YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/28670
KARAR NO : 2015/6983
KARAR TARİHİ : 24.03.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Temlik alacaklısı …’nın limit ipoteğine dayalı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi talebi üzerine hazırlanan 23.11.2011 tarihli icra emrinin, mahkeme kararı ile iptal edildiği, bu sefer alacaklının, ipotek borçlusu tarafından açılıp karara bağlanan Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 10.12.2013 tarih, 2013/547 Esas, 657 Karar sayılı menfi tespit kararına dayanarak ipotek borçlusuna icra emri gönderilmesini istediği, icra emri tebliğ edilmeden, borçlu tarafından yapılan şikayet de; sair nedenler yanında muacceliyet ihtarının gönderilmediği ileri sürülerek takibin iptalinin istendiği, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İİK.nun 149. maddesi; ipotek akit tablosunun kayıtsız ve şartsız para borcu ikrarını ihtiva etmesi ve alacağın muaccel olması halinde borçluya icra emri gönderileceğini öngörmektedir.
Yine İİK.nun 150/ı maddesinde “Borçlu cari hesap veya kısa orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdi veya gayrinakdi bir krediyi kullandıran tarafın ibraz ettiği ipotek akit tablosu kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmese dahi, krediyi kullandıran taraf …” başvurusu üzerine ve anılan maddede yazılı koşulların oluşması halinde “icra müdürünün aynı Kanunun 149. maddesi uyarınca işlem yapacağı” yazılıdır.
Takip dosyası incelendiğinde; bankanın genel kredi taahhütnamesine istinaden borçlu Niyazi Abaza’ya kullandırdığı kredilerden kaynaklanan alacaklarını, tüm teminatları ile birlikte 138.160,52 TL ile sınırlı olmak üzere takip tarihinden önce alacaklı …’ya temlik ettiği, takip yapan temlik alacaklısının kredi veren kuruluş (banka) olmadığı ve ipoteğin limit (üst sınır) ipoteği olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan maddedeki düzenleme banka ve kredi veren kuruluşlar yönünden olup, diğer gerçek ya da tüzel kişilerin anılan maddeye dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi yapmaları mümkün olmadığından, İİK.nun 150/ı maddesinin olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu durumda alacaklının, teminat ipoteğinden dolayı genel mahkemelerde dava açıp alacağını miktar olarak belirlemeden, borçlunun açtığı eda hükmü içermeyen menfi tespit davasındaki ilama dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi yapması usulsüzdür. Başka bir anlatımla alacağın tahsil edilip edilmeyeceği yargılamayı gerektirmektedir.
O halde mahkemece yukarıda yazılı nedenlerle şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.