Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7513 E. 2015/1515 K. 28.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7513
KARAR NO : 2015/1515
KARAR TARİHİ : 28.01.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;… plaka sayılı aracı katılandan haricen satın alan ve zilliyedi olan tanık …’in, söz konusu aracı satmak üzere… semtinde kurulan açık oto pazarına götürdüğü, burada sanık ile kendisini… olarak tanıtan ve açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen bir şahsın araca müşteri oldukları, aracın 23.000 TL’ye satışı hususunda anlaşmaları üzerine katılanı satış işlemleri için çağırdıkları ve katılanla saat 17:00’da noterde buluşma hususunda anlaştıkları, katılan ve tanık…’in notere gittiklerinde sanığın işlemleri başlattığı, noterde işlemlerin bitmesini bekledikleri sırada, … isimli şahsın kayınbiraderi olduğunu belirttiği biri ile telefon görüşmesi yaparak, kayınbiraderinin araç bedeli olan 23.000 TL’yi ödemek üzere … Devlet Hastanesi karşısında bulunan çay bahçesinde kendilerini beklediğini söyleyip katılan ve tanığı paranın hazır olduğu hususunda ikna ettiği, noter işlemleri
Bittikten sonra da hep birlikte sanığın belirttiği çay bahçesine gittikleri, burada…’in kayınbiraderi olarak tanıtılan bir şahısla buluştukları, bu şahsın bankadan parayı çekemediğini, ancak ertesi gün saat 09:00’da çekebileceğini belirtmesi üzerine, …’in parayı temin etmek için bir kuyumcu arkadaşını arayacağını söylediği ve telefon görüşmesi yaptıktan sonra hep birlikte…caddesine gittikleri, aracı civarda bulunan …Otelinin karşısındaki durağa park ettikleri, … isimli şahsın katılana, parayı tanık …’e verirken kendisinin de yanlarında olmasını istediğini söyleyerek, katılanın sanık …’ın içinde kaldığı satışa konu araçtan inmesini sağladığı, bu sırada kontak anahtarının aracın üzerinde olduğu, noter belgelerinin de araçta bulunduğu, katılan, tanık… ve… isimli şahsın bir pastaneye giderek kuyumcunun gelmesini beklemeye başladıkları,… isimli şahsın şeker hastası olduğu söyleyerek sık sık tuvalete gidip gelmeye başladığı, bir ara katılanın araçta özel eşyaları olduğunu söyleyerek aracın yanına gitmek istediğinde,… isimli şahsın “Ben ….r’a telefon açarım, eşyaları getirir.” diyerek katılanın aracın yanına gitmesini engellemeye çalıştığı, ancak; buna rağmen katılanın aracı bıraktıkları yere gittiğinde aracın yerinde olmadığını görüp tekrar pastaneye döndüğü, sanığın elinde kendisine ait özel eşyaların bulunduğu bir poşetle birlikte pastaneye geldiğini görmesi üzerine, sanığa aracın nerede olduğunu sorduğu, sanığın da aracı otoparka çektiğini belirttiği, bir süre oturduktan sonra aracın yanına gideceğini söyleyerek pastaneden ayrıldığı, bu sırada kuyumcu olarak tanıtılan .. isimli bir şahsın geldiği ve… isimli şahsa nakit para temin edemediğini, ancak altın verebileceğini söylediği,…’in de altını kabul edemeyeceğini, döviz ya da TL’ye ihtiyacı olduğunu belirtmesi üzerine isimli şahsın döviz ya da TL getirmek için tekrar yanlarından ayrıldığı, bu arada katılanın ikindi namazını kılmak için camiye gittiği, geri döndüğünde tanık…’i masada tek başına otururken gördüğü ve tanığa… isimli şahsın nereye gittiğini sorduğu, tanığın da…’in tuvalete gittiğini söylemesi üzerine tuvaleti kontrol ettiklerinde, bu şahsın tuvalette olmadığını anladıkları, bu şekilde sanık ve… olarak tanıtılıp açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen bu şahsın hileli hareketlerle katılanı ve tanık …’i aldatmak suretiyle menfaat temin ettikleri anlaşılmakla; eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun“ sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasında yer alan; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılıp yerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28/01/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.