanı sağlanmaktadır.
…” şeklinde tespitlerde bulunulmuştur.
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ve bu kişiler hakkında tanık beyanında bulunan kişilerin hakim-savcılık sınavı çalışma evlerine ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Z.T.S. isimli şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/09/2017 tarihli sorgulama tutanağı:
“…Yine bu evlerde şahit olduğum bir husus daha vardır. Bu husus; dıamond isimli ve bandrolsüz test kitabı vardı ve bu kitabı en az bir kez bitirmemiz söyleniyordu ayrıca bu kitabı evin dışına hatta balkona bile çıkarmamamız isteniliyordu. Sebebini sorduğumuzda ise kitapların bandrolsüz olduğu söyleniyordu. Piyasada yokmu falan diye sormuştum, bana bu kitabın piyasada olmadığını, bizlerin üst dönemlerinde olan kişilerin bütün kitaplardan derleme yaparak oluşturdukları söylenmişti. yine eve ilk geldiğimde bu evin varlığından bu evden bahsetmememiz tembihlenmişti. hatta evin sabit telefonunu irtibat numarası olarak biryere vermemiz söyleniyordu. Bu evlerde 10 saat ders çalışmak zorunluydu. Evde deneme adı altında sınav yapıyorlardı. bu denemeyi murakıplar dışarıdan getiriyorlardı. daha sonra süre tutuyordu. süresi tamamlandıktan sonra cevap anahtarını söylüyor ve netlerimizi not ediyordu. Gelen denemeler bizde bırakılmayıp tekrar toplatılıyordu. Bu denemeleri evde bırakmıyorlardı. …SORU VERİLME OLAYI 2011 yılı Nisan ayında yapılan sınavın gecesinde eve sermurakıp olan Gülşen kod adlı G. isimli şahıs geldi. evde bulunan 6 kişiyi salona topladı. bizlere hitaben bir konuşma yaptı. bu konuşmada ‘elinde şuan yarınki sınava ilişkin soruların bulunduğunu ve yemin etmemiz karşılığında bu soruları bizimle paylaşacağını’ söyledi. bunun üzerine evde bulunan kişiler hak yiyeceklerini düşünerek çok rıza göstermediler. Bunun üzerine Gülşen kod adlı G. konuşmasının devamında ‘görevdeki kişilerin hakkıyla gelmediğini, solcuların ve diğer kişilerin kendi adamlarını kayırarak getirdiklerini, muhtemelen kazanacağımızı ama bunun yinede bizimle paylaşmak istediğini’ söylemesi zerine evdeki kişiler de bunu kabul etti. Bunun üzerine herkese abdest aldırdı. kendisi de Kuranı-kerimi eline aldı. elinde bulunan metni bize verdi ve kuranı-kerime el bastırdı. bu metini kelimesi kelimesine hatırlamıyorum ancak bütün değerlerimiz üzerine yeminle alakalı bir metindi. daha sonra her bir soru için ayrı ayrı küçük kağıtlar halindeki fotokopi parçalarını bizlere kısım kısım dağıttı. yanlış hatırlamıyorsam 100 sorudan 60 70 civarından sorunun cevapları işaretlenmiş şekilde vardı. Biz bunları alarak okuyup ezberledik, daha sonra soruları toplayarak götürdü. daha sonra ben sabah sınava girdim ve sınavdan 82 veya 83 puan aldım, zaten gösterdikleri sorular sınavda çıkmıştı.”
İfadesine başvurulan E.Y. isimli şahsa ait Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 26/02/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı:
“… 1.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2013 YILI AĞUSTOS-ARALIK AYLARI:
… Murakıblar hakim savcı çalışma evine daha sık gelir, sermurakıblar ise eve daha nadir gelen şahıslardı. Murakıbım olan … KOD ADLI Ş. isimli şahıs yanımda getirmiş olduğum cep telefonumu eve gittikten kısa süre sonra benden aldı. …Kira ve fatura evde kalanlar olarak ödenmiyordu. Sadece yiyecek ihtiyacı karşılanıyordu. Ben bu eve gittiğimde evde sabit hat kurulu vaziyetteydi. O yüzden sabit hattın kimin adına olduğunu bilmiyorum. Benim adıma değildir. Faturaların ve kira sözleşmesinin kimin adına olduğunu bilmiyorum. Evde bulunan sabit hat Ankara iç dış aramalara açık ancak il dışına aramalara kapalıydı. Dışardan aramalara ise açıktı. Bu sabit hat ile annemle defaten farklı zamanlarda görüştüğümü hatırlıyorum.
…
Ben kalmış olduğum birinci hakim savcı çalışma evinde 2013 yılı idari ve adli yargı sınavından önce genel kültür sorularının verildiğini anlatmak istiyorum.
