Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/36673 E. 2015/27125 K. 16.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/36673
KARAR NO : 2015/27125
KARAR TARİHİ : 16.09.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, avukat olduğunu, davalı taraf ile avukatlık ücret sözleşmesi düzenlediklerini, bu kapsamda davalı tarafın her tür dava ve hukuki işlerin takibini üstlendiğini, davalının kendisini haksız olarak azlettiğini, sözleşmede muvafakat alınmadan bir başka avukata vekalet verilmesi veya sözleşmenin işverence tek taraflı fesih edilmesi halinde bir yıllık ücretin avukata derhal ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bu miktarın tahsili için başlattığı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının icra takibine yaptığı itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmedeki düzenlemenin avukatlık kanunu ve borçlar kanunu hükümleri gereğince geçersız olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, azlin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, haksız azil nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan ücretin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali isteğine ilişkindir. Taraflar arasındaki 01.12.2010 tarihli “Avukatlık Ücret Sözleşmesi“ başlıklı sözleşmenin Avukatlık Ücreti başlıklı kısmında “muvafakat alınmadan bir başka avukata vekalet verilmesi veya sözlemenin işverence tek taraflı fesih edilmesi hallerinde bir yıllık ücret karşılığı para ve varsa devam eden dava ve icra takiplerinden karşı taraftan alınacak ücretlerin tamamı iş sahibince avukata derhal ödenir” hükmü bulunmaktadır. Görüldüğü üzere, sözleşmede davalının sözleşmeyi feshetmesi ile işten el çektirmesi halinde davacı avukata bir yıllık ücret karşılığı paranın ödeneceği öngörülmüştür. Vekalet sözleşmesi, karşılıklı güvene dayalı bir sözleşme olup, güven, sözleşmenin önemli bir özelliğini teşkil eder. Bu nedenle taraflardan her biri, sözleşmeyi her zaman feshedebilir. Nitekim Borçlar Kanununun 396. maddesinde “vekaletten azil ve ondan istifa, her zaman caizdir.” hükmü bulunmakta olup, emredici nitelikteki bu hüküm gereğince müvekkil, vekilini her zaman azletmek hakkından, vekil de her zaman istifa edebilmek hakkından önceden vazgeçemez. Bunun aksini öngören sözleşmeler geçersiz olduğu gibi, istifa ve azil hakkını zorlaştıran kararlaştırmalar da geçersizdir. Sözleşme hükmü geçersiz olduğundan azil haksız olsa dahi cezai şart niteliğinde bulunan sözleşme hükmüne dayanılarak talepte bulunulamaz. Mahkemece, değinilen bu yön gözardı edilerek ve geçersiz sözleşme hükmü dayanak alınarak yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan birinci bent gereğince, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bent gereğince, dalacının temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 867,60 TL harcın davalıdan alınmasına, 16.9.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.