Ben birinci kaldığım hakim savcı çalışma evinde 2013 yılı Kasım ayında yapılan idari yargı sınavından bir gün önce evin SERMURAKIBI OLAN … KOD ADLI M.Y. isimli şahıs kalmış olduğumuz hakim savcı çalışma evine geldi. Geldiğinde evde birlikte kaldığım Ü.D., M., Y.A., B.K. ve beni evin salonuna topladı. İlk olarak evde bulunan sabit hattın fişini çektirdi. Öncelikle salonu toplamamızı istedi. Herkes ile kendi kaldıkları odada birebir görüştü. Benimle kendi kaldığım odada SERMURAKIB … KOD ADLI M.Y. ile yaptığım görüşmede sen buraya hizmet hareketi için geldin. Sen bir hizmet insanısın dedi. …SERMURAKIB … KOD ADLI M.Y. hepimize tek tek Kurana el basmak suretiyle sözlü olarak yemin ettirdi. …Yeminden sonra SERMURAKIB … KOD ADLI M.Y. isimli şahıs yanında getirmiş olduğu fotokopi halinde A4 kağıtlarında bulunan genel kültür sorularını çıkarttı. Bu sorular 20-25 civarında beş altı sayfadan ibaretti. Cevapları yoktu, Evde kalanlar olarak Ü.D., M., Y.A., B.K. isimli şahıslarla birlikte topluca bu sorulara baktık ve defterimizden kopardığımız kağıtlara soruların cevapları birlikte çözdük. …Ben ertesi gün girmiş olduğum 2013 yılı idari yargı sınavında bir gün öncesinden tarafımıza verilen Genel kültür sorularının birebir aynısının çıktığını gördüm. Ancak tamamı değil yarısının çıktığını hatırlıyorum…
2013 YILI ADLİ YARGI SINAVINDAN ÖNCE SINAV SORULARININ VERİLMESİ OLAYI:
Ben aynı şekilde birinci hakim savcı çalışma evinde 2013 yılında kalmaya devam ederken aralık ayında yapılan adli yargı sınavından bir gün önce evin SERMURAKIBI … KOD ADLI M.Y. isimli şahıs tekrar evimize geldi. …SERMURAKIB … KOD ADLI M.Y. isimli şahıs yanında getirdiği leptopu açtı ve boynunda muskanın içerisine gizlenmiş flash belleği çıkardı ve leptopa taktı. Bize hitaben yarın ki gireceğimiz adli yargı sınavında çıkma ihtimali bulunan soruların olduğunu söyleyip. Bu sorulara bakmamızı istedi. Bu sorulara Ü.D., M., Y.A., B.K. ve ben hep beraber baktık. Bu sorular hatırladığım kadarıyla toplamda 25-30 sorunun olduğu genel kültür kısmındaki sorulardı. Ancak bu sınav sorularının bir kısmının cevapları işaretli, bir kısmının cevapları işaretli değildi. …Ben ertesi gün girmiş olduğum 2013 yılı adli yargı sınavında tarafıma bir gün önce gösterilen genel kültür sorularının hatırladığım kadarıyla tamamı olmamakla birlikte tamamına yakını çıktı. Yanlış hatırlamıyorsam soruların yerleri değişikti, ancak doğru cevapları aynıydı…
2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2014 YILI OCAK-2015 YILI OCAK AYI:
…Bu evde DİAMOND isimli hazırlık kitabı da vardı. Bu kitap piyasada bulunmayan evden dışarıya çıkartılması yasak olan bir kitaptı. Bu kitap yapı tarafından derlenen bir çalışma kitabıydı. Girmiş olduğum gerçek sınavlarda DİAMOND isimli kitaptan benzer soruların çıktığını hatırlıyorum. Çünkü çok fazla soru vardı…”
Yukarıda yer verilen bilgilerden de anlaşılacağı üzere FETÖ’ye ait hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kalan kişiler kapalı devre bir sistem içerisine alınmaktadır. Bahse konu sınava hazırlık evlerinde gizliliğin sağlanması ve deşifre olunmaması amacıyla cep telefonlarının toplanması, dışarıdan içeriyi aramaya açık, içeriden dışarıyı aramaya kapalı yani tek yönlü aramaya açık olan sabit telefon kullanılması gibi kurallar bulunmaktadır. Kişiler farklı illerden hakim-savcılık sınavını kazanabilmeleri amacıyla başta Ankara olmak üzere belli illere getirilmekte ve örgüt içinde yer alan kişilerce bu evlere yerleştirilmektedir. Sınava hazırlık evlerinde gizliliğin en üst seviyede tutulduğu, gerek doğrudan gerek deneme adı altında hakim-savcılık sınavı sorularının verildiği görülmektedir.
Sonuç olarak hakim-savcılık sınavına hazırlanma evi olarak nitelendirilen bu evlerde anılan yöntemler uygulanarak FETÖ tarafından örgüte iltisak ve irtibatı bulunan kişilerin sınava giren diğer adayların önüne geçmesinin amaçlandığı, FETÖ için yargı organlarının ve yargı erkiyle bağlantılı kurumların ele geçirilmesi bakımından hakim-savcılık mesleğine giriş sınavlarına hazırlık evlerinin özel önem arz ettiği anlaşılmaktadır.
ii. Çalışma Evinde Sınava Hazırlanma Hususunun Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından, 18/11/2019 tarihli Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçesi ekinde yer alan CD ile dava dosyasına sunulan ve Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca … sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 11/02/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında; “Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından tasnif kolaylığı sağlaması amacıyla 29. Çalışma evi olarak adlandırılan FETÖ /PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evi hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığımızda savunmaları alınan; Ş.B. evin sorumlusunun … KOD ADLI … isimli şahıs olduğunu beyan etmiş ve şahsı fotoğraflarından kesin ve net olarak teşhis etmiştir. S.K. evin bir üst sorumlusunun … KOD ADLI … isimli şahıs olduğunu beyan etmiş ve şahsı fotoğraflarından kesin ve net olarak teşhis etmiştir. S.M. evin SER MURAKIBININ … KOD ADLI … isimli şahsı olduğunu beyan etmiş ve şahsı fotoğraflarından kesin ve net olarak teşhis etmiştir. Diğer taraftan kayıtlarımızın tetkikinde, daha önce tamamlanarak ilgililer yönüyle dosyalarına gönderilen ve Cumhuriyet Başsavcılığımızca tasnif kolaylığı sağlamak amacıyla 95 nolu Çalışma Evi olarak adlandırılan (27/07/2012- 06/02/2014 tarihleri arasında kullanılan) evde de kaldığı, Cumhuriyet Başsavcılığımızca tasnif kolaylığı sağlamak amacıyla 37 nolu Çalışma Evi olarak adlandırılan (02/09/2013-06/02/2014 tarihleri arasında kullanılan) çalışma evinden sorumlu SER MURAKIP olduğu tespit edilmiştir. Bu haliyle bu kişi yönünden değerlendirme yapıldığında, bu evin örgüt evi olarak kullanıldığı dönemde … …’un Hakim/Savcı adayı olarak görev yapması, örgütün, daha önce çalışma evlerinde kalan kişilerden Ankara Adliyesinde staj yapanlara bu dönemlerde çalışma evleri ile ilgili örgüt içerisinde sorumluluklar vermesi, soruşturma kapsamında alınan beyanlarda bahse konu çalışma evlerinin kiralanması/evlerde kalanlarla ilgilenme işlerini sorumlu olan MURAKIP/ SERMURAKIP adı verilen ve kod adı kullanan örgüt sorumluları tarafından yapıldığına ilişkin birden fazla beyan bulunması ve bugüne kadar yapılan çalışmalar ve HTS kayıtları ile abonelik sözleşmelerinin incelenmesinde bu hususların doğruluğunun teyit edilmesi ile …’un … KOD adını kullanması, bu eve ilişkin dosyada yer alan S.K., Ş.B. ve S.T.’nin ifade tutanakları ve teşhis tutanakları, tüm dosya kapsamı ve örgüt yapılanmasıyla ilgili itirafçı beyanları dikkate alındığında bu evin kullanıldığı dönemde … …’un FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evlerinden sorumlu SER MURAKIP olarak örgüt içerisinde görev yaptığı” tespit edilmiştir.
Öte yandan, davalı idare tarafından dosyaya sunulan ve Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca … sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 04/04/2018, 08/02/2019, 11/02/2019, 10/05/2019 ve 11/07/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanaklarının incelenmesinden, örgüt yapılanmasıyla ilgili tanık beyanları ve teşhis tutanakları dikkate alındığında, davacı … ‘ın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün hakim/savcılık sınavlarına hazırlık mahrem hücre evlerinde kaldığı, örgüt içerisinde kod adı kullandığı ve bu mahrem hücre evlerinden sorumlu sermurakıp olarak örgüt içerisinde görev yaptığının tespit edildiği görülmüştür.
Davacı tarafından hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kaldığına ve bu evlerden sorumlu sermurakıp olarak görev yaptığına yönelik tespite ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Netice itibarıyla, davacının, örgütün yargı erkine kendisine iltisak ve irtibatlı kişileri yerleştirebilmek amacıyla oluşturduğu hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde anılan sınavlara hazırlanmış olmasının ve bu evlerden sorumlu sermurakıp olarak örgüt içerisinde görev yapmış olmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatı ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
6) Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi
Davacı, dava konusu kararlar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.
Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS’in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan “özel hayata saygı hakkı” çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen “özel hayat” kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).
Dava konusu edilen kararlar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS’in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.
AİHS’in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak “kanunla öngörülmüş olma”, aynı maddede sayılan “meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma” ve “demokratik bir toplumda gerekli olma” ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa’nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin “şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması”, “anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması” ve “demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması” gerekmektedir.
Dolayısıyla dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS’in 8/2 ve Anayasa’nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS’in 15. ve Anayasa’nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.
AİHS’in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS’te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Bu doğrultuda Anayasa’nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin 2. fıkrasında ise Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun’la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK’nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.
Zira dava konusu kararlara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.
AİHS’in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa’nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.
Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ’nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir.
AİHS’in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı” hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).
Dava konusu kararların müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS’in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.
Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.
7) Sonuç olarak
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm mali ve özlük haklarının görevden uzaklaştırılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerekmektedir.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2.Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm mali ve özlük haklarının görevden uzaklaştırılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 11/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